Anababaların En Çok Sorduğu Sorular

Grace Ketterman

Giriş

1 Bebek Bakımı
2 Yeni Yürümeye Başlayan ve Okulöncesi Dönemdeki Çocuklar
3 Okul Çağı Çocukları
4 Ergenler
5 Aile ilişkileri
6 Sağlık ve Beslenme
7 Eğitim
8 Duygusal Gelişim
9 Disiplin ve Eğitim
10 Sosyal Gelişim
11 Fiziksel Gelişim
12 Tatiller ve Eğlence

GİRİŞ

Çocuk Eğitimi ile İlgili Temel Görüşlerim
Akşam saat 10:00´da tam gevşemeye başladığımda telefonun kulak tırmalayan sesi çok sinirime dokunmuştu. Günüm saat 7:30´daki bir görüşmeyle başlamış ve isyankâr ergen sorunu konusunda endişeli bir büyükanneyle görüşebilmek için öğle yemeğini kaçırmıştım. Açık söyleyeyim, o kötü sesi duymazdan gelmeyi düşündüm, ama saatin geç olması nedeniyle acil bir konuda olabileceğinden korktum.
Telefon gerçek bir kriz durumu hakkında değildi, ama arayan endişeli anne için çok üzücü bir problemdi. Erken ergenlik dönemindeki kızı son zamanlarda çok değişik bir ruh hali içindeydi ve gergindi. O akşam da, basit bir işi yapmak için bodruma inmeyi reddetmiş ve şimdi de yatak odasındaki ışığı söndürmeye karşı geliyordu.
Daha birkaç gün önce, iki yaşındaki bir çocuğun annesi beni arayıp, zor çocuğuyla başedebilmede ona yardımcı olacak, katılabileceği bir kurs bilip bilmediğimi sordu. Çoğu zaman annelik rolünü yerine getirirken son derece güvenli olduğu halde, oğlunun sınırları deneyen ve isyankâr tavırları karşısında bazen o kadar öfkeleniyordu ki onu istismar etmekten korkuyordu.
Aile problemleri ile ilgili sonsuz sayıda telefon ve yıllarca radyo programım ´Siz ve Çocuğunuz´ adlı programın ardından gönderilen pek çok mektup aldım. Bütün bunlar anababaların ne kadar çok konuyu paylaştıklarının farkına varmamı sağladı. Çok benzer olay vardı ve her biri onunla mücadele eden, baş etmeye ve çözmeye çalışan kişiler için çok acı vericiydi.
Bu kitabın amacı, pek çok insana yardımcı olmuş pratik çözümleri yazıya dökmektir. Belki siz de, karşılaştığınız bir problemin burada yanıtını bulabilirsiniz. Umarım hem size, hem de çocuğunuza yardımcı olur.

İlk Çocukluğun Önemi

Çocuk yetiştirme konusundaki temel yaklaşımımın bir özetini sunarak bu kitaba başlamak istiyorum. Bu temel öğelere dikkat etmenin ana-babalık serüveninizde size yardımcı olacağını umuyorum.
ilk üzerinde durmak istediğim nokta, anababalık rolünün başlar başlamaz kritik bir önem kazandığıdır, ister bir binanın sağlamlığını, bir ağacın düzgünlüğünü ya da bir insanın gelişimini ele alalım, ilk başlangıçtaki doğruluğun hayati önemini artık biliyoruz.
Anlamlı ve güzel bir yaşam sürdürebilmek için gerekli yapının temelini oluşturabilme fırsatı ilk çocuklukta elimize geçer ve bu daha sonra bir daha elde edilemeyecek bir fırsattır. Hayatın anlamlılığını oluşturan da belli dengelerin kurulabilmesidir. Bu dengelerden bazıları aşağıda verilmiştir:
• Güven verebilecek, ama çocuğun bireyselliğini ve bağımsızlığını engellemeyecek kadar ilgi ve koruma.
• Güvenliği sağlayacak, ama isyana yol açmayacak veya umutsuz bir acizlik duygusu yaratmayacak kadar sınırlama.
• Başarılı olmanın gururunu tattıracak, ama hayatı angarya haline getirmeyecek kadar iş.
• Sorumluluk duygusu kazandıracak, ama sağlıklı bir bağımsızlık duygusunu yok etmeyecek kadar disiplin ve eğitim.
• Hayatı eğlenceli bir hale getirecek, ama zevki bir amaç haline dönüştürmeyecek kadar kahkaha ve oyun.
• Hayatı beklentilere uygun bir hale getirecek, ama tahammül edilemeyecek kadar katı bir hale sokmayacak kadar tutarlılık.
• Üretken olmanın mutluluğunu öğretecek, ama çocuğu ben-merkezci bir hale sokmayacak kadar gurur.
• Her günü sevecen ve sıcak bir hale getirecek ve acı dolu çabalan ihtiyaç duyulduğu sürece ve bir ömür boyu yüreklendirecek kadar sevgi!
Evcil hayvanları eğitmenin önemi anlaşılmış ve böyle bir eğitim verildiği zaman hayvanın sadık ve mutluluk verici olduğu görülmüştür. Çocuklara verilecek eğitimin de bazı kuralları olduğunu anababaların anlaması için daha ne kadar zaman gerekli? Çocuğun ne yapmasını istediğinize karar vermek, etkili bir şekilde ödüllendirme yapmak ve kesin sonuçları tutarlılıkla uygulamak çocuk eğitiminin öncelikle bilinmesi gereken kurallarıdır.

Disiplin Gereklidir
Çocukları eğitmek yeterli değildir ve eğitmekle disiplin arasındaki farkı çok az kişi görebilmektedir. Eğitim, ödüller veya cezalar yardımıyla geliştirilebilen basit bir kas ve sinir gelişimidir.
Öte yandan, disiplin, mantık ve anlama içeren karmaşık bir öğretme-öğrenme sürecidir. Neden bazı sonuçların ortaya çıktığını, belli davranış ve tutumlardan hangilerinin iyi veya kötü olduğunu, neyin onları iyi veya kötü yaptığını anlama sürecidir. Birkaç anlamlı taktik ve felsefenin hayatın tümüne uygulanmasıdır. Kısaca, iyi bir disiplin zekanın olumlu bir gelişimi ile sonuçlanır.
Küçük bebekleri sevmek hiç de zor değildir. O kadar çaresiz ve korumasızdırlar ki, anababaların çoğu çok ağlayanlara bile gerekli ilgi ve sevgiyi gösterirler, ilk dişler, ilk adımlar, ilk sözcükler çocuklarına düşkün anababaların heyecan duymasına ve gururlanmasına neden olur.
Peki, ilk ´Hayır! Yapmayacağım´ sözlerinin ne farkı var. Bu sözcükler, özgürlüğe ilk adımın ve anababa ve çocuklar arasında hayat boyu süren sınırlan test etme davranışının belirtileridir. Bunu çocuğun kişilik gelişiminin sağlıklı bir boyutu olarak göremeyen anababalar, çocuklarının kırılmasına ve hiçbir galibi olmayan mücadelelerin sürüp gitmesine neden olurlar. Ya da, tembelce teslim olup, çocuğun deneyim veya mantık üzerine kurulmamış yıkıcı bir güç duygusuna kapılmasına izin verirler.

Anababalann En Çok Sorduğu Soruların Cevapları

Sağlıklı bir çocuk yetiştirme mücadelesinde anababanın başarı ya da başarısızlığını belirleyen sadece hayatın dengeleri değildir. Olumlu yapılanmaları sağlayan aynı zamanda onların kendi iç yapılarının sağlamlığı ve tutumlarıdır. Anababaların çocuklarından istediklerinin yanlış olması pek ender görülür, asıl yanlışlık itaati sağlamak için uyguladıkları yöntemlerdedir.
Bazen çelişkilerle dolu, bazen de uyumlu olan bu deneyimler çocukların duygularını oluşturur. Eğer çocuk çok miktarda koşulsuz sevgi görüyor ve başarılarıyla gurur duyuluyorsa, duyguları sağlıklı olacak ve benlik-saygısı da güçlü bir şekilde gelişecektir. Ama şefkat ve anlayış eksikliği olduğunda ve anababanın öfkesi ve kınaması sevgilerini iletmelerini engelleyecek kadar ağır basıyorsa, çocuğun gelişen kişiliği solup gidecektir. Daha sonraları da ciddi problemler görülme ihtimali çok yüksektir.

Temel Oluşum ve Ergenlik Yılları

Bir çocuğun kişiliğinin temelindeki çatlakların ortaya çıktığı yıllar ergenlik dönemidir. Bu hasara en büyük katkı da ailede ilk yıllarda oluşturulan temelden gelir.
Eğer temel dengeler sağlanamazsa ve anababaların kınadıkları, onayladıklarından daha çok olursa, çocuğun ihtiyacı olan uygun yapı taşları eksik kalır. Bu gizli zayıflıklar, çocuklarda bugün anababaların isyankârlık olarak gördükleri davranış bozuklukları olarak ortaya çıkar. Aslında, ergenlikteki ciddi davranış bozukluklarının üç temel nedeni vardır:
1. Anababalar çok katı veya kuralcıdırlar: Diktatör gibi davranan ve çocuklar üzerindeki kontrollerini çok uzun süre devam ettiren anababaların çocukları bir bağımsızlık görüntüsü verebilmek için büyük bir olasılıkla isyan edeceklerdir. Sağlıklı yetişkinler olabilmek için ergenin zaten yapması gerekli olan bu davranışa, anababalar sadece izin vermekle kalmamalı, ciddi bir isyanı engellemek için yavaşça bağımsızlığa ilerlemesini teşvik etmelidirler.
2. Anababalar çok yumuşak ya da tutarsızdırlar. Ergenlerin sınırları genişletilmelidir, ama hâlâ sınırlara ihtiyaçlan vardır. Anababalar böyle kısıtlamalar ortaya koymadıkları veya onları istikrarsız bir şekilde zorladıkları zaman, ergenler düzenli olarak onları test ederler.Anababalar ne kadar istikrarsız olursa, gençler de o kadar büyük bir gayretle sınırları zorlarlar. Tehlikeli davranışları engellemek için, anababalar sınırlar koymaya başlamalı ve onları büyük bir tutarlılıkla uygulamalıdırlar.
3. Ergenler duygusal acı çekerler. Ergenler kendilerini yetersiz hissettikleri veya çok fazla kaygı ve endişe altında oldukları zamanlarda, oldukça istikrarsız davranışlarla duygusal acılarını ortaya koyarlar. Uyuşturucuya yönelerek veya anti-sosyal tepkiler ortaya koyarak, geçici bir süreyle acılarından kaçabilirler. Hatta bilinçli olarak yakalanıp cezalandırılmaya çalışabilirler, çünkü ceza suçlarını geçici bir süreyle hafifletmektedir. Bu gençlerin ihtiyaçlarını araştırmaları ve acı dolu duygularını sözlere dökmeleri gerekmektedir ki, gösteriş yapmaya gerek görmesinler.
Ergenleri anlamanın ilk şartı zor yılları boyunca onları sevmek, onlardan zevk almak ve onların kim olduğunu anlayabilmektir.

Diğer Kişilerin Ergenler Üzerindeki Etkisi

Bu önemli yıllar boyunca, geniş ailenin varlığı hem anababa, hem de ergen için çok yararlı olabilir. Ancak diğer yandan da, eğer akrabalar ailenin değerlerini paylaşmıyorsa veya ergen güç mücadelesini kazanmak için kendi çıkarları doğrultusunda bu kişileri kullanıyorsa, akrabaların yardımdan çok zararı olabilir. Anababalar, büyükanne ve babalar ve diğer akrabalar arasında sağlam bir ilişki yoksa (yani aralan açıksa), o insanları kullanma çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir.
Bugün kökleri zayıflamaya başlamış olan toplumumuzda, ailenin yer değiştirmeleri, torunlarla büyük anne ve babalar ya da diğer akrabalar arasındaki ilişkilerin gelişimini engellemektedir. Bulunduğumuz yerlerde bu kişilerin yerini tutabilecek kişilerle iyi ilişkiler kurmaya çalışmalıyız.
Ayrıca, toplumda bulunan bazı kişi ve gruplar ergenle birlik olup, anababalara karşı yıkıcı bir tavır içine girmektedirler. Aşırı hoşgörülü değerlere sahip kişiler, eski kafalı ve katı olarak gördükleri anababalarına isyan etmek için fırsat kollayan huzursuz gençlik için kolay bir hedef oluşturmaktadırlar.

Anababaların En Çok Sorduğu Soruların Cevapları

Ergenler üzerinde etkili olan diğer bir faktör de, şiddet gösteren gruplardır. Heyecan ve korunma arayan çocuklar, bu gruplar için kolay bir avdır. 1990´ların sonralarında, bu çetelerin tehdit ve baskıları ana-babaların endişelerinde büyük ölçüde yer almaya başlamıştır. Bugün pek çok toplumda gençliği hem zihinsel, hem de maddi olarak sömüren çetelerin varlığı kesindir.

Sağlam Bir Ruhsal Temel Oluşturma

Olumsuz etkilere karşı en sağlam korunma sağlam bir manevi değer yapısının oluşmasıyla sağlanabilir. Anababalar kendi inanç ve geleneklerini pratikte uygulayarak çocuklarına bazı temel gerçekleri aktarabilirler. Araştırmalar, ailelerin bu yöndeki çabalarının ailenin uyumunu ve gücünü arttırdığını göstermektedir.
Gülen, eğiten ve koruyan sevgi dolu bir babayla birlikte yaşayan bir çocuk, en karizmatik çete lideri tarafından bile kolay kolay ikna edilemez. Hatta, böyle güçlü bir sevgi ile büyüyen çocuklar, ileriki yaşlarda Tanrısal güce çok daha kolay güven duyarlar.
En sık karşılaştığım sorulardan biri de, çocuklara manevi değerleri öğretmenin ve ergenlere inançlarının kazandırılmasının en iyi yollarının ne olduğudur. Bugün bu önemli sorunun basmakalıp bir cevabı yok, ama yardımcı olacağına inandığım bazı önerilerim olacak.
• Anababalar kendi değerlerinizi ortaya koyun, inandıklarınızı günlük hayatınızda gösterirseniz, çocuklarınızın o inançları inkâr etmeleri zor olacaktır.
• inançlarınızı öğretin. Gerçekten yaşanmadan, sözlü olarak tartışılan değerler gözardı edilebilir. Ama onları açıklamadan yaşayarak öğretmek onların doğal olarak kabul edilmesini sağlayabilir.
• Kendi inançlarınızın gereklerini yerine getirin.Dini inançlarınızın korumacı ve sevgiyle ilgili nedenlerini açıklamadan da olumsuz bazı kurallar üzerinde durabilirsiniz. Basit ama dürüst açıklamalar çok önemlidir.
• Ailece dua edebilirsiniz, ama basit olmalarına dikkat edin. Paylaşılan eğlencelerde, karşılaşılan üzüntülerde, iyileştirilen acılarda beraberce dua etmeyi öneriyorum. Biraz konuşmaya başladıkları andan itibaren çocuklar birlikte dua etmeye yönlendirilmelidirler.
• Tanrıyı bir tehdit ve cezalandırma aracı olarak kullanmayın. Yanlış davranışları nedeniyle Tanrının onu cezalandıracağını söylemekten veya Tanrı ... yapan çocukları sevmez´ gibi cümlelerden kaçının. Bunlar, çocukların Tanrının sevgisine olan inançlarını yokeder.
iyimser, kabul edici ve koşulsuz sevgiye çok az kişi karşı koyabilir. Çocuklarınız yollarını şaşırsalar bile, siz kararlarınızdan ödün vermeyin. Onları geri kabul edin ve onları yüreklerinizle karşılamaya hazır olun!

Bırakın Gitsin!

Her genç, çocuk psikologlarının açıkça tanımladığı gelişim aşamalarından geçer. Çocuklarınıza çok kuvvetli bir şekilde bağlanmak, onları sosyal ve duygusal açıdan köstekler. Çocuklar olgunlaşıp kendi kişiliklerini ortaya koymak ve zamanı geldiğinde kendi ailelerini kurmak için evden ayrılmak üzere doğarlar. Bunun farkında olan ve çocuklarının -yavaş yavaş fakat güvenle- bağımsızlığa ulaşmalarını destekleyen ana-babalar, ciddi bir isyanın ve ayrılığın acısını çok nadiren duyacaklardır. Bu değişim her çocukta farklıdır, fakat her çocukta son derece zevkli ve sevgi dolu bir yenilik ve zenginlik haline dönüşebilir.
Bağımsızlığa uzanan bu değişimin en korkutucu yanı, gencin sosyal ilişkileri ile ilgilidir. Çocuklar küçükken, anababalar onların oyunlarını ve etkinliklerini denetleyebilirler. Eğer küçük bir arkadaşın zararlı olduğu kararına varılırsa, evden kolayca uzaklaştırılabilir. Ama ergenlik dönemi geldiğinde bu mümkün değildir! Okuldaki, işteki ve çevredeki ilişkiler artık anababa tarafından yönlendirilemez.
Batı kültürünün hoşgörüsü ve göreceli zenginliği gerçekten korkutucu tehlikeler yaratmaktadır. Akıllı anababalar, yakında bir yetişkin olacak çocuklarına sağlıklı kararlar almak için gerekli temel kuralları öğretme konusunda iyi bir rehberlik verirler. Özgürlüklerin sınırlarını belli oranlarda genişleterek, gencin belli bir sorumluluk duygusunu kazanmasını sağlarlar. Başarısız olduğunda ya da uygun olmayan bir seçim yaptığında onu yüreklendirirler. Genellikle koruyucu bazı sınırlamalar saptarlar ama ergenin kendi hayatını yönetmeyi öğrenmesine mümkün olduğu kadar izin verirler.
Bu zor yıllarda iletişim kanallarını her zaman açık tutabilmek pek kolay değildir! Ama anababalar kendi yeteneklerine, çocuklarının iyi niyetine ve anababaları memnun etme isteğine inanırlarsa, hem ana-babalığı, hem de çocuklarını anlayabilirler.
Burada verilen sorular gerçekten bana yazılan sorulardır. Yazan kişileri korumak amacıyla, sorular biraz düzeltilmiş ve kişilikleri ortaya çıkaracak bilgiler dikkatlice çıkarılmış veya değiştirilmiştir.
Umarım bu sorular bu tür endişeleri olan herkese hitap edecek niteliktedir. Cevapların da, kısa olmalarına rağmen, anlaşılır, uygulanabilir, umutlu ve yararlı olduklarına inanıyorum.

BEBEK BAKIMI
DOĞUM SONRASI

Doğum sonrası lekeleri nedir?
Tıp fakültesinde bize, doğum sonrası lekelerine bebeğin doğumundan sonra bazen ortaya çıkabilen hormonal dengesizliklerin yol açtığı öğretilmişti. Elbette annenin bedeni çocuğun doğumundan sonra pek çok değişiklik geçirmektedir ve bu değişikliklerin en önemli bir bölümü de normal hormonal düzenin yeniden kazanılması ile ilgilidir.
Ama hormonlarla ilgili olmayan bir çeşit doğum sonrası depresyonu olduğunu da düşünüyorum. Birkaç yıl önce, doğum sonrası lekelerini herhangi bir anne gibi yaşayan bir babayla karşılaşmıştım. Onunla ve diğer bazı babalarla konuşmalarım sonucunda, onların da çocuklarının doğumundan sonra depresyon ve üzüntü dolu bir dönemden geçtiklerini saptadım.
Bu konuyu araştırırken ve bu anne ve babalarla birlikte bu konuyu derinlemesine düşünürken, bilinmesinde yarar olan bazı nedenler keşfettim.
Bugünlerde bebekleri olan insanların çoğu o bebeği gerçekten çok istiyorlar. Sevecekleri ve zevk alacakları bir çocuğa sahip olmak, sonra da o bebeği ailelerine ve arkadaşlarına göstermek istiyorlar. Hamileliği boyunca anne çok ilgi görüyor ve baba da bebeğin hareketlerini izlemekten ve onu annenin bedeninin içinde hissetmekten çok heyecan duyuyor. Bu bedensel değişiklikler, büyüyen bebek, odanın hazırlanması, kutlamalar ve tahminler beklemekte olan anababalar için çok hızlı oluşuyor.
Ama o uzun dokuz aylık beklemeden sonra, bebek birden çıkıp geliyor. Partiler bitmiş, oda hazırlanmış ama odanın yeni sahibi ana-babasını yorgunluktan perişan eden bir canavar! Anababalar bazen vazgeçmek zorunda kaldıkları özgürlüğün miktarını tam olarak kavrayamamış olabiliyorlar. Yeni anababa için gittikçe daha da açık bir hale gelen gerçekler şunlardır: Özgürlüğümüzü kaybettik. Veya ikinci çocukları ise, özgürlüğümüzü öncekinden daha da fazla yitirdik. Günde 24 saat, yılda 365 gün ve bir ömür boyu sürecek bir sorumluluk üstlendik. Birbirimize olan ilgimizi kaybetme riskimiz var. Gereksinimleri karşılamak için büyük parasal yükler altına giriyoruz. Üstelik, kirli bezlerle ve gece kalkmalarıyla uğraşmak da hiç hoş değil!
Bütün bu özgürlüklerden vazgeçmeye ve sorumlulukları üstlenmeye gerçekten hazır olan çok az anababa vardır. O halde bütün bunlar gerçekleştiği zaman bir süre üzüntülü anlar yaşanmasına pek şaşırmamalıyız. Bunun olumlu yanı, üzüntünün bilinen bir süreç olmasıdır. Ondan kurtulabilir ve hayatlarınızı zenginleştirmeye -anababa olarak sorumluluklarınızı biraz arttırmaya- gelmiş olan o küçük mutluluk kaynağının değerini anlamayı öğrenebilirsiniz.

YENİDOĞANIN İHTİYAÇLARI

Evdeki ilk günlerinde yeni doğan bebeğimizin ihtiyacı olan giysi ve eşyalar nelerdir? Lütfen listeyi yenidoğan bir bebeğin ihtiyaçları ile sınırlayın.
Temel ihtiyaçlar gerçekten çok basittir, fakat ben çok önemli olduğuna inandığım bir tanesiyle başlamak istiyorum, sallanan sandalye. Sallanan sandalyelerin artık modası geçmiş olabilir ama bebeğin tutuşunu kolaylaştıran ve annesinin karnındayken alıştığı ritmik hareketi ona sağlayan yanı, hem anababa, hem de çocuk için çok sakinleştiricidir.
Elbette bebeğinizin yatmak için bir yatağa ihtiyacı olacaktır. Ana-babaların çoğu pek çok yatağa (portbebe, anakucağı vb.) ihtiyaçlan olduğunu düşünürler, ama gerçekten ihtiyacınız olan bir bebek karyolasıdır. Karyolanın bebeğinizin bedenine destek sağlayacak sertlikte bir yatağı olmalıdır. Karyolanın kenarındaki kolonların bebeğin kafasının girip de sıkışmayacağı sıklıkta olmasına dikkat etmelisiniz. Yatağın kenarlarına koruyucu bir şilte geçirilmesini de tavsiye ederim. Bunu uzun bir kartona biraz yumuşak malzeme ve renkli bir kumaş kaplayarak kendiniz de yapabilirsiniz ya da kendi karyolanıza uygun büyüklükte satın alabilirsiniz. Bu koruyucu şilte çocuğunuzun kafasını yatağın kenarlarına çarpmasını önler.
Yatağınız için de bazı şilte ve çarşaflara ihtiyacınız olacak. Yatağınızı korumak için en üste ince ve yıkanabilir bir şilte yaymanızı öneririm. Böylece bazen çocuğunuzun alt bezinden taşan ıslaklıkların yatağınızı ıslatmasını engellemiş olursunuz. Çocuğunuz kafasını hareket ettirmeyi iyice öğrenene kadar yastık kullanmanızı önermiyorum. Bebekler burunlarını yumuşak yastıklara dayayıp boğulabilirler.
Bebeğinizin böbrekleri çok iyi çalışacağı için bol bol alt bezine ihtiyacınız olacak! Kumaş bezler, hazır bezlerden hâlâ daha ucuz ama onları yıkamak için de çok fazla zamana ve enerjiye ihtiyacınız olacak. Anababa olarak kendi zamanınızı ve parasal imkânlarınızı değerlendirmek zorundasınız. Eğer kumaş bez kullanmaya karar verirseniz, sürekli olarak çamaşır yıkamadan bebeğinizin ihtiyaçlarını karşılamak için en az üç düzine beze ihtiyacınız olacaktır. Hediye almak için sizin önerilerinize ihtiyaç duyan bir yakınınız varsa, ona bebeğinizin ilk 6 haftalık ihtiyacını karşılayacak kağıt bez almasını önerebilirsiniz!
Eğer kumaş bez kullanıyorsanız, bebeğinizin yatağının ıslanmasını engellemek ve dolayısıyla çamaşır işinizi azaltmak için, birkaç plastik dona ihtiyacınız olacaktır.
Bebeğin giysileri de çok önemlidir: En az üç tane zıbın, üç ya da dört tane tulum. Tulumların eldivenli olanları bebeğinizin yumruklarını içme alarak yüzünü çizmesini engelleyecek, çoraplı olanları da ayaklarını içine alarak sıcak kalmalarını sağlayacaktır. Eviniz kış gecelerinde soğuk oluyorsa, bebeğin geceleri giyebilmesi için kalın bir uyku tulumu a -malısınız, çünkü normal bir battaniye bebeğin üzerinde uzun sure kalmaz.
Birkaç tane hafif ince ve bir tane büyük kalın bir battaniye bebeğinizin ihtiyaçlar listesini tamamlar. Bebekler genellikle çok fazla eşyaya ihtiyaç duymazlar. En çok ihtiyaçtan olan sizin, anababalarının
sevgi dolu ilgisidir!
Bebeğinizi beslemenin en yararlı yolu emzirmektir, ama emziriyorsanız ilk bir-iki hafta mücadele etmeye hazır olmalısınız. Bebeklerin doğal olarak sahip oldukları bir emme içgüdüsü vardır, ancak bu yine de zor bir iştir, ilk doğduğu günlerde bebeğinizin çok çabuk uykusu geldiği için onu iyice besleyemeyebilirsiniz. Bu arada annenin de sütü birikir, bebeğin meme ucunu almasını sağlamak zor olabilir. Emzirmek istiyorsanız, doktorunuzun bunu desteklediğinden emin olun ve hastanede biberon vermekten kaçınmalarını sağlayın, ilk günlerdeki zorlukları atlatabilirseniz, emzirmenin müthiş mutluluk verici bir deneyim olduğunu görebilirsiniz. Bazı şehirlerde annelere yardım eden yöresel bazı gruplar annelerin emzirme konusundaki sorularını cevaplamakta ve onları bu konuda yüreklendirmektedirler. Doktorunuzdan bu konuda bilgi alabilirsiniz. Emziren annelerin ihtiyacı olan eşyalar; bir-iki emzirme sutyeni, bebeğinizi soyunmadan emzirmenize imkân verecek birkaç gecelik ve meme uçlarına sürmek üzere bir krem olabilir.
Herkesin emzirme imkânı veya isteği olmadığına göre, piyasada satılan değişik emzikli -doğal meme ucu hissini verecek kadar onlara benzeyenler de dahil olmak üzere- pek çok biberondan birini seçebilirsiniz. Atılabilir plastik torba şeklindeki biberonları tavsiye edebilirim. Böylece biberonların sterilize edilmesi ile uğraşmanıza da gerek kalmayacak, sadece emzikleri temizlemeniz gerekecek.

ÇOCUĞUNUZA İSİM VERME

Çocuklarına isim bulmaya çalışan anababalara neler önerirsiniz?
Çocuk bekleyen anababaların karşılaştıkları en hoş işlerden biri de budur. Aileden gelen isimler önemlidir. Örneğin, bazı babalar oğullarına kendilerinin, büyükbabalarının ya da büyük büyükbabalarının isimlerini vermek isterler. Bazen aileler çocuklarına onlar için anlamı olan bir akrabalarının, bir arkadaşlarının ya da önemli bir tarihi kişiliğin ismini verirler. Çocuğa verilen ismin çok büyük bir önemi vardır. Çocuklara verilebilecek isimlerin anlamlarını veren bazı kitaplar vardır.
Çocuğunuza ilerdeki yıllarda bazı takma isimler yakıştırılabileceğini unutmayın. Bu nedenle, isimleri değerlendirirken kısaltılmış şekillerini de gözönünde bulundurun. Çocuğunuzu küçük düşürücü isimler olmamalıdır. Hangi ismi seçerseniz seçin, o ismi her zaman sevgiyle kullanmayı unutmayın.

BEBEĞİN ÇAMAŞIRLARI

Bebeğin çamaşırlarına nasıl bir özel ilgi göstermeliyiz?
Bu çok önemli bir sorudur, çünkü bebeklerin ciltleri çok hassastır ve alt bezlerini ya da çarşaflarını da temizlemek oldukça güçtür. Her anne, bebeğinin giysilerinin beyaz ve canlı renklerde olmasını arzu eder, hatta bazıları için anne olarak yeterliğinin derecesi o giysilerin durumuna bağlı olabilir! Ama lekeler de bebeklerin bir parçasıdır. Çiş ve kaka lekeleri çarşafları ve alta giyilen giysileri lekeler, bebeklerin tükürdükleri yiyecekler de önlüklerinin ve üst giysilerinin çok kirli gözükmesine neden olur. Portakal suyu gibi pek çok bebek maması da zor lekeler bırakır.
Kuvvetli beyazlatıcı ve deterjanlar çamaşırlarınızı beyaz ve parlak, yumuşatıcılar da yumuşacık yapabilir, ama bunlar aynı zamanda bebeğinizin hassas cildini tahriş ederek belki de ancak bir ayda iyileştirebileceğiniz kızarıklıklara neden olabilir, işte hem giysilerinizi tertemiz yapacak, hem de çocuğunuzun hassas cildindeki tahrişleri engelleyecek bazı öneriler:
Bütün kirli çamaşırları bir kere soğuk su ile durulayın. Sıcak su bazı lekelerin sabitleşmesine neden olabileceği için sıcak su kullanmayın ve bol soğuk sudan geçirin. Sonra bir enzim solüsyonu kullanmanızı öneririm. Bunlar çeşitli markalarda olabilirler, ama çeşitli lekeleri çıkartmadaki etkililikleri ile tanıtılırlar. Bu solüsyonun, giysilerde mucizeler yarattığını göreceksiniz. Lekeleri yaratan maddelerin kolayca çözülmesini sağladığı halde, hem kumaşı yıpratmadığını, hem de bebeğinizin cildini tahriş etmediğini farkedeceksiniz. Bu solüsyondan çıkardığınız giysileri de yeniden durulayın.
Şimdi çamaşırlarınızı makinanızda yumuşak bir deterjanla yıkayın. Eğer çocuğunuzda kızarıklıklar oluşursa, ikinci bir durulama yapın. Çamaşır suyu kullanmaktan kaçının.
Yumuşatıcılar giysilerin ya da bezlerin yumuşacık olmasını sağlarlar ama kurutucunun içine konanlar bazen çocukların hassas ciltlerinde tahrişlere neden olabilecek bazı artıklar bırakabiliyor. Bu nedenle, çamaşır makinasına konan yumuşatıcıları tercih edin. Bazı bebekler yumuşatıcıların içindeki kokuya tepki gösterebilir, ancak çoğu bundan rahatsız olmazlar.
Yıkadıktan sonra, çamaşırları kurutun. Her zaman için dışarıya asılıp, güneşte kurutulan çamaşırları terih ederim. Ama bunun mümkün olmadığı bir yerde oturuyorsanız, kurutma makinanız da işinizi görecektir.
İyi anababalığın zevkli yanlarından biri de, bebeğinizin yumuşacık ve tertemiz olmasını sağlamaktır!

YENİDOĞANIN AĞLAMASI

Bir bebeğin ağlamasının en yaygın nedeni nedir?
Açıkça söylemek gerekirse, bebeklerin çoğu acıdan ağlarlar, ama ağlamalarının pek çok farklı nedeni vardır. Yeni anababaların en büyük korkularından biri de, bebeklerinin ağlamasını kesemeyecekleri korkusudur, içgüdüsel olarak bebeği sakinleştirmek ve rahatlatmak isteriz ve bunu yapamadığımız zaman da kendimizi yetersiz hissederiz.
İlk bebeğimizin doğuşunu ve onun ağlamaları yüzünden duyduğum endişeyi bugün gibi hatırlıyorum. Tıptan yeni mezun olduğumdan, bütün ciddi ve olası tıbbi problemlerin farkındaydım ve her ağladığında, diğer anababaların aklına bile gelmeyen, çok ciddi bir eksiklik ya da hastalığı olduğundan hiç kuşku duymuyordum. Neyse ki her defasında, ağlamalarının genellikle çok basit, anlaşılır ve göreli olarak da tedavi edilebilir bir nedeni olduğunu saptıyordum.
Bir yenidoğanın ilk ağlaması acı doludur - oldukça soğuk ve bazen de acımasız bir dünyaya doğmanın verdiği acı. Acıdan kaynaklanan ağlamada öfke yüklü gibi gelebilir ve yoğundur. Genellikle yumruklar sıkılıdır ve bedene doğru çekilir. Gözler sıkıca kapatılmıştır ve ağlama da gerçekten çok yüksek sesli ve insanın içine işleyen türdendir. Acıkma, üşüme, ıslanma, kulak ağrısı veya acı veren bir pişik gibi durumlar, hayatın çocuğa sunduğu haksızlıklara karşı verilen bir tepki olarak öfkeli bir ağlamaya neden olurlar.
Diğer ağlama nedenleri de, yalnızlık, sıkıntı ve hatta korkudan kaynaklanabilir. Yalnızlık ve sıkıntı ağlaması daha çok bir sızlanma ve huysuzluk şeklindedir ve anababalar için çok rahatsız edici olabilir. Yenidoğanların çok yüksek sesten ve ani sarsıntıdan irkildiklerini biliyoruz ve bu durum değişik bir ağlamaya veya bedensel bazı tepkilere neden olabilir. Ellerini ve ayaklarını uzatırlar ve gözlerini kocaman açarlar. Sonra da yüksek sesle ağlamaya başlayabilirler ama öfkeli ve acılı ağlamadan farklı bir niteliktedir.
Bebek birkaç aylık olduktan sonra bebeğin ağlamalarına hemen karşılık vermek, ona, ilgi çekmek için ağlamayı öğretebilir. Diğer yandan da, çok geç veya çok az karşılık vermek de, ona öfkelenmeyi veya geri çekilip sessiz kalmayı öğretebilir. Bu nedenle tam zamanında, ne çok erken, ne de çok geç karşılık vermek çok önemlidir.
Zamanla çocuğunuzun ağlamasını tanımaya başlayacaksınız ve onun ihtiyaçlarını kontrol edeceksiniz. Altı mı kirli? Aç olabilir mi? Biraz kucak ve ilgi mi istiyor? Bebeğiniz ağlamaya başlamadan gerekli ilgiyi göstererek, o miniğe daha az rahatsız edici bir şekilde ağlayarak, size daha sevecen ve olumlu tepkiler vermesini öğretebilirsiniz. Korkmuş, aç veya acılı bir bebeği sakinleştirme gücüne sahip olmak bir anababa için en hoş şeylerden biridir.

BEBEĞİ UYANDIRMA

Bazen işteki uzun bir günün ardından, eve çok geç geldiğimde, üç aylık oğlumu uyurken bulunca çok hayal kırıklığına uğruyorum. Onu uyandırıp, beraber oyunlar oynamak ve arkadaşlık etmek için dayanılmaz bir istek duyuyorum ve itiraf etmeliyim ki bunu bazen yapıyorum. Bu şekilde onun uykusunu bölmek zararlı mıdır? Ama böyle yapmazsam da, onu günlerce uyanık olarak göremeyebilirim.
Elbette onu uyandırabilir ve kalbinizin içine sokabilirsiniz. Çalışsanız da çalışmasanız da bebeğinizin anababasıyla yakın ilişkiye ihtiyacı vardır. Babalar farklı bir yaklaşımla bazen annelerin yerini alarak belli bir denge sağlayabilirler. Minik oğlunuzun tadını çıkarın. Altını değiştirmenizi, onu yıkamanızı öneririm. Onu besleyin, onunla oynayın ve yatağına geri koyun.
Eğer biriniz çalışıyor, diğeri de evde oturuyorsa, evde olan anne ya da baba günün sonunda yorgunluktan bitmiş bir haldedir. Bu nedenle çalışan anne ya da baba bebeği uyandırırsa, onun (beslemek ya da altını değiştirmek gibi) ihtiyaçlarını da o karşılamak ve onu yine uyutmalıdır. Unutmayın ki evdeki anne ya da babanın önünde ertesi gün uzun ve yorucu bir gün daha olacak.
Bebek doğar doğmaz, eşler evdeki işleri paylaşmak üzere bir plan hazırlamalıdırlar. Evdeki anababadan biri çocuk bakımı ve ev işlerinin tümünü üstlenmelidir. Eğer her iki anababa da çalışıyorsa, evdeki işlerin paylaşılması kaçınılmazdır.
Birbirinizin eğlenme ihtiyacını unutmamanızı öneririm. Çocuğunuzla arkadaşça oynadıktan sonra onu sakinleştirip, aranızdaki sağlıklı duygusallığı koruyabilmek için birbirinize zaman ayırın. Çocuğunuza verebileceğiniz en iyi hediye, birbirini gerçekten seven bir anne ve baba olmanızdır. Ama bu sevgiyi canlı tutabilmek için çok çaba göstermeniz gerekebilir. Çocuklar büyüdükçe, anne ve babanın birbirlerine ayıracak zaman bulmaları daha da güçleşir. Böyle bir zamanı hayatınızın bir parçası haline getirin ve beraberce biryerlere kaçabilmek için haftada en az bir akşam için bir bakıcı ayarlayın.

UYUMAMAK İÇİN DİRENME

Çocuklar için uykuya gitmenin neden bu kadar zor olduğunu hep merak ederim. Benim üç aylık kızımın bazen olduğu gibi, gerçekten çok yorgun oldukları zaman bile uyumamak için neden bu kadar direnirler? Kızımızın daha kolay uykuya dalabilmesi için yapabileceğimiz bir şey var mı?
Bu çok önemli bir soru, çünkü anababaların gerçekten dinlenmeye ihtiyaçları var ve üç aylık bebeklerinin biraz daha fazla uyumasını ne kadar çok istediklerini de biliyorum. Bazı bebekler gürültü nedeniyle uyumakta zorlanabilirler. Havlayan bir köpek veya korna çalan bir araba, yüksek sesli bir radyo veya televizyon onları uyanık tutabilir ya da tam dalacakken uyandırabilir.
Bazı bebekler gürültüden pek etkilenmeyebilir fakat aşırı derecede uyarılabilirler. Bazı çocuklar çok keskin bir duyma, görme ve dokunma duyusuna sahip olarak doğarlar ve başka bir çocuğu rahatsız etmeyecek her şey onları etkileyebilir. Böyle çocuklar arka plandaki sesleri silip, kendilerini sakinleştirmekte zorlanabilirler.
Bebek Bakımı
Bazen, özellikle de ilk bebekler, çok aşırı tepkisel anababalara sahip olabilirler. Bir gün çocukları histerik bir ağlama krizine tutulmuş bir anababa tarafından eve çağrılmıştım. Eve girdiğimde, anneanne, babaanne, dedeler ve de çocuğun anababasını oldukça büyük bir düşkırıklığı içinde buldum. Çocuğun ciddi bir kulak ağrısı olabileceğini düşünerek, onu dikkatlice muayene ettim ama iki kulağı da temizdi. Boğazı ağrımıyordu, ateşi yoktu, pişik olmamıştı, kısaca bebeğin şiddetli ağlamasına neden olabilecek hiçbir şey gözükmüyordu. Anababaların odadan çıkmasını ve bana bir biberonla sallanan sandalye getirmelerini istedim. Memnuniyetle yaptılar. Çocukla birlikte oturup onu yumuşakça bir an salladıktan sonra, hemen uykuya daldı. Bu durumdaki teşhisim aşın endişeli anababalardı. Çocuk ağladığında anababalar ona yoğunlaşıyor ve geriliyorlar ve bu gerginlik de çocuğa bulaşıyordu.
Çocuğunuzu kucakladığınızda, gevşeyin ve sakinleşmeyi öğrenin. ´Sakin OY yazısı bebeğinizin karyolasına asabileceğiniz güzel bir slogan olabilir. Bebeğin çevresini mümkün olduğu kadar huzurlu yapın. Kısık ışıklar, yumuşak renkler, arka planda yumuşak bir müzik, çocuğunuzun gevşemesine yardımcı olabilir. Özellikle çok yorgun ve gerginseniz, çocuğunuzu kucaklamaktan kaçının. Bebeğiniz yine de biraz yaygara çıkaracaksa, bunu sinirli bir anababanın kucağında yapacağına, gevşeyebileceği karyolasında yapmasında yarar vardır.

SIKILMIŞ BEBEK

Bizler yeni anababalarız ve sorumuz şu: Çok hareketli ve çevreyle ilgili iki aylık bir kızımız var. Sesler çıkarmayı ve gülmeyi çok seviyor. Bütün gece uyuyor ve gündüzleri de genellikle uyanık. Benim canımı sıkan bazen çok sıkılıyor gibi gözükmesi. Onun büyümesi ve öğrenmesine yardımcı olmak için neler yapmalıyız? Çok fazla ilgi gösterirsek onu şımartır mıyız?
Bu soru, bugün pek çok anababayı ilgilendiren bir problemi yansıtıyor. Toplumumuzda öğrenme konusu o kadar çok vurgulanıyor ki, anababalar da küçücük bebeklere bile birşeyler öğretmeleri gerektiği konusunda gereğinden fazla endişeleniyorlar. Bu iki aylık bebeğin gerçekten sıkıldığından şüpheliyim, yoksa uyuklama ya da memnuniyetinin işaretlerini mi veriyor. Belki de çocuğun gerçek ihtiyaçlarından çok kendi endişeleriyle mi ilgileniyorlar. Bu bebek çok sevgi ve ilgi görüyor gibi gözüküyor. Anababanın çocuklarını devamlı olarak eğlendirmesi ve onu heyecanlandırıp mutlu etmesi gerektiği düşüncesinden nefret ediyorum.
Küçük bir bebeğin oyalanması ile ilgili bazı öneriler: Biraz uyuduktan sonra onu kucağınıza alıp istediğiniz kadar oynayın. Eğer açsa, onu doyurun, altını değiştirin ve yatağına, oyun parkına ya da (evde onu rahatsız edecek bir hayvan ya da başka çocuklar yoksa) yere yaydığınız bir battaniyenin üzerine koyun. Bebek rahatsız olmadığı sürece, ailenin olduğu yere konabilen sallanan bebek salıncaklarını da seviyorum. Böylece çocuklar gözlem yaparak öğrenme ve anababaların da kendi işlerini sürdürdükleri bir aile ortamını izleme olanağını bulabileceklerdir. Tutmaya başladıktan sonra, eline yumuşak bir çıngırak ya da benzer bir oyuncak verebilirsiniz. Hareket ederek çocuğun dikkatini çeken bir oyuncak da koyabilirsiniz. Yatağının kenarlarına müzikli ve parlak oyuncaklar yerleştirilebilir. Bunları kısa ve parlak bir kurdeleyle bağlayın, ip kullanmaktan kaçının çünkü bunlar bebeğin boynuna dolanabilirler. Bebek oturmaya başladıktan sonra da bunları çıkarın çünkü yatağın tepesinde asılı olan şeyler kafasına düşeceği için tehlikeli olabilir.
Bebeğinizden zevk alın ama onun esiri olmayın. Onu istediğiniz sürece eğlendirin ama 24 saat onu mutlu etmek zorunda olduğunuz hissine kapılmayın. Anababaların çocuklarının ihtiyaçlarını saptamalarına yardımcı olan içgüdüsel bir sezgileri vardır. O sezginizi izlerseniz çok fazla yanlış yapmazsınız.

BEBEKLERİN YARADILIŞLARI

İkinci bebeğim doğduğu andan itibaren ilk çocuğumdan çok farklı özellikler gösteriyor. Bu bana çok ilginç geldi. Normal mi?
Kesinlikle, çok normal. Aslında, çocukların yaradılışları ile ilgili araştırmalar vardır. Stella Chess ve Alexander Thomas adlı doktorlar pek çok yenidoğanı incelemiş ve uzun yıllar hayatlarını izlemişlerdir. Bütün bebeklerin dokuz kişilik özelliği ile doğduklarını ve bu özelliklerin de en hafiften en yoğuna kadar bir derecelenme içinde olduğunu saptamışlardır. Bu özellikler şunlardır: 22
• aktivite düzeyi
• tepkilerin yoğunluk düzeyi
• dikkat dağınıklığı
• istikrar
• tutarlılık
• duyarlılık düzeyi (dokunma, koklama, tatma, duyma, konuşma)
• yaklaşma/kendini çekme
• uyum yeteneği
• genel ruh hali
Bazı çocuklar, doğuştan bu özelliklerin en alt ucunda, bazıları en üst tarafında, çoğunluğu da ortalarda yer alır. Bu özellikleri aklınızda bulundurmak, çocuğunuzu daha iyi anlamanıza ve ona göre karşılık vermenize yardımcı olur.
Kendinizin bu özelliklere sahip olma yoğunluğunuz çocuğunuzun sizde yol açtığı bıkkınlığın derecesini belirler. Eğer siz düşük hareketlilik düzeyine sahip bir insansanız ve çocuğunuz da çok hareketli ise, günün sonunda kendinizi yorgunluktan dağılmış bir durumda bulabilirsiniz. Önemli olan sizin çocuğunuzu olduğu gibi kabul etmeniz, bir yandan mümkün olduğunca uyum gösterirken diğer yandan da ona davranışlarını mümkün olduğu kadar değiştirmeyi öğretmektir. Aynı zamanda bebeğinizi koşulsuz sevmeye de devam edin.

YAYGARACI VE UYKUSUZ BEBEK

5 aylık bebeğim hiçbir zaman gerçek bir gündüz uykusu uyumuyor. Yarım saat, en fazla kırk beş dakika uyuyor ve sonra üç saat uykusuz kalıyor ve yeniden bir yarım saatlik uyku uyuyor. Uyku aralarında da genellikle çok yaygaracı ve yorgun oluyor. Bu durum her gün devam ediyor. Benim için çok yorucu ve yıpratıcı oluyor çünkü bir iş yapmak için gerekli zamanı bulamıyorum. Onun daha iyi bir uyku uyumasını nasıl sağlayabilirim?
Buradaki problem tam bir kısır döngüne dönüşmüş. Çocuklar yaygara yaptıkça ve ağladıkça anneler daha çok yoruluyor; anne daha da geriliyor ve çocuk annenin gerginliğini hissediyor, daha çok ağlıyor. Bunun nasıl olduğunu kolayca görebilirsiniz, bu nedenle kendinizi suçlamayın çünkü oldukça gergin ve uykusuz bir çocuğunuz var.
Bebeklerdeki uykusuzluk genellikle bir rahatsızlıktan ya da bizim deyişimizle gaz sancısından kaynaklanır. Ya da alışkanlıklar ve gerginlikler uykusuzluğa neden olabilir. Böyle çocuklar büyüdükçe biraz hiperaktif olabilirler.
İlkönce bebeğin uykusuzluğuna neden olabilecek fiziksel bir neden olup olmadığından emin olun. Eğer bebeğin hazım problemi olduğundan şüpheleniyorsanız, doktorunuzun görüşlerine başvurun. Değişik bir formül veya beslenme programındaki bir değişiklik veya bağırsak spazmları için birkaç damla ilaç, böyle ´zor´ bebekler için mucizevi bir tedavi olabilir.
ikinci olarak, kendiniz sakin ve mümkün olduğu kadar mutlu olmaya çalışın. Bebeğe mümkün olduğu kadar sakin bir ortam yaratmaya çalışın. Bebeği devamlı olarak rahat ettirmek, kucağınıza almak ve sallamak zorunda olduğunuz hissine kapılmayın! Eğer onu beş-on veya on beş dakika rahat ettirebilirseniz bu çok iyi. Ama sonra onu bırakın ve bir süre kendi işlerinizle uğraşın. Eğer hâlâ ağlıyorsa, kontrol edin ve onu tekrar rahatlatmaya çalışın. Eğer bebeği bir saat kucağınıza aldığınız halde hâlâ ağlıyorsa, siz de gittikçe daha çok gerileceksiniz. Siz biraz ara verirken, bırakın o da yatağında biraz ağlasın. Sonra bebek uyuduğu zaman siz de dinlenin. Rahat olun, çünkü emin olun bir süre sonra bebeğiniz ağlamayı kesecek ve birbirinizden zevk alacaksınız!

MİNİK GECE ADAMI

Kızım ve damadım 7 aylık oğulları yüzünden korku içindeler. Her ikisi de çalışıyor fakat bebeğin çok tatlı bir bakıcısı var, yani çok iyi bakılıyor. Gündüz uykuları genellikle çok kısa, ama çok sağlıklı ve mutlu bir bebek. Her gece onu yıkadıktan sonra, beraberce oynuyorlar. Problem bebeğin gece uykuları.Saat dokuz civarında uykuya yatıyor ve bütün gece boyunca daha da artan bir sıklıkla her iki saatte bir uyanıyor. Doktoru ağlamasına izin vermemizi söylüyor. Devamlı uyanan bir bebeğe ne yapılabilir?
Böyle geceler çok zordur. Çözümlere geçmeden önce, bebeklerin gece ağlamalarının nedenleri üzerinde duralım.
Nedenler: Pek çok neden vardır ve her birinin kontrol edilmesi gerekir. Açlık nedenlerden biridir ve küçük çocuklar yiyecekleri farklı hızlarda sindirirler, bu nedenle de bazılarının daha sık beslenmeye ihtiyacı vardır. Bir acılan olabilir; kulak ağrısı veya karın ağrısı ya da onları uykudan uyandıran ve gece huzursuz eden herhangi bir ağrı olabilir. Genellikle de, buradaki gibi, kronik bir problem basit bir alışkanlık olabilir. Bu bebeğin doktoru da bunun bir alışkanlık olduğunu düşünüyor gibi gözüküyor. Herhalde diğer bütün olasılıkları kontrol etmiştir. Bebek fazla yorgun da olabilir. Uzun süreler sert bir şekilde kendisiyle oyun oynanınca bebek gevşemekte zorlanabilir. Fazlasıyla uyarılmıştır. Ya da anababalar uykusuzluktan çok yorgun ve sabırsız olabilirler ve bebek de bunu hissedip huzursuz olabilir.
Çözüm: Akşamları hareketli oyunlardan sonra, rahatlatıcı ve sakin bir zaman oluşturun. Uyku saatini, bebek -tümüyle tükenip bitmeden-sağlıklı bir yorgunluğa ve bir sakinliğe ulaşana kadar geciktirin. Odasının karanlık ve sessiz olmasını sağlayın ama düşük sesli ve devamlı bir müzik veya çevredeki sesleri gölgeleyecek tekdüze bir ses iyi olur.
Sonra bebek yine de uyanır ve ağlarsa veya hemen uykuya dalmazsa, doktorun önerisini uygulayın. Ben de bebeğin ağlamasına izin vermenizi tavsiye ediyorum ama anne ya da baba´nın sık sık güven ziyaretleri yapması şartıyla. Eğer (onu kucağınıza almadan) her 15 dakikada bir yanına gidip kontrol ederseniz, ona bir güven duygusu verirsiniz. Kendini terk edilmiş hissetmez, ilk gece yarım saat veya daha fazla ağlayabilir. Bir sonraki gece onun yarısı kadar, daha sonrakinde ise hiç ağlamayabilir. Eğer gün boyunca bebeğe yeterince ilgi gösterirseniz, geceleri kendini ihmal edilmiş ve terkedilmiş hissetmeyecektir. Bebeklere anababalarının ihtiyaçlarına saygı göstermeyi öğretmeye çok erken dönemlerde başlamalıyız ve bunu yaptığınız için sevinebilirsiniz.

EMZİRME VE KATI YİYECEKLER

Bu iki bölümlü bir soru. İlk önce, emzirmenin yanı sıra katı yiyeceklere ne zaman başlanmasını önerirsiniz?
İkinci olarak, düzenli olarak katı yiyeceklere başladıktan sonra daha ne kadar emzirmeye devam etmeliyim?
Bu konuda çok farklı tavsiyeler alabilirsiniz ve bunlar da anababaların kafalarını karıştırmaktadır. Eğer biraz eskilerden bir doktorunuz varsa, katı yiyeceklere büyük bir olasılıkla bebeğiniz altı veya sekiz haftalıkken başlayacaktır. Son yıllarda tıp çevrelerinde katı yiyeceklere çok erken başlandığı görüşü yaygınlaşmaya başlamıştır, çünkü gittikçe daha çok çocuğun yiyecek allerjisi olduğunu görüyoruz. Açıkçası benim görüşüm, bebeğin beslenme programına katı yiyecekleri eklemeden önce dört, hatta altı aylık olmasını beklemenizin akıllıca olacağıdır. Ailenizde yiyecek allerjileri görülmüşse, uzun bir süre beklemek çok önemlidir.
Katı yiyecekleri nasıl ekleyeceğiniz konusu da çok önemlidir. Ana-babalara cazip gelen karışımlardan çok, basit yiyeceklerle başlamak gerekir. Bebekler için, su ya da anne sütü ile yumuşatılmış pirinç gevreğini öneririm. 3-6 gün sonra, küçük bir miktar pirinç gevreğinin üzerine, basit ve kolay sindirilebilen bir yiyecek olan muzdan bir miktar koyabilirsiniz. Hemen bütün bebekler onu rahatça hazmeder ve tadını severler. Daha sonra, havuç ya da kabak gibi sarı ya da turuncu bir sebze eklemenizi öneririm. Daha sonra da basit bir et, örneğin tavuk eti, ekleyerek listenin en başına geri dönebilirsiniz. Önce farklı bir gevrek, sonra meyva, sonra sebze ekleyip, çocuğunuz sizin onayladığınız (ve belki de onun da onayladığı) çeşitlilikte yiyecekler yer hale gelene kadar buna devam edebilirsiniz.
Diğer önemli bir konu da bebeğin memeden kesilmesidir. Bazı anneler bebeklerini emzirmeye bir buçuk-iki sene ya da bebek istediği sürece devam etmeyi tercih ederler. Diğerleri 9 aylıkken ya da bebek dişleriyle ısırmaya başlayınca kesmek gerektiğini düşünürler. Bunun özel bir konu olduğunu ve bebeğin ne zaman sütten kesileceğinin belirlemeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum. Benim kontrolümdeki çocukların hepsi (benim kendi üç çocuğum da dahil olmak üzere) 7-9´uncu aylar civarında emmeyi bıraktılar. Açık söylemeliyim, biraz hayal kırıklığına uğradım! Emzirmekten çok zevk alıyordum, ama onlar daha fazla almadılar. O aylardan sonra çocuklarımı emziremediğim halde, biberonlarını her zaman kendim verdim ve bu anlar onları kucağıma alıp okşadığım, sarıldığım ve salladığım anlardı.
Bebeğinizin bedenini gözleyin. Çocuğun annesinden (veya biberondan) emmekten ve bundan aldığı tatminden vazgeçmeye ne zaman hazırsa, o zaman bırakmasına izin verin. Çocuğun kendi bedeni ve sistemi doğru zamanı bilir. Bazı çocuklar annelerinden emmeyi bıraktıktan sonra hemen bardağa ya da ağızlıklı bardaklara geçerler. Eğer çok uzun süre beklerseniz, çocuk için emme refleksinden vazgeçmesi çok zor olabilir ve emmek bir alışkanlık haline gelebilir!

BEBEĞİ KİM TUTACAK?

Küçük çocukların bebekleri tutmalarına ve taşımalarına izin verilmeli midir? Başka birisinin çocuğunun sizin bebeğinizi tutmasına izin vermeniz istendiğinde bunu reddetmenin diplomatik bir yolunu önerebilir misiniz?
Bebekler orada oraya taşınabilecek oyuncaklar değildirler ama büyük ilgi ve uyarılmaya ihtiyaç duyarlar, işte yardımcı olacağına inandığım bazı öneriler:
ilkönce, en yakın aile üyelerini ele alalım. Bu annenin bir çocuğu olduğu için bebeğin abileri ve ablaları yok ama pek çok ailenin birden fazla çocuğu var. Diğer kardeşlerin de bebeğe sahip olma duygusunu yaşamaları gerekir. Böylece genellikle ilişkilerini zedeleyen rekabet veya kıskançlık duygularını yaşamazlar. Büyük çocukların bebeği tutmalarına ve beraber oynamalarına izin verilmesini, hatta buna teşvik edilmelerini tavsiye ediyorum. Eğer abi ya da abla küçükse (2 veya 3 yaşlarında) anababaların sürekli yanında olup, bebeğin başını destekleme ve bebeği nasıl tutacağı ve nasıl oynayacağı konusunda abi ya da ablaya yardımcı olmaları gerekir. Daha büyük çocuklar bunu çok çabuk öğrenirler ve yeni bir bebeğin sorumluluğunun onlara verilmesi çocuk bakımı konusunda çok öğretici olur.
Ailenin dışındaki çocuklar daha farklı bir problemdir çünkü onların genel sağlık ve temizlik durumlarını ve çocuklarla deneyimlerini bilemezsiniz. Dışarıdan olan çocuklara (hatta yetişkinlere) yol gösterici ve yönlendirici bazı sözler söyleyebilirsiniz. Eğer başkalarının çocuğunuzu almasından rahatsız oluyorsanız, bebeğinizi kollarınızda sıkıca tutarak bebeğinize dokunmak isteyip istemediklerini sorabilirsiniz. Küçük çocuklara bebeklerin eline nasıl dokunacaklarını veya bebeğin başını nasıl okşayacaklarını gösterebilir ve bebeği tehlikeli bir şekilde kucaklamadan da onu hissedebileceklerini öğretebilirsiniz.
Yetişkinlere şöyle bazı sözler söyleyebilirsiniz: ´Umarım bebeğimizi seversiniz, ama onu o kadar uzun bir zamandır bekliyoruz ki, şu anda diğer insanların onu kucaklaması beni biraz rahatsız ediyor.

SALLAYARAK UYUTMA

Şimdi sekiz aylık olan ikiz oğullarım çok iyi huylu ve bakımı kolay bebekler. Oldukça güvenli gözüküyorlar. Geçmişte onları hem gündüz, hem de gece uykularında sallamayı ve ninni söylemeyi alışkanlık haline getirdim. Arkadaşlarımın çoğu onları yataklarına koyup, ağlayarak uyumalarına izin vermem gerektiğini söylüyor. Bunu iki haftadır deniyorum, ama ikisi de çok sızlanan ve uzun süreler ağlayan çocuklar oldular. Yardımınıza ihtiyacım var. Doğru şeyi yaptığımı bilmek beni çok rahatlatacak.
Bence çocuklarını uyumadan önce sallayan bu anne veya baba en doğrusunu yapıyorlar, ilk bir ya da bir buçuk yıl boyunca, bebeklerin gece uykusuna yatmadan önce kucaklanma, okşanma ve sallanmaya ihtiyacı vardır. Bu yaştaki çocuklar konuşamazlar, bu nedenle de ihtiyaçlarını ifade edebilmek için ağlarlar ya da sızlanırlar. Bu sızlanmalarla ihtiyaçlarının karşılanmadığını anababalarına iletmeye çalışırlar. Bu bebekler pek şımarmışlar gibi gelmiyor bana. Gerçekten şımarmış olan bir bebeğe daha farklı bir tavır gerekir. Böyle bir bebeği yatağına koyup, ağlamasına izin vermeli ve güven duygusunu sağlamak için birkaç dakikada bir kontrol etmelidir. Ama bu örnekteki bebeklerin annelerine ihtiyacı var gibi gözüküyor. Yatak zamanı boyunca sürdürülecek bu sevme ve okşama süreci biraz yorucu da olsa, bebeklerin annelerini aradıkları açıkça görülüyor. Babanın güçlü kolları da bebekleri rahatlatır, uyku zamanında yapılması gerekenlere o da istekle eşit katkıda bulunabilir.

PARMAK EMME

Hastaneden eve geldiğinden beri parmağını emen 6 aylık bir kızım var. Sancılı bir bebekti ve onu tek sakinleştiren şey parmağıydı. İnsanlar eline eldiven geçirmemi söylüyorlar, ama bir bebeğin parmağını emmesinde nasıl bir kötülük olabilir?
Bu yüzyıllardır süren bir problem. Parmak emen çocukları olan anababalar genellikle çocuğun dişleri ile ilgili endişe duyarlar. Ama dişlerle ilgili bu endişeler artık geçerli değil. Danıştığım diş hekimleri de parmağını emen çocuklar konusunda daimi dişler çıkana kadar endişelenilmemesini, dişler çıkarken de çocuğun çıkmakta olan dişi geriye doğru itebileceği problemi dışında bir sorun olmadığını söylediler. Ama anababalar bu konuda endişelenmeye devam edecekleri için bazı önerilerde bulunacağım.
Parmak emmeyi en baştan engellemek sonradan tedavi etmekten çok daha kolaydır. Eğer bu anneye verilen eldiven takma önerisini hastaneden eve ilk geldiğinde deneseydi, işe yarardı. Bazı bebek tulumlarının da bebeğin ellerini kapatacak şekilde yapılmış uzun manşetleri oluyor. Benim deneyimlerime göre, emzikler parmak emmeyi önlemenin iyi bir yolu. Parmağın aksine, çocuğun ihtiyacı kalmadığı zaman onu atabilirsiniz.
Eğer bir bebek parmağına hiç başlamamışsa, sonradan onu özlemeyecektir. Ama çocuk gazlı ve huzursuz bir bebekse, ağzındaki o küçük parmağın sağladığı huzur ve güvene ihtiyacı vardır. Açık söylemek gerekirse, ben de bu anneye katılıyorum ve parmak emmede bir kötülük olduğunu düşünmüyorum.
Ama eğer bir problem varsa (belki de anneniz ya da teyzeniz çocuğa parmak emmeyi bıraktırmanızı söylemektedirler), aşağıdaki görüşleri deneyebilirsiniz:
1. Bebek beslenirken, uzun süre emmesine fırsat verin ve böylece parmağını emmeye gerek görmeden uykuya dalacaktır.
2. Bu aşamada (altı aylık) bebeğin elinde tutabileceği, hem onu oyalayacak, hem de ağzına sokup çiğneyebileceği çok güvenli oyuncaklar vardır. Bunların bebeğin boğazına kaçabilecek ya da ağzında çok gerilere kadar sokacağı oyuncaklar olmamasına dikkat edin. Bebeğin artan ilgisini kendi bedeninden farklı nesnelere çekmeye çalışın. Müzikli veya hareket eden oyuncaklar bebeği eğlendirebilir ve ellerini ağzına götüreceğine bu oyuncakları yakalamak için kullanmaya çalışabilir.
3. Çocuğunuzla oynayın ve ellerini parmak emmekten daha farklı işler için kullanmayı öğretin.
4. Eğer bebek alırsa, emzik deneyin. Daha önce de söylediğim gibi, emziği çocuktan almak mümkün olmasına rağmen, her zaman elinin altında olan parmağından uzaklaştırmak imkânsızdır.

GAZINI ÇIKARMALI MI, ÇIKARMAMALI MI

Üç aylık olan oğlumuz büyüdükçe daha çok kusuyor. Bunu engellemek için onun gazını daha sık mı çıkarmamız gerekiyor, yoksa büyüdükçe daha çok kusması doğal mı?
Bazı çocuklarda doğrudan midelerine açılan bir geçiş vardır. Bebek daha hareketlenip, kıpırdanıp tekmeler atmaya başladıkça midesindekileri sıkıştırır ve sonra da kusar. Bu pek ciddi bir şey değildir ve kilo artışını engelleyecek miktarlarda kusma durumu çok seyrek olur. Ama anababalar için bu çok rahatsız edici bir durumdur.
Ciddi kusmalarda, gaz çıkarmanın pek bir yararı olmaz. Gaz kabarcıklarını çıkarmak ve küçük dolu bir mideyi rahatlatmak kusmanın bir kısmını engelleyebilir ama tümüyle durduramaz. Bebek daha da büyüyüp hareketlendikçe midesinin üzerinde çırpınmaya başlar ve problem daha da kötüye gidebilir. Ama bebek ayaklanıp yürümeye başlayınca, problem çok kısa bir sürede yok olur. O zamana kadar kullanabileceğiniz bazı öneriler:
Bebeğin boynunda geniş cepli önlükler bulundurun. Böyle önlükler kusmukların çoğunu toparlar ve kolayca değiştirilebilir. Sizi de bebeğin bütün giysilerini yıkama derdinden kurtarır.
Sabırlı olun. Belki de size söylemem gereken en önemli şey budur. Bebeğiniz bunu bilerek yapmamaktadır.
Bebeğin yatağında başını koyduğu tarafı yükseltmeyi deneyin. Bir süre önce, bir bebeğin kusmaları o kadar ciddi boyutlardaydı ki onun kilo kaybını engelleyebilmek için anababası yatağını yükselttiler. Bebeğin karyolasının baş tarafını yükseltmek için ayaklara tam oturan tahta bloklar kullandılar. Yerçekimi bebeğin çok fazla kusmasını engelliyordu. Bazı yataklar bu tür bir ayarlamayı yapabileceğiniz donanıma sahiptir. Böyle yataklarda sadece baş tarafın ayaklarını daha yükseltmeniz gerekir.
Eğer çocuğunuzun problemi ciddi boyutlarda ise doktorunuza danışın. Ama ben bugüne kadar hiçbir yuva çocuğunun kustuğunu görmedim. Siz ve çocuğunuz bu rahatsız edici alışkanlıktan kurtulacaksınız.

ERKEN YÜRÜYENLER

Bir arkadaşımın bebeği hiç emeklemeden, bir yürütecin yardımıyla doğrudan yürümeye başladı. Bu tavsiye edilen bir şey mi?
Bazı öğrenme güçlüğü içindeki çocukların emeklemeden doğrudan yürümeye başladıklarını bilinmektedir. Bugün, bebeğin emeklemesinin onun motor ve nörolojik gelişimi için gerekli temel bir aşama olduğuna inananlar var.
Eğer çocuğunuz emeklemeden yürümeye çalışıyorsa, siz müdahale edebilirsiniz. Yere onun yanına çökün ve onunla birlikte emeklemeye çalışın. Bu yalnız eğlenceli olmakla kalmaz, hem de sonraki öğrenme becerileri üzerinde önemli etkileri olduğu görülen bedensel gelişimini sağlar.

TUVALET EĞİTİMİ

Lütfen bana tuvalet eğitimi ile ilgili önerilerinizi tekrarlar mısınız? Böyle bir deneyimden geceli bir süre oldu ve ne yapmam gerektiğini hatırlamak için yardıma ihtiyacım var.İster bir ister bir düzine çocuğunuz olsun, tuvalet eğitimi ile her karşılaştığınızda yepyeni bir zorlukla karşılaşmış gibi olursunuz. Bu konuda pek çok mektup alıyorum ve bu anne için önerilerimi tekrarlamaktan memnuniyet duyacağım. Anababalara, telâşa ve endişeye kapılmamalarını öneririm. Bu fiziksel beceriyi kazanmayı başaramayanlar sadece ciddi nörolojik eksikliği olanlardır ve tuvalet eğitimindeki problemlerin çoğu aşırı endişeli anababalardan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden gevşeyin. Çocuğunuzun başlamaya hazır olup olmadığını gözleyin. Başka birisinden gelen keyfi bir öneriye kanıp, artık iki yaşına geldi, tuvalet eğitimine başlamalı diye düşünmeyin. Bu işe yaramaz.
Çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olduğunu gösteren belli işaretler vardır. Bunlar;
1. Çocuğunuz bir saatten uzun aralıklarla kuru kalıyor. Gündüz uykusundan veya sabah uykusundan kuru kalkıyorsa, çocuğunuz artık lazımlık kullanmaya hazır olduğunun farkında demektir.
2. Çocuğunuz idrar sisteminin farkında olduğunu gösteriyor (örneğin, çişini yaparken bezine bakıyorsa).
Çocuğunuz bu işaretleri gösterdiğinde, onu eğitmeye başlayın. Onu lazımlığa oturtun. Küçük bir lâzımlık kullanmanızı öneririm (tuvalete takılanları değil). Küçük bir çocuk için küçük bir şeyin üzerinde oturmak daha güvenlidir. Çocuk lâzımlıkta otururken, banyodaki musluğu açın, çocuğa bir bardak su verin, hatta bir miktar ılık suyu çocuğun jenital bölgesinin üzerine dökün. Genellikle bu çişin akmaya başlamasını sağlar ve çocuk başarısına çok şaşırır (siz de çok sevinirsiniz!).
Eğer bu işe yaramazsa, birkaç dakika bekleyin ve tekrar denemesini sağlayın. Ama çocuğu lâzımlığın üzerinde yorulmasına neden olacak kadar çok oturtmayın. Kalkmasına izin verin, eşofman altı giydirin veya hiçbir şey giymeden öylece dolaştırın ve kısa bir süre sonra tekrar deneyin. Eğer vaktiniz varsa ve gerçekten istiyorsanız, bütün gününüzü banyoda geçirebilirsiniz. Çocuğun orada normal olarak oynamasına ve koşmasına izin verin ve çiş yapmaya başladığı anda onu yakalayın. Lâzımlık çok yakında olduğu için çabucak olayı kavrayacaktır. Pek çok anababa bu yöntemin kendi çocuklarında gerçekten işe yaradığını söylemişlerdir. Eğer harcayacak bütün bir gününüz yoksa sabırlı olun. Çocuğunuzu bezle değil bir eşofman altı ile dolaştırın. Bu ona farklı bir his verir ve çişini altına bırakmaktansa banyoda halletmesi gerektiğini hatırlatır.
Her şeyden önce aşağılama ve cezadan kaçının. Çocuk hazır olduğu zaman tuvaleti kullanacaktır ama önce yapamayacak kadar gergin, öfkeli veya korkmuş olmamalıdır. Başardığı zaman onu içtenlikle övün. Eğer bir hafta ya da on gün içinde hiçbir başarı gösteremezse, biraz daha büyüyene kadar tuvalet eğitimini erteleyin. Bebeğiniz tuvalet eğitimini sabır ve sevgiyle kazanacaktır.

TATİL VE BEBEK

Bizim en büyük mutluluğumuz olan 7 aylık bir kızımız var. Bu ayın sonunda, kızımız 7.5 aylık olduğu zaman bir haftalık bir yolculuk planlıyoruz. Kesin olmamakla birlikte kızımızı iki gün ve altı günlük bölümlerle büyük anne ve babalarıyla bırakmayı düşünüyoruz. Onu büyük anne ve babalarıyla bıraktığımızda arkamızdan hiç ağlamıyor ama yine de onu bırakmak konusunda kararsızız.
Genç anababalara ara sıra uzaklaşmalarını her zaman öneriyorum* Çocuğunuza verebileceğiniz en değerli hediye birbirinizi sevmeniz ve karı koca olarak aranızdaki duygusallığı canlı tutmaktır. O geçireceğiniz zamanların ne kadar değerli olduğunu bilirim. Ama kiranızın yaşında (sadece 7 aylık) uzun bir yolculuğa karşıyım. Çocuk büyükanne ve babalarıyla geçireceği birkaç saat veya bir ya da iki günden çok hoşlanabilir ama onun yaşındaki bir bebek için bir hafta çok uzun bir süre. Bir yaşın altındaki çocukların, anababalarından bir hafta süreyle ayrı kaldıklarında bunalıma girdiklerini ve terkedilme duygusuna kapıldıklarını gösteren araştırmalar yapılmıştır. 18 aydan sonra ise zararın çok daha az olduğu, çünkü çocuğun insanların gittiklerini ve geri geldiklerini artık anlayabildiğini görüyoruz. Daha da büyük bir çocuk, anababanın gitmesini kabul eder ve rahatça yaşamını sürdürebilir.
Belki de bu önemli ilk yıl boyunca, bütün bir hafta veya 8 günlük bir yolculuktansa, uzun bir hafta sonu tatili organize edebilirsiniz. Eğer yine de gitmeye karar verirseniz veya başka bir seçeneğiniz yoksa, size bazı tavsiyelerde bulunabilirim. Yolculuğunuza çıkmadan önce, küçük bebeğin bir ya da iki geceyi büyükanne ve babalarında geçirmesini sağlayın. Onu alıp evine geri getirmeniz, ona terkedilmişini ve sizin geri geleceğinizi öğretebilir. Umarım, böylece çocuk büyükanne ve babalarıyla daha uzun zamanlar kaldığında, bunu endişelenmeden atlatabilir.

NİTELİKLİ ZAMAN

Bir anababa bebeğiyle veya daha büyük çocuğuyla bir gün içinde ne kadar zaman geçirmelidir? Nitelikli bir zaman geçirmekten söz ediyorum. Anababalar çocuklarıyla birlikte oldukları zamanın çok mu, yoksa az mı olduğuna nasıl karar verebilirler?
Bu çok geçerli bir kaygı, çünkü anababalar, özellikle de evin dışında bir işte çalışmayanlar, bazen kendilerini kapana kısılmış olarak hissederler ve uzaklaşmak isterler. Anababaların çoğu kendilerini gergin ve bıkkın hissetmedikleri sürece, çocuklarıyla mümkün olduğu kadar çok zaman geçirebilirler. Anababa ve çocuk birbirlerinden sıkıldıklarında veya keyifleri kaçtığında, anababa biraz uzaklaşıp bir şekilde özgürlüğünü yaşar ve gevşerse çok iyi olur. Bu anababa geri döndüğünde gerçekten çocuğundan çok zevk alır. Eğer çocuk çok bağımlı ve mızmız veya çok şımarık olduysa o zaman anababalar ona çok fazla veriyorlar ve bütün dünyalarını onun etrafında kurmuşlar demektir. Eğer çocuk çok yapışkan olduysa ve çok korkuyorsa ya da çok çekingen ve duygusal olarak soğuk davranıyorsa, o zaman anababa onunla çok az zaman geçiriyor demektir. Daha büyük bir çocukta, yatak ıslatmaya, parmak emmeye veya diğer bazı bebeklik alışkanlıklarına geri dönüş olması, anababanın çocuğa verdikleri zamanda veya zamanın niteliğinde eksiklikler olduğunu gösterir.
Nitelikli zaman nedir? Belki bu sorunun cevabı bu anneye de yardımcı olabilir. Bence nitelikli zaman çocuğu gevşetmeye ve eğlendirmeye yönelik olan zamandır. Beraberce mutlu bir şekilde oynamak, onun ihtiyaçlarını karşılamak, öğretmek ve yönlendirmek, sevip okşamak, beraberce konuşup gülmek. Bunlar mutlu anababaların ve uyumlu çocukların zevk aldıkları şeylerdir. Nitelikli zaman, doğru öncelikler seçilerek özgürce verilen zamandır. Belki derli toplu bir ev çok zamanınızı almaz ama derinlemesine temizlenmiş bir ev çok zamanınızı alır ve o bekleyebilir. Çok uğraştırmayan normal yemekler hazırlamak, çocuğunuzla geçireceğiniz eğlenceli zamanı arttırabilir. Çocuğunuzla geçirdiğiniz kaliteli ve eğlenceli zamanın o büyüdükçe artacağını umuyorum.
Çalışan anababalar arttıkça, belki ihtiyaç, belki de arzu duydukları için, anababalar evin dışında geçirdikleri zamanı nitelikli zaman kavramı ile telafi etmeye çalışmaktadırlar. Örneğin, çalışan annelere çocuklarıyla geçirdikleri zamanın nice/idinin değil nite/iğinin önemli olduğu söylenmektedir. Burton White´ın Hayatımın ilk Üç Yılı isimli araştırması, en azından üç yaşına kadar zamanlarının büyük bir kısmını biyolojik anababaları ile birlikte geçiren bebeklerin her şeyin en iyisini yaptıklarını ortaya koymaktadır.
Çocuğunuz birkaç dakika kendini oyalayabiliyorsa, bunu yapmasına izin verin. Siz bir iş yaparken onu yanınıza alın, onunla konuşun, gülümseyin ve ara sıra ona dokunun. Bu tür davranışlar sizin yoğun ilginizi dengeleyerek onun sağlıklı bir şekilde kendini eğlendirmesini sağlar.
Eğer evin dışında çalışıyorsanız, evdeki işlerinizi en aza indirgeyip, zamanınızın çoğunu mümkün olduğunca çocuklarınızla birlikte geçirmeyi unutmayın. Karşılıklı her iki tarafı da eğlendirecek oyunlar bulun, beraber oynayın ve gülün, onlara birşeyler öğretin ve eğitin! Çok kısa bir süre sonra bağımsızlıklarını kazanacaklar. O zaman evi temizleyebilir, kariyerinizi hızlandırabilir veya istediğinizi yapabilirsiniz.

GÜVENLİK BATTANİYESİ

7 aylık kızımla ilgili bir sorum var. 3 aylıkken birisi ona ipeksi bir kumaştan yapılmış çok yumuşak bir battaniye verdi. Onu o kadar çok sevdi ki, artık onsuz uyumuyor, mutlaka kafasının üzerinde durması gerekiyor. Bu normal mi, yoksa onu battaniyeye daha fazla bağlanmaktan vazgeçirmeli miyim?
Aslında bu bebeğin iyi bir arkadaşı var, çünkü çocukların çoğu bir şekilde bir güvenlik battaniyesine bağlanırlar. Çocukların nesne devamlılığına ihtiyaçları vardır, yani bazı şeylerin her gün kesinlikle ve hiç değişmeden aynı kalmasına ihtiyaçları vardır. Çocukların güven duygularını ve ihtiyaçlarını sağlayan şey bu aynılıktır. Güvenlik battaniyesi sözcüğü de buradan gelmektedir.
Çocuklar alıcı sinirlerden oluşan küçük bir yığın gibidirler. Çevrelerinden her türlü uyarıcıyı alırlar. Onların sinir uçlarını uyaran her türlü şeye karşı aşırı duyarlıdırlar ve küçük bebeklerde dokunma duyusu özellikle çok önemlidir. Koku, görme ve duyma da önemlidir. Çocuklar büyüdükçe ve dış dünyalarıyla ilgilenmeye başladıkça, nesnelere ve kendi bedenlerine, örneğin parmaklarına, güvenlik battaniyelerine ve oyuncak ayılarına gösterdikleri düşkünlükten vazgeçerler. Böyle nesneleri çok erkenden çocuktan uzaklaştırmak veya bu konuda çok endişelenmek sadece güvensizlik yaratır ve bu da çocuk tarafından vızıldanma, ağlama veya sinirli alışkanlıklar şeklinde ifade edilir.
Bu çocuğun o battaniyeyi almasına izin verilmesini kesinlikle tavsiye ediyorum. Hatta çocuğunuzun gerçekten ihtiyacı olan süre boyunca onun yanında kalması için o battaniyeye çok iyi bakmanızı tavsiye ediyorum! Zamanla, tabii ki ondan vazgeçmesini sağlamalısınız. Bazen battaniyeyi yıkamak için ondan uzaklaştırmanız gerekecektir çünkü zamanla bu tip çok kullanılan şeyler çok kirlenebilir. Çocuğun sevdiği battaniyenin yerine, ona benzeyen ipeksi yumuşaklıkta yeni bir battaniye almanızı öneririm. Belli bir tanesine bağlanmaması için başka battaniyeleri de almasını sağlayın. Bu bebek daha sadece 7 aylık olduğuna göre, o nesneyi kullanması için yeterince uzun zamanı olacaktır. Bu anne de, eğer bir tane daha benzer battaniye almazsa, bebeğin ihtiyacını karşılayamadığı zor durumlarda kalabilir.
Eğer battaniye büyükse, anne onu iki ya da üç parçaya ayırabilir çünkü böylece biri kaybolduğunda her zaman yedek bir tane daha olacaktır. Ayrıca küçük bebekler battaniyeye dolanabilirler ve eğer yüzleri kapalı kalırsa boğulabilirler. Bu nedenle, eğer bebeğinizin büyük bir battaniyesi varsa, onu yüzüne çekmediğinden emin olun.
Bir gün battaniye lime lime olup parçalanabilir. Eğer çocuğunuz 12-18 aylık ya da daha büyükse, bunun olmasına izin verin. Battaniyenin yerine kendiniz geçin. Sizin okşamalarınız, bu kaybı en az üzüntüyle atlatmasına yardımcı olacaktır. Hem siz, hem de çocuğunuz zamanı geldiğinde güvenlik battaniyesinden ayrılma problemini de atlatacaksınız.

YENİ YÜRÜMEYE BAŞLAYAN VE
OKULÖNCESİ DÖNEMDEKİ
ÇOCUKLAR ERKEN YAŞTA DİSİPLİN

Bir ve iki yaşlarındaki çocukların disipline edilmesi ile ilgili önerebileceğiniz her türlü yardıma çok ihtiyacım var.
Hangi yaşta olursa olsun bir çocuğun disipliniyle ilgili anahtar o çocuğun yapabileceği davranışları anlayabilmektir. O çocukla uğraşırken de bunu akılda tutmak çok önemlidir.
Yeni yürümeye başlayanlara uygulanacak disiplinle ilgili olarak kullanılan bir terim vardır. Çevresel disiplin veya bir evi çocuğa uygun bir hale getirmek. Bu, çocuğun çevresini onun başının belâya girmeyeceği bir hale getirmek demektir. Yeni eklenen kapıları, dolap kilitlerini, üste örtülen örtüleri, yükseltilen rafları ve çocuk içgüdüsel araştırmalarını yaparken onu koruyacak her türlü yöntemi içerir. Çevresel disiplin çocuğa her dakika hayır demenizi engeller. Böyle bir sözü bütün gün boyunca duymayı kimse istemez, bu nedenle disiplin yaratıcı ve koruyucu olmalıdır. Ancak bazen çocuğunuzu ve değerli eşyalarınızı koruyamayabilirsiniz ve hayır demek zorunda kalabilirsiniz.
Çok yetenekli bir müzisyen olan yakın bir arkadaşım vardı. Çok pahalı müzik notalarının durduğu bir rafı varmış ve bir gün bir yaşındaki oğlu bunları keşfetmiş. Kapaklardaki parlak renkler dikkatini çekmiş ve onları koparıp ağzında çiğnemeye başlamış. Elbette, bunun çiğnemek için biraz pahalı bir materyal olmasının yanı sıra bebeğin sağlığı için de pek iyi olduğu söylenemez. Arkadaşım oradaki malzemeleri daha yüksek bir rafa kaldırabilir ve böylece çocuğun oraya erişmesini engelleyebilirdi. Ama her zaman ortalarda bir müzik eşyasının olacağını biliyordu. Bu nedenle bir öğleden sonrasını oğluna müzikle ilgili eşyalara dokunmaması gerektiğini öğretmekle geçirdi, izlediği basamaklar şunlardı ve size de yardımcı olacağını düşünüyorum.
Çocuğa kısaca notalara ellememesi gerektiğini anlattı. Hayır sözcüğünü sıklıkla ve sertçe kullandı. Çocuk notalara ulaşmaya başladığı zaman, onu oradan uzaklaştırıp, notaları rafa geri koydu. Açıkça ve sertçe "Hayır, onları alamazsın" dedi. Çocuğun elini geri çekip onları ellemesine izin vermedi. Bunları, çocuk bir-iki saat sonra notaları elleyemeyeceğini anlayana kadar taviz vermeden ve tutarlılıkla sürdürdü. Bu dersin birkaç gün süreyle tekrarlanması gerekti ama çocuk notaları ellememeyi öğrenme konusunda çok yol katetti. Ve öğrendiği diğer önemli bir konu da, annesinin hayır dediği zamanlarda bunu gerçekten kastettiği ve sonucu takip ettiği idi.
Anababaların bazen sordukları diğer bir soru da, çocuklarına vurmanın veya popolarına bir şaplak atmanın gerekli olup olmadığıdır. Bazıları sıkı bir şaplağın çocuğun kızgın bir ütü ya da sobaya değdiği zaman duyacağından daha az acı vereceğini iddia etmelerine rağmen, ben bunun gereksiz olduğunu düşünüyorum.
Çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz sevgi, kahkaha ve oyun dolu anları arttırın ve aranızdaki sevgi bağlarını sağlamlaştırdıkça, sevdiği ana-babasını mutlu etmek için o da daha çok çaba harcayacaktır.

YENİ YÜRÜYENLERDE KARDEŞ KAVGASI

Benim sorum iki yaşındaki oğlumu disipline etmekle ilgili olacak. Bir yaşındaki kızkardeşine daha nazik davranması için onu nasıl yönlendirebilirim? Aralarında 17 ay var. Oğlum bizim görmediğimizi düşündüğü anlarda, onu tekmeliyor, itiyor veya bir oyuncakla ona vuruyor.
Daha büyük olanların küçük kardeşlerini ciddi şekilde yaralayabileceklerini biliyorum. Ve anababaların genel tepkisi zarar göreni korumaktır. Aslında, gerçekten ilgiye ihtiyacı olan daha saldırgan olan büyük çocuktur.
İki yaşındaki bir çocuğa kendilerinden daha küçük kardeşleri ile oynama konusunda güvenemezsiniz. Genellikle kendi yaşıtlarıyla bile başarıyla oynayamazlar. Bunu yapabilmek için yeterince gelişmemişlerdir. Kendi haklarını ve kişiliklerini ortaya koymakla o kadar meşguldürler ki, daha küçük bir çocuğun rekabetiyle başa çıkamazlar. Bu daha büyük çocuk, özellikle de küçük kızkardeşinin üzerine çevrilmiş olan parlak ışıkları kıskandığı zamanlarda daha çok zaman ve ilgi ister. Daha büyük olan çocuğunuza çok fazla ilgi göstermekten korkmayın. Böyle bir durumda anababaların tavırları daha sevecen ve rahat, daha az kaygılı ve eleştirel olmak zorundadır ve bir süre sonra büyük çocuk sakinleşecektir. Ancak yine de anababalar büyük çocuk bebeğe içerlemekten vazgeçene kadar onu izlemeye devam etmelidirler.
Oğlunuz büyüdükçe, ona bebekle nasıl etkileşim kurabileceğini öğretmeye çalışabilirsiniz. Onu bir süre tutmasına yardımcı olun, yanaklarını okşamayı gösterin, parmaklarını nasıl tutabileceğini öğretin. Bu canlı "bebeğin" zevkini aldıkça, kaba olmaktan vazgeçecek ve kibar ve sevecen olmayı öğrenecektir.

HAYALİ ARKADAŞLAR

Küçük çocuklar hayali oyun arkadaşları yaratmaya başladıklarında anababalar endişelenmeli mi?
Kesinlikle hayır. Aslında, çocuklar hayal güçlerini kullanıp oyun arkadaşları ve küçük dünyaları için çeşitli fantaziler yaratmadıkları zamanlarda biraz endişe duyarım. 3 yaşından 7 yaşına kadar olan çocukların pek çok hayali arkadaşı, hatta evcil hayvanı olması çok normaldir. Bu, küçük sağlıklı zihinlerinin yaratıcı yanını gösterir. Kendi çocukluğumdaki hayali çay partileri ve büyük ziyafetleri, çamurdan pastaları, ipler ve çubuklardan oluşturduğum mimari harikaları hâlâ hatırlarım.
Her çocuğun kendi hayal gücünden esinlenen değişik yaratıcılık alanları vardır. Çocuğunuzun hayali arkadaş veya hayvanlarından zevk almanız gerekir. Siz de onların oyunlarına katılın, onların hayal gücü sayesinde sizin hayatınız renklenecek ve sizin katkılarınızla da onlarınki gelişecektir.
Ancak hem kendinizin, hem de çocuğunuzun bu yaratıkların hayali olduğunu bildiğinden emin olun. Benim üzerinde durduğum tek nokta gerçek ile hayal arasında oluşabilecek belirsizliktir. Çocuklar bu farklılığı ve o çizginin nerede olduğunu bilmezlerse, o zaman hayal dünyasına fazla daldıkları konusunda endişe duyarım. Kısaca söylemek gerekirse, onlara bunun hayali bir durum olduğunu hatırlatarak yardımcı olabilirsiniz. Basit bir sözcük neyin gerçek olduğu konusunda çocuğunuzun kafasının daha netleşmesini sağlayabilir.

KENDİLERİ YAPSINLAR

Bir çocuk için bağımsızlığa doğru ilerlemesi neden bu kadar önemlidir?
Bunun iki nedeni vardır. Birincisi, ana babaların iyiliği için, diğeri de tabii ki çocuğun iyiliği içindir. Çocuğu bağımlı kılarak ve aşırı koruyarak kolay yolu seçme eğiliminde olan anababalar aslında çocuklarının gelişimini engellerler. Bu daha kolay olabilir -ya da çocuğun her şeyini yapmaktan hoşlanabilirler- ama çocuk için iyi olan bu değildir. Çocuklar eninde sonunda bağımsız olacaklardır. Bunun için doğmuşlardır ve hakları olan da budur. Bu doğal ve yavaş yavaş oluşan bir süreçtir ve anababalar bunu ne kadar erken anlarlar ve o konuda birşeyler yaparlarsa, her iki taraf için de o kadar iyi olacaktır.
Eğer anababalar çocuğun bir sonraki gelişim aşamasına geçmeye hazır olduğunu gösteren içgüdüsel ipuçlarını yakalayamazlarsa, daha sonraları bunları yaptırmak çok daha zor olacaktır. Örneğin, üç dört yaşlarındaki bir çocuk annesine bahçede ya da babasına çamaşır işinde yardımcı olmak istiyor. Ama, inanın bana aynı çocuk 13-14. yaşlarındayken o işleri yapmak istemeyecektir. Bu yüzden ona yardım etmeyi erken yaşlarda öğretin ve o deneyimi eğlenceli ve mutlu bir hale getirin. Çocuğunuza işbirliği alışkanlığı kazandırır ve sorumluluk duygusunu geliştirirsiniz. Ergenlik çağındaki isyankârlıklar, çocuğun erken yaşlarda yavaş yavaş bağımsızlığını ve sorumluluklarını kazanması sağlanarak önlenebilir.İşte hem size, hem de çocuğunuza bu gelişim süresince yardımcı olacak bazı kurallar, ilkönce, çocuğun gelişen ilgi ve yeteneklerini izleyin ve o yetenekleri erken yaşta destekleyin. Çocuğun bardağı tutması veya kaşıkla kendi kendine yemek yemesi onun nörolojik gelişimini hızlandırır. Ayrıca kendi bağımsızlığı ile gurur duymasını da sağlar, ikinci olarak, çocuğun başarıları karşısında gururlandığınızı gösterin. Bu sadece sağlıklı bir bağımsızlık kazanarak motive olmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ihtiyacı olan benlik saygısını da geliştirir. Örneğin, "Sussie, bırak ben yapayım. O bluzu ters giyiyorsun" demek yerine, "Sussie, ne kadar da güzel giyindin. Bu kadar çok işim varken bu bana gerçek bir yardım oldu" demek. Ne kadar zor olursa olsun, ne kadar fazla zaman ve sabır gerektirirse gerektirsin, çocuğun kendisinin yapmasına izin verin. Üçüncü olarak, çocuğunuzun bir şeyi doğru yapmadığı için ortaya çıkan doğal sonuçlara katlanmasına İzin verin. Deneyim en iyi öğretmendir ve çocuklar bir hata yapıp onu düzeftereîk de olsa, yaparak öğrenmekten çok gurur duyarlar.

OKULÖNCESİ DÖNEMDE PAYLAŞMA

İki veya üç yaşlarındaki çocukların birlikte oynayıp oyuncaklarını paylaşmaları mümkün müdür?
Bu soruyu iki yaşındakiler ve üç yaşındakiler olarak ikiye ayıralım, çünkü bu iki yaş grubu arasında büyük bir fark vardır, iki yaşındakiler iri tipik davranışı diğer çocuklarla gerçek bir etkileşim içinde oynayamamalarıdır. Onların davranışları pek sosyal olmayan bireysel davranışlardır, iki yaşındaki kendi gücünü dener ve neler yapıp neler yapamayacağını bulmaya çalışır. Herkesle yarışır ve iki yaşındakinin sloganı "Daha iyi olan kazansın"dır. Kimin daha iyi ve daha güçlü olduğunu bulmak zorundadır.
Çocukların, bu gücü hissettikleri zamanlar ve teslim olmak zorunda oldukları zamanlar vardır, iki yaşındaki çocuğumuzu yeteneklerinin çok ötesinde sosyal ilişkiler içine sokmakta acele etmememiz ve yapamayacakları bir şeyi yapmalarını istemememiz çok önemlidir, iki yaşındaki çocuklar paylaşamazlar çünkü daha o oyuncaklarla tek başlarına bile ne yapacaklarını bilemezler. Bunu öğrenmek için zamana ve yere ihtiyaçları vardır, iki yaşındaki çocuğunuzun başka çocukları incitmesine ve onların ellerinden oyuncakları kapmasına izin vermeyin. Çocuğunuz diğer küçüklerle birlikteyken oradaki varlığınızla ve yumuşak fakat kararlı müdahalelerinizle geleceğe yönelik yönlendirmeler yapabilirsiniz. Çocuğunuza aşama aşama paylaşmayı ve sırasını beklemeyi öğretirseniz, daha ileride diğer çocuklarla güzelce oynamayı öğrenebilir.
İki yaşındaki çocukların çok güzel yaptıkları şeylerden biri (ve bu aynı zamanda onlara işbirliğini de öğretir) yere oturup topu birbirlerine yuvarlamaktır. Siz yere oturursanız ve çocuk da aynısını yaparsa, birlikte oynama konusunda bir kavram geliştirir. Bu, işbirliğini öğrenmede önemli bir adımdır.
iki yaşındakilere başkalarıyla oyun oynamayı öğretmenin diğer bir yolu da bir kutunun içine bir miktar eşya doldurmaktır. O kutunun içinden eşyaları çıkartarak ve tekrar koyarak onunla birlikte siz de oynayabilirsiniz. Sonra da diğer bir çocuğun aynı şeyi yapmasını sağlayın ki kendi yaşıtı bir çocukla birlikte oynayabilsin. Bu basit mekanizmalar iki yaşındaki bir çocuğun diğer çocuklarla nasıl oynayacağını öğrenmesine yardımcı olur.
Çocuk üç yaşına geldiğinde, kendisi diğer çocuklarla oynamak isteyecektir. O yaşa geldiklerinde çocuklar artık paylaşmayı, her türlü etkinlik içinde işbirliği yapmayı ve birlikte yaratıcı oyunlar oynamayı öğrenmiş olurlar. Üç yaşındaki çocuğunuzun yaşıtlarıyla oynamasından zevk alacaksınız.

ANABABANIN YATAĞINDA

Okulöncesi dönemi çocuğunun gece yansı anababasının yatağına gelmesini nasıl karşıladığınızı öğrenmek istiyorum. Dört yaşındaki oğlumuz bunu iki senedir yapıyor. Bir gün yorulup kendi kendine vazgeçeceğini düşündük. Biraz hasta bir çocuktu ve fazla uykuya ihtiyaç duymuyordu. İlk kez gece uykusu uyuduğunda 15 aylıktı. Güven duygusunu sarsmadan ve reddedilmiş hissetmesine neden olmadan, kendi yatağında kalmasını nasıl sağlayabilirim?
Bu çok özel bir soru ve iki boyutu var. Biri anababalarıyla uyuyan okul öncesi çocuklarıyla ilgili genel felsefe ve diğeri de bazı sağlık sorunları olan özel bir çocuk.
Bazı uzmanların, çocukların anababalarıyla uyumalarına izin vermenin oldukça normal olduğunu savunduğunu biliyorum. Ama genel olarak konuşmak gerekirse ben buna karşıyım. Bence bu, ne anababa, ne de çocuk için tam bir dinlenme oluyor. Aynı zamanda da evliliğin mahremiyetine zarar veriyor. Ancak çocukların korktukları, hastalandıkları ve birtakım ihtiyaçlarının olduğu zamanlar olabilir. Hastalık durumunda, doktora danışıp, çocuğunuzun iyi olup olmadığını ve odasında kendi yatağında yatmasının güvenli olup olmadığını saptayın. Böyle bir durumda, geçici olarak yatağını sizin odanıza alabilir ve sizinle olmadan yakınınızda olmasını sağlayabilirsiniz.
Çocuğunuzun sizinle uyuma alışkanlığını kırmaya karar verdiğinizde buna her iki tarafın da hazır olduğundan emin olun. Özellikle kendiniz hazır olduğunuzda, çocuğu incitmeyeceğinden emin olmalısınız çünkü bu hiç de kolay olmayacak. Siz ikna olunca, çocuğunuza neler olacağını açıklayın. Bu değişikliğin nedenlerini; sizin daha özel bir odaya, kendisinin de daha bağımsız olmaya ihtiyacı olduğunu anlatın. Sonra gece onu yatırmak için törensel bir olay yaratın. Oyun oynayın, hafifçe sallayın, şarkı söyleyin, kitap okuyun veya sizin ve onun için rahat olan bir şekilde onu sakinleştirin. Sonunda kararlı ve sevecen bir şekilde onu yatağına koyarken orada kalması gerektiğini belirtin.
İlk gece sizi deneyecek. Sizi vazgeçirmek için ağlayıp direneceğine ve her yolu deneyeceğine yemin edebilirim. Sıkı durun. Sakın yenilmeyin, ikinci gece bunu biraz daha azaltacak ve üçüncü ya da dördüncü gecelerde hemen hemen bütün çocuklar mücadeleden vazgeçerler. Açık söylemek gerekirse, kendi özel odalarından ve geniş yataklarından çok hoşlanacaklar. Anababaların da aralarında hareket eden o minik yaratık olmadan daha rahat ettiklerini biliyorum. Ne yapın yapın yumuşamayı n. Sadece tutarlı ve sevecen olun.

UTANGAÇ ÇOCUK

Kızım üç buçuk yaşında ve onun akıllı bir çocuk olduğunu biliyorum. Şarkı veya şiir gibi şeyleri bir günden kısa bir zamanda çabucak öğreniyor. Bazı kitaplarını ezbere biliyor ve adının bir kısmını yazabiliyor. Beni üzen diğer insanlara gösterdiği tepki. Eğer onunla konuşurlarsa, yüzünü saklıyor ve hiç cevap vermiyor. Benden ve bazen de iki ablasından başka kimsenin onu öpmesine veya kucaklamasına izin vermiyor. Onun için birşeyler yapmam gerekiyor mu?
Doğuştan getirilen özelliklerden, üzerinde en çok araştırma yapılanlardan biri de, yeni karşılaşılan durumlar veya insanlar karşısında yaklaşma veya çekilme yeteneğidir. Sadece uzak durma eğiliminde oldukları ve yeni karşılaştıkları bir durumu veya insanı dikkatlice değerlendirdikleri için utangaç olarak adlandırılan pek çok çocuk vardır. (Dr. Stella Chess ve Dr. Alexander Thomas, böyle çocukları "ısınmada yavaş" çocuklar olarak adlandırmaktadırlar.) Endişeli anababalar böyle çocukları sosyalleşme konusunda zorlamakta ve işleri daha da zorlaştıran güç mücadelelerine girmektedirler.
Utangaç çocuğun ihtiyacı olanlar şunlardır:
• Onu koşulsuz olarak kabul eden ve kendisinden başka birisi yapmaya çalışmayan anababalar.
• Çocuklarını diğer insanlara doğru itmek yerine onun seçim yaparak yanaşmasına izin veren anababalar.
• Yaptıklarına daha az önem veren ve birey olarak onu daha fazla yüreklendiren anababalar.
Kızınızı gülümserken veya tepki verirken yakalarsanız sessizce ve heyecanla ona iltifat etmenizi öneririm. Onun yaşında olan oyun arkadaşları bulun ve rahatlamasını sağlayın. Siz de rahatladıkça, bu çocuğun sevecen ve sıcak bir kişi olacağını göreceksiniz.

SAÇ ÇEKME/TIRNAK YEME

Size iki buçuk yaşındaki oğlumla ilgili bir soru sormak istiyorum. Saçını çekip koparma gibi kötü bir alışkanlığı var, özellikle de uykusu geldiği zaman. Tırnaklarını da yiyiyor (ben de).
Eğer elinizi saçınızın üzerinde gezdirirseniz, yumuşak ve hoş bir yapısı olduğunu görürsünüz. Çocukların uyumaları için sallanırken, kendilerinin veya annelerinin saçlarıyla oynaması oldukça yaygındır. Saçı koparma durumu, kolunu bir daha kaldırmaya gerek kalmadan onu elinde tutma isteğiyle ortaya çıkar.
Bu küçük çocuk için şunu öneririm: Ona uyumaya çalışırken ve siz onu sallarken eline alabileceği yumuşak tüylü bir oyuncak verin. Bu aşamada, biraz kucaklanmaya ve bebek gibi muameleye ihtiyaç duyabilir. Uykuya dalarken ipeksi ve okşaması hoşa giden bir şey verin. Belki böylece saçlarını çekmekten vazgeçer. Eğer saçını kopardıktan sonra, yemeğe kalkışıyorsa, buna sakın izin vermeyin çünkü midesinde birikme yapabilir. Saç kolay sindirilemez ve tıbbi bir müdahale, hatta ameliyat gerektiren bir durumla karşılaşabilirsiniz.
Tırnak yeme de çok yaygın bir problemdir ve çok ciddi olmamakla birlikte oldukça rahatsız edicidir. Tırnak yeme genellikle düzgün olmayan ve rahatsızlık veren tırnak etlerinin yenmesiyle başlar. Çocuk o çıkıntıları ısırdıkça, bütün hayatı boyunca sürecek ve vazgeçilmesi çok zor bir alışkanlığı da geliştirir. Tırnak yemeyi engellemenin bir yolu, küçük çocukların tırnaklarını küçük bir tırnak makasıyla, hatta törpüyle düzeltmektir. Tırnak diplerine ve kenarlarına bir krem ya da losyon sürerek çıkıntı oluşturan tırnak etlerini düzeltmenizi de öneririm. Renksiz tırnak cilaları tırnağın düzgün kalmasını sağlar. Tırnaklara değişik bir görünüm ve kayganlık vererek çocuğun alışkanlığını kırabilir. Ayrıca, Çocuğa çok miktarda fiziksel ilgi göstererek ve onu okşayıp severek dikkatini kendisinden uzaklaştırabilirsiniz. Sanırım bu alışkanlıkların yavaş yavaş sona erdiğini farkedeceksiniz.
Bazı çocuklar daha yoğun tepkilerle doğarlar. Eğer çocuğunuz canı Sıkkın olduğu zamanlarda saçını çekiyor veya tırnağını yiyorsa, bu durumlarla nasıl başa çıkabileceğini ona öğretmelisiniz. Duygularını anlatabilmesi-için sözcükler öğretin ve gereksinimlerini keşfetmesine yardımcı olun. Eğer yorgunsa, rahatlamaya ve sallanmaya ihtiyaç duyabilir. Öfkeli olduğu zamanlarda, duygularını sözel olarak ya da kişilere ve eşyalara zarar vermeden fiziksel tepkilerle ifade edebilmesine yardımcı olun. Örneğin, asılı bir şeyi yumruklamak bastırılmış hayal kırıklığını rahatlatabilir.

İLK ADIN KULLANILMASI

Kişisel olarak çocuğumun bana anne, babasına da baba diye ya da onun anababası olduğumuzu ifade eden bir başka sözcükle hitap etmesini tercih ederim. Ama eşim bir kamp idarecisi olduğu için, gençler de kendisine adıyla hitap ediyorlar. Son zamanlarda 5 yaşındaki kızımın da bunu kaptığını farkettim ve ilgimi çekti. Çocuklarımızın bize ilk adımızla hitap etmesini engellemeli miyiz? Bu durum zamanla ilişkimizde bir farklılık yaratır mı?
İsimler de, hitap şekilleri de önemlidir. Bir çocuğun anababasına ilk adlarıyla hitap etmesi ne anlama gelir? Aslında, ilk adın kullanılması herhangi bir ilişkide ne ifade eder?
ilkönce, bizim iyi arkadaş olduğumuzu ve eşit olduğumuzu gösterebilir veya ikinci olarak saygı eksikliğinin işareti olabilir. Tabii ki çocukların saygıya hakları vardır ve onlara saygı gösterilmedikçe saygılı davranmayı öğrenemezler. Ama anababalarının otoritesi altındadırlar ve buna ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle saygının ifade edilmesinin yollarından biri de o kişiye hitap etme şeklidir. Çocukların anababalarına anne ve baba veya anneciğim ve babacığım diye hitap etmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Aslında, çocuğun anababasına gösterdiği saygının kazanıldığını ve hitap şeklinden çok tavırlar ve duygularla gösterildiğini inkâr edemem. Bu nedenle de kendilerine ilk adlarıyla hitap edilmesine izin veren anababaları da anlayabiliyorum. Bazıları bunu yaparlar ve bundan da çok zevk alırlar. Bazıları da bu konuda o kadar katı ve huzursuzdurlar ki, aradıkları duygu ve saygıyı kaybederler.
Bunun geçici bir dönem olduğunu unutmayın. Ama çocuğunuzun size anne ve baba diye hitap etmesine karar verdiyseniz, kendisine kamptakilerden farklı olduğunu açıklayın. Onunla ilişkiniz önemli olduğu için de, sadece sizin ve çocuğunuzun paylaşabileceği özel bir isimle çağrılmak istediğinizi anlatın.

TOPLULUK İÇİNDE YAŞANAN ÖFKE NÖBETLERİ

3 yaşındaki oğlumuz herkesin içinde bir öfke nöbeti geçirdiği zaman ne yapabiliriz? En sevdiği numaralardan biri bir mağazada ya da restoranda iken küçücük bir nedenle kendini yerden yere atıp çığlıklar atmak. Eve döndüğümüzde başına gelecekler konusunda savurduğumuz tehditlere hiç aldırmıyor. Biz de onu herkesin içinde dövme konusunda tereddüt içinde kalıyoruz.
Çok zor bir durum. Çocuklar genellikle öfke nöbetleri geçirirler. Genellikle 18-24 aylıkken başlarlar ve okul öncesi dönemlere kadar devam ederler. Çocukların çoğu büyük hayal kırıklıkları sonucunda bu tepkiyi verirler. Elde edebileceklerinin sonuna ulaştıklarında, öfkeli bir umutsuzlukla kendilerini yere atıp, ağlarlar ve tekmeler atarlar. Bu onların öfkelerini dışa vurma şeklidir ama bu anababaları da öfkelendirir. Ne yazık ki, ilk öfke nöbetlerinde çocuklar belli kazançlar elde ederler ve istediklerini elde etmenin yolunun bu nöbetler olduğunu öğrenirler. Bu örnekteki çocuğun da yaptığı bu sanırım. Tekmeler atıp bağırarak, ana-babasını utandıracağını ve istediğini elde edeceğini biliyor.
Bunu bilmek bu nöbetlerle başa çıkmanızı kolaylaştırır. Her şeyden önce, çocuğunuzun bundan sonra herkesin içinde öfke nöbetleri geçirmeyeceğini iyice anlamasını sağlayın (2 veya 3 yaşlarındaki bir çocuk ne söylemeye çalıştığınızı anlayacaktır). Bunu bir yere gitmeden önce açıklayın. Ona yapacaklarını hoşgörüyle karşılamayacağınızı söyleyin ve ne yapacağınıza karar verin. Örneğin, çocuğunuzun zıvanadan çıkarsa, mağazayı terkedebilir ve onu eve getirebilirsiniz. Bu genellikle iyi bir cezadır çünkü çocuklar mağazaya gitmekten ve anababalarıyla birlikte olmaktan çok zevk alırlar. Bunun dışında bir seçenek de, mola vermek olabilir. Mola, anababa tarafından saptanmış bir yerde geçirilen kısa (her yaş için bir dakika) bir süreyi ifade eder. Mola verdiğinizde, onu arabaya götürüp üç dakika süreyle araba koltuğunda oturmasını veya mağazanın bir köşesinde yere oturup beklemesini sağlayabilirsiniz. Bir dahaki sefere onu eşinizle ya da yardımcıyla evde bırakmak da onun değişmesini sağlayacak bir sonuç olabilir. Neye karar verirseniz verin mutlaka onu uygulayın. Çocuklar bunun sadece bir tehdit mi, yoksa ciddi mi olduğunu çok çabuk anlarlar.
Çocuklar genellikle topluluk içinde davranışlarını idare edebilecek kadar olgunlaşmamışlardır ve sizin çocuğunuz da böyle bir ayrıcalığa hazır değilse, onu bir yardımcıyla evde bırakmakta hiç tereddüt etmeyin. Her şeyden önce, hiçbir zaman çocuğunuzun yaptıkları karşısında bir-şeyler elde etmesine izin vermeyin. Çocuğunuz bu nöbetlerden kurtulduğu zaman, katı bir tutum izlediğinize ve bütün bu zahmetlere katlandığınıza memnun olacaksınız.

ALTINI ISLATMA PROBLEMİ

Dört buçuk yaşındaki oğlumla ilgili bir soru sormak istiyorum. Gece onu kaldırmazsam altını ıslatıyor ve bazen ikinci bir kere daha ıslatıyor. Gündüzleri bile ona tuvalete gitmeyi hatırlatmazsam altını ıslatabiliyor. Önce ihtiyacı olmadığını söylüyor ve birkaç dakika sonra altı ıslanmış oluyor. Bu onu hiç rahatsız etmiyor gibi gözüküyor. Hiçbir zaman üstünü değiştirmemi istemiyor. Doktoruyla görüştüğümde oğlumun sadece çok tembel olduğunu söyledi. Onu bir uzmana götürmedim.
Bu durumda bir uzman görüşüne başvurulmasını öneririm çünkü dört buçuk yaşında sürekli olarak altını ıslatan bir çocuğun (seyrek olmakla birlikte) özel problemleri var demektir. Genellikle altını ıslatma fiziksel değil duygusal bir problemdir. Çocuğun hayatındaki bazı üzücü olaylardan kaynaklanabilir. Yeni bir bebeğin gelmesi, taşınma, yakın bir akrabanın hastalığı gibi olaylar çocuğun korku, suçluluk ve öfke duygularını geliştirmesine neden olabilir. Bütün bunlar çocuğun eğitimini tamamlamış olduğu zamanlarda bile geri dönüş yapıp altını ıslatmasına yol açabilir. Çocuğun altını ıslatmasının anababanın suçu olmadığını özellikle vurgulamalıyım. Ama anababalar problemi anlarlar ve aşağıdaki önerileri uygularlarsa çözüme ulaşabilirler.
Çocukla anababa arasındaki çatışma gece ve gündüz ıslatmalarının nedenlerinden biridir. Diğer bir neden (yukarıdaki örnekteki bu olabilir) çocuğun tuvalete gidemeyecek kadar meşgul ve oyuna dalmış olmasıdır. Onun için ıslak olmanın bir sakıncası yoktur ve annesinin niye oluyor ki?
Gece ıslatmalarının pek çok tedavisi vardır. Kataloglardan sipariş edilebilecek alarmlı bir alet vardır, ilk ıslaklık belirtilerinde hemen çalmaya başlar ve çocuğu uyandırır. Böylece, tuvalete gitmeye koşullandırılan çocuk altını ıslatmadan tuvalete gitmeye başlayabilir. Ancak bu oldukça olumsuz bir çözümdür çünkü derin bir uykuda olan çocuğun aniden bir alarmla uyandırılması çok rahatsız edici bir durumdur.
Bazen çocuklar biraz daha büyüdükleri halde hâlâ altlarını ıslatıyorlarsa, anababalar bir süre için tekrar bez kullanmaya başlayabilirler. Bunu çok duyarlı bir şekilde ve çocuğu suçlamadan yapmanızı öneririm. Çocuğunuza, tuvaleti kullanmaya hazır olduğu zaman, bez kullanmayı bırakabileceğini söyleyebilirsiniz. (Tuvalet kullanmaya uygun olan bezler bu problemin halledilmesinde yardımcı olabilir çünkü çocuk onları utanç duymadan kullanabilir.) Çocuğa kesinlikle söylenmeyin. Altını ıslatmayı bırakmasının gereklerini anlatmaya çalışın; çok kötü bir kokusu var, yakında okula başlayacak, başkaları için çok iş çıkartıyor vb. Çocuğunuzla beraber bir plan hazırlayın ve kuru kaldığı zamanlar kazanacağı bazı ayrıcalıklar oluşturun. Tuvalete gitmesini hatırlatacak bir alarm kurun ama bunu reddederse bunu bir mücadeleye dönüştürmeyin. Bol bol sevgi, yüreklendirme, iyimserlik ve sabır tuvalet eğitiminin zorluklarını çocuğunuzla beraber atlatmanıza yardımcı olacaktır.

SIZLANMA

Son birkaç aydır dört yaşındaki kızım devamlı sızlanan bir çocuk oldu. Odasını temizlemesi gibi bir iş söylendiğinde, ayağını yere vurup bir çeşit sızlanma krizine giriyor. Eğer bir şeyi yapamayacağını söylersem, çok kavgacı oluyor. Yalvarmaya, sızlanmaya ve tartışmaya başlıyor. Bunu durdurmak için poposuna bir şaplak atmaktan veya onu odasına göndermekten başka bir yol bulamıyorum.
Sızlanma pek çok anababayı kızdırır. Eğer bir çocuk dört yaşına geldiğinde sızlanmaya başladıysa, buna neyin neden olduğunu merak ederim. Aileye yeni bir bebek mi geldi? Belki de bu durum onun yeniden bir bebek olma isteğini arttırdı? Yakın bir gelecekte okula başlama kaygısı mı duyuyor? Çocuğun korkmasına veya güvensizlik duymasına neden olabilecek herhangi bir olay veya tehdit onun daha küçük olma isteğine neden olabilir ve bu da sızlanmalara yol açar.
Ayrıca, bu çocuk sızlanmalarla istediğini elde eden başka bir kişiyi, örneğin bir arkadaşını görmüş olabilir. Sızlanmalar ve öfke nöbetlerinin ortak bir özelliği vardır. Çocuğun çok istediği bir şeyi elde etmesini sağlarlar.
Bu davranıştan kurtulmanıza yardımcı olabilecek birkaç öneri vermek istiyorum: Sizin ve çocuğunuzun sakin olduğu bir zamanda, ona sızlanma davranışını hoşgörüyle karşılamayacağınızı söyleyin. Eğer bunu bir daha yaparsa ne olacağını söyleyin (ve bunu çok net olarak açıklayın). Bunu uygulamaya da hazır olun. Çocuğun poposuna bir şaplak atmaktansa, ben mola vermenizi, onu odasına göndermenizi tercih ederim. Böyle tepkileri olan bir çocuğa vurmak, onu daha da isyankar yapacaktır. Çocuğunuzun ondan isteğinizi, her ne olursa olsun, yerine getirdiğinden emin olun. Bazen anababaların çocuklarını odalarına gönderdiğini ama çocuğun bu isteneni yerine getirmediğine tanık oluyorum.
Sızlanmaların çoğu çocuğun "küçük" olma ihtiyacını gösterir. Böyle çocukların daha çok şefkate, sıcaklığa ve bebekçe davranılmaya gereksinimleri vardır. Sızlanmasına ödül olarak değil ama ihtiyaçlarına cevap olarak onu ufak ufak şımartın ve pohpohlayın. O da doyuma ulaştığı bir noktaya gelindiğinde sızlanmaktan vazgeçecektir.
Çocuğunuzun sızlanmalarının ve öfkesinin sizi etkilemesine izin vermeyin. Bu alışkanlığın sizi yenmesine fırsat vermeyin çünkü böyle bir durum davranışın daha da sabitleşmesine ve çocuğun güçlülük duygusuna kapılmasına neden olur.
Çocuğunuzla birlikte odasını toplamanın yararlı olduğunu göreceksiniz. Bu yaştaki çocuklar genellikle "odanı topla" dediğimizde ne anlama geldiğini anlamazlar. Bunun yerine onun size yardımcı olmasını sağlayınca, beraber çalışmak eğlenceli olabilir. Çocuğunuza duygularını sözel olarak ifade etmesini öğretin ama ondan nasıl hissederse hissetsin sorumluluk almasını isteyin ve başarınca da onu övün.

YAŞITLARIN BASKISI

Başka çocuklar tarafından kolaylıkla yönlendirilen dört buçuk yaşında bir oğlum var. Bir şeyi yapmaması gerektiğini bilmesine rağmen, onu yine de yapıyor, sonra da "Yapmamı istediler" veya "Yapmamı söylediler" diyor. Düşünerek hareket etmesi için ona nasıl yardımcı olabilirim?
Bu çok önemli bir soru ve zamanlama çok can alıcı bir nokta. Genellikle yaşıt baskısının ergenlerin karşılaştığı bir problem olduğunu düşünürüz. Oysa çok küçük çocuklar bile bu baskıyı hissettikleri için uyum gösterir ve arkadaşları gibi davranırlar. Anababaların çocuklarına kurallara uymayı öğretmede bazen çok başarılı olduklarını düşünüyorum ama bunu yaparken doğru yargılama yapmayı öğretmeyi ve çocuğun bireyselliğini geliştirmeyi unutabiliyorlar.
Böyle bir çocuğunuz varsa, onun kurallara uymadaki istekliliğini övün. Kendisini iyi hissetmeye ihtiyacı vardır ve bu kesinlikle güzel bir özelliktir. Onun bu güzel özelliğini açıkladıktan sonra, düşünme ve gelişim konusunda bir adım daha atmaya ihtiyacı olduğunu anlatın. Çocuk kime itaat etmekte olduğunu ve birisine itaat ettiğinde hangi davranışta bulunduğunu dikkate almak zorundadır. Çok küçük çocuklar bile birisine zarar veya acı vermenin ne demek olduğunu anlarlar. O halde bunu kullanın. Nelerin yapılabileceğini (yaratıcı ve olumlu olanlar) ve nelerin yapılamayacağını (kendisine, bir başkasına veya bir başkasının eşyasına zarar veya acı verenler) öğrenmesine yardımcı olun. Arkadaşı bir başkasına zarar verebilecek bir şey mi yapmasını istiyor? Bu davranış oğlunuzun daha sonra kendisini kötü hissetmesine mi neden olacak? Onun ne yaptığını öğrendiğinizde kendinden utanacak mı veya üzüntü mü duyacak? Eğer bir başkası bunu ona yapsa, kendini kötü hisseder miydi? Bu kavramlar çok küçük çocuklara bile öğretilebilir ve şefkat ve empati (eşduyum) geliştirmesine yardımcı olarak onun iyi bir yetişkin olmasını sağlar.
Çocuğunuza bu sorular üzerinde çalışabilmesi için birkaç hafta zaman vermek de önemlidir. Ona öğretmeye çalıştığınız cevapları yaşayarak bulabilmesi için disiplin ve öngörü sahibi olması gerekir. Anababalar iyi bir lider olmanın çok da önemli olmadığını unutmamalıdırlar. Çok az miktarda lidere ihtiyacımız var. Ama doğru olanı savunabilecek kadar güçlü -ve doğru olanın ne olduğunu ayırt edecek kadar akıllı- bir birey olmak iyi bir karakterin özüdür. Çocuğunuzun bunu geliştirmesine yardımcı olun.

ÇOCUĞUNUZU KREŞE BIRAKMAK

Çocuğu kreşe nasıl bırakabiliriz? Biz denedik ve bu konuda yapılabilecek her şeyi yanlış yaptık. Önce, devamlı olarak ağladığı için onu bir buçuk yaşına gelene kadar oradan uzak tuttuk. Artık onu bırakmaya karar verdiğimizde de gizlice kaçma yanlışını yaptık. Bizim gittiğimizi farkedince kriz geçirdi. Şimdi bu gerçek bir problem.
Bu çok yaygın bir problem ve bir kreşte çalıştığım birkaç ay boyunca problemin diğer yüzünü de yaşadım. Pek çok kere işe yaradığını farkettiğim bir planım var ve bunu size sunmak istiyorum. Bir süre oraya gitmekten vazgeçin.
Önce, sizin tahmin ettiğinizden çok daha fazla şey anlayabilen iki yaşındaki çocuğunuza o kreşte kaldığında onun için üzülmeyeceğinizi söyleyin. Ayrıca orada arkadaşlarıyla oynamanın onun için çok iyi olduğunu ve bunun size de kendi işini yapabilme özgürlüğü verdiğini anlatın. Açıklamalarınız nasıl olursa olsun, ona bir seçenek sunmadığınızı sadece kendi kararınızı açıkladığınızı açıklıkla ifade edin.
Diğer yandan yabancı bir yerde olmaktan korkmasını ve sizi özlemesini, yanınızda olmak istemesini anlayabildiğinizi açıklayın. Ondan sonra kreşe gittiğinizde birlikte içeri girin ve onu rahatlatmaya çalışın.
Onu kreşe bıraktıktan sonra, kararsız tavırlar sergilemeyin. Eğer onu bırakıp bırakmamakta tereddüt geçirirseniz, bunu hemen hissedecektir ve o da kararsızlık yaşayacaktır. Konuşmanızdan sonraki ilk seferde onu 5 dakika gibi çok kısa bir süre bırakın ve ona kısa bir süre sonra gelip onu alacağınızı söyleyin. 5 dakika sonra geri gelin ki sizin sözünüzü tuttuğunuzu ve geri geleceğinizi öğrensin. Bir dahaki seferlerde süreyi yavaş yavaş arttırın. Tutarlı olarak geri gelmeniz, terkedilmediğini, geri geleceğinizi ve sizin güvenilir anababalar olduğunuzu bilmesine yardımcı olacaktır.
Kreşteki görevlilerin de sizin planınızdan haberdar olmasını sağlayın ki sizinle işbirliği yapabilsinler. Böyle bir planı uygulamak her defasında arkanızdan çığlıklar atan bir çocuğu öyle bırakıp gitmekten çok daha kolaydır. Bu planı uyguladıktan birkaç hafta sonra, çocuğunuzun kreşte mutlu bir şekilde kaldığını göreceksiniz.

OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARI
YAZ KAMPI

Çoğumuzun yaz kamplarıyla ilgili çok güzel anılan vardır ama hareket eden otobüsün camından size el sallayan çocuğunuzu izlemek çok kötü bir deneyim. Çocuğum ev özlemi çekecek mi? Eve otlardan zehirlenmiş olarak mı, yoksa bacağı kırılmış olarak mı gelecek? Ona yatağında hikaye okunmadan uyuyabilecek mi? Kamplar çocuklar için iyi bir deneyim midir?
Bence yaz kampları çocuklar için harika bir deneyim ama üzerinde iyice düşünülmesi ve iyi planlanması gerekir. Genellikle kamplar çok güzeldir ama ev özlemiyle yanan; bir sürü çocukla birlikteliğe, planlanmış etkinliklere ve onları yöneten farklı yetişkinlere alışmakta güçlük çeken çocuklar vardır. Çocuğunuzun bir yaz kampına gitmeye gerçekten hazır olup olmadığını anlamanıza yardımcı olabilecek bazı sorular şunlar olabilir:
Çocuğunuz gitmeye hazır mı? Aynı yaştaki bütün çocukların büyük bir heyecanla gidiyor olması, sizin çocuğunuzun da hazır olduğunu göstermez. Aşırı koruyucu ve aşırı zorlayıcı olmaktan kaçınarak bu soruyu kendinize dürüstçe sorun. Dokuz-on yaşlarındaki çocukların hemen hemen hepsi bir haftalık bir kampa gidebilir ve bundan büyük zevk alırlar. Ama bu, o yaşa gelen her çocuğun hazır olduğu anlamına gelmez.
Çocuğun daha önce dışarıda geçirdiği bir geceyle ilgili olumsuz bir deneyimi var mı? Bir arkadaşına yaptığı bir ziyaretle ilgili olumsuz veya korkutucu bir deneyimi varsa, çocuk için işleri zorlaştıran bir korku hâlâ söz konusu olabilir.
Çocuk ondan kurtulmak istediğiniz korkusunu duyuyor mu? O sizden uzaktayken, kardeşine daha çok ilgi göstereceğinizi düşünüyor mu? Eve telefon etme veya anababanın kampı ziyareti konusunda genel kamp kurallarını öğrenin. Bazı kamplar daha rahat, bazıları da çok sıkı olabilir. Evi arayabilecekse, ona kurtarıcı olarak değil, olumlu duygularla ve endişelerini gidermeye çalışarak yaklaşın.
Kamp programı nedir? Çocuğunuzun sevdiği ve iyi olduğu etkinlikler var mı? Yoksa çocuğunuzun pek de önem vermediği konulara mı ağırlık veriliyor? Bu seneki kampın çocuğunuza uygun olmadığı konusunda bir korkunuz varsa beklemek için hiç tereddüt etmeyin. Her zaman bir sonraki yıl çocuğunuz için daha iyi bir yıl olabilir.

BEBEK GİBİ KONUŞMA

11 yaşındaki torunum dikkat çekmek için bebek gibi konuşuyor. Böyle davranmak için biraz büyük değil mi? Dört çocuğun en büyüğü ve babasının gözbebeği. Erkek kardeşlerini anababasına şikâyet ederek onların başlarını derde sokmaya çalışıyor. Bu durumu ilişkileri bozmadan düzeltmek için bana yardım ederseniz çok mutlu olurum.
Bu çok hassas bir durum. Bence bu büyükanne torununun iyi özelliklerinden sık sık hem kendisine, hem de anababasına övgüyle söz etmeli. Problem olan konulara değinmeden önce çocuğu ne kadar çok sevdiğini gösteren yorumlarda bulunması gerekir. Problem inkâr edilemeyecek kadar açık bir hale gelene kadar büyükannenin beklemesini öneririm. Bütün olaylar (kardeşlerin şikâyet edilmesi, babanın kullanılması veya hangi olay varsa) yatıştıktan sonra, büyükanne açıklıkla konuşabileceği anababadan birini sakin bir kenara çekmelidir. Bu kişiyle, çocukla ilgili kaygılarını ve problem olan özel olayları tartışmalıdır. Hatta sadece bunları dile getirmek yeterli değildir, yapıcı bazı tavsiyelerde de bulunmalıdır.
En büyük çocuklar çabuk büyür ve yerlerinin kendilerinden küçük kardeşleri tarafından çok çabuk kapıldığı duygusunu geliştirirler. Bazen bebek gibi davranılma ihtiyacı duyarlar ve bu çocuğun bebek gibi konuşması arada sırada böyle davranılma ihtiyacını göstermektedir. Küçük bir çocuk olarak kalmak veya çocukluğa geri dönmek bazen hepimizin olmasını çok istediğimiz bir durumdur. Bu büyük kızın bu ihtiyacını anlayışla karşılayıp, anababanın ona diğer kardeşleri yokken daha fazla şefkat ve ilgi göstermeleri gerekmektedir.
Annesiyle birlikte geçireceği özel zamanlara ihtiyacı vardır. Sanırım babasının gözbebeği olan bu kız arada sırada annesiyle olmaya can atmakta ama bunu gerçekleştiremeyeceğini düşünmektedir. Annesi de kızıyla daha fazla zaman geçirmeyi isteyebilir ve onunla anne-kız ilişkisini geliştirebilir. Bu durumda anne ve baba rollerini biraz değiştirebilirler. Sanki baba çocuğun bakımını üstlenmiş gibi gözüküyor ve bu noktadan sonra anne bu rolü üstlenmeli ve baba da biraz daha disiplin kurucu rolünde olmalıdır.
Büyükanne ancak bu noktaya kadar duruma karışabilir. Ancak ona kendi uyguladığım bir şeyi önerebilirim. Önerilerde bulunabilir, tavsiyeler yapar, sevgi sunar ve gerisini onlara bırakır. Anababa olarak en iyisini yapacakları konusunda çocuğunuza ve eşine güvenin. Onlar da, tıpkı sizin onlara yaptığınız gibi, kendi çocuklarını sevecekler ve en doğrusunu yapacağı konusunda ona güveneceklerdir.

OKULDAN SONRAKİ ETKİNLİKLER

Sanırım pek çok anababa, on yaşındaki bir çocuğun okuldan eve döndükten sonra, anababası işten eve gelene kadarki zamanda ne kadar kontrole ihtiyacı olduğu konusuyla ilgilenecektir. Ona bir bakıcı bulmam gerekir mi (ki bunu kendisi istemiyor)? Yoksa kendi başına kalabilir mi?
Özel olarak bu soruyu cevaplamadan önce, üzerinde çalıştığım gerçek bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Danışmanılık yaptığım okullardan birinde, bir 5´inci sınıf öğrencisi ile ilgili olarak bir problem yaşanıyordu. Komşu çocukları okula gelip onun yarattığı sorunları anlatıyorlardı. Annesini gelip bizimle konuşması için okula çağırdığımızda, bu haksız şikâyetten dolayı çok öfkelendi ve çocuğunun okuldan sonra yanlış davranışlarda bulunmasının mümkün olmadığına bizi inandırmaya çalıştı. Çocuğunun eve gelir gelmez kendisine telefon etmesi konusunda çok titiz olduğunu söyledi ve çocuk kendisine telefon edince de onun artık bir şey yapamayacağına inanıyordu. Oysa çocuk telefon ettikten sonra, tekrar dışarı çıkıyor ve herkesi rahatsız ediyordu.
On-on bir yaşlarındaki bir çocuğun sizin yokluğunuzda her şeyi halledebileceğini düşünmek pek doğru olmaz. Eğer mümkünse, çocuk eve geldiğinde anababadan birinin de eve gelmesini öneririm. Eğer bu mümkün değilse, çocuğunuzun sizin yokluğunuzda gerekli gözetim ve korunmayı alabilmesi için bazı önerilerim olacak.
Komşularınızı değerlendirin. Yan komşunuzu, hatta diğerlerini bile tanıyın. Oturduğunuz yer çocuğunuzun komşularınızın gözetiminde rahatlıkla oynayabileceği güvenlikte mi? Çocuğunuzun başını derde sokabilecek ya da sizin çocuğunuzun yaramazlıklarına hemen eşlik edecek çocuklar var mı? Komşularınız arkadaş canlısı mı? Genellikle evde mi oluyorlar ve acil bir durum olduğunda orada olabilecekler mi?
Çocuğunuzu değerlendirin. Çocuğunuz gerçekten sorumlu ve dürüst bir çocuk mu, yoksa çoğu çocuk gibi, sizin farkına varamayacağınız zamanlarda sizi aldatabiliyor mu? Yaramazlık yapmaya kolayca kapılabiliyor mu, yoksa okuldan sonra yapacağı pek çok uğraşı olan (örneğin, ödev yapma, müzik aleti çalma veya bilgisayarla oynama gibi) sorumluluk sahibi bir çocuk mu? Eğer bilgisayar kullanıyorsa, internette ulaşması mümkün olan bazı zararlı olaylardan uzak duruyor mu?
işinizi değerlendirin. Acil bir durumda sizin çocuğunuza ya da onun size ulaşmasına imkân veriyor mu? Eğer gerekirse, işinizi o anda bırakabilir misiniz?
Eğer yukarıdaki sorulara verdiğiniz cevaplar sonunda, çocuğunuzun güvenliği konusunda kuşkularınız varsa, çocuğunuz sizin görüşünüze boyun eğip bir bakıcıya razı olmak zorundadır. Onu gereğinden fazla korumayın, ama güvenliği için gerekli korumayı da sağlayın. Ayrıca artık daha çok okulda, okul öncesi ve sonrası etkinlikleri yer almakta ve çocuğunuzun ilgisine göre katılabileceği etkinliklerin sunulduğu pek çok kurum da bulunmaktadır.

İSTENMEYEN ARKADAŞLAR

On bir yaşındaki ikiz oğullarımın arkadaşlarını örnek alması beni çok rahatsız ediyor. Birinin arkadaşı iyi fakat hiperaktif bir çocuk ve benim oğlum da bir maymun gibi onu taklit ediyor. Oğluma arkadaşı gibi davranmamasını söylediğimde bana öfkeleniyor. Diğer oğlumun arkadaşı da büyükanne ve babası tarafından büyütülmüş şımarık ve isyankâr bir çocuk. Çocuklarımın neden kendileri gibi davranamadığını anlayamıyorum.
Arkadaşlar bir çocuğun hayatının çok önemli bir parçasıdır, ilginç bir şekilde, çocuklar arkadaşlarının anababaları tarafından onaylanmasına çok ihtiyaç duyarlar. Çocuklarınızın arkadaşlarının olumlu yönlerini görmeye çalışın ve onların üzerinde yorum yapın. Çocuklarınız zamanla kendiliklerinden hata ve olumsuzlukları bulacaklardır.
Arkadaşları evinize davet edin ve onları gözlemek için de oralarda olun. Kurallarınızı çok açık olarak ifade etmelisiniz. Bunu çocuğunuzu utandırmadan ve arkadaşların arasını açmadan yapmaya çalışın. Çocuklarınızın arkadaşlarının iyi özelliklerini görmelerini ve bunları taklit etmeyi öğrenmelerini sağlayın. Aynı zamanda da arkadaşlarının hatalarını anlamayı ve onlardan kaçınmayı öğretin.
Olumsuz arkadaşlar, size çocuğunuzun olumlu yanlarını övme fırsatı verecektir. Çocuklarınıza, daha olumlu insanlar olmaları için arkadaşlarına yardımcı olmayı öğretin. Bunu yaparken hem kendileri, hem de sizin hakkınızda iyi şeyler hissedeceklerdir.

KAVGACI ÇOCUKLAR

Bazı çocuklar neden devamlı olarak kavga ederler?
Bunun pek çok nedeni vardır:
Bazı ailelerde, çocuklara saldırgan olmanın akıllıca bir şey olduğu görüşü verilir. Bu dünyada yaşayabilmek için kavga etmek gerektiğine inanan bir anababa iseniz, çocuğunuza da sosyal problemleri halledebilmek için saldırgan olması gerektiğini öğretiyor olabilirsiniz.

ERGENLER
HARKA GiYiM MERAKI

On üç yaşındaki kızımız, çocuklarımızın en büyüğü ve üzerindeki yaşıt baskısı beni çok endişelendiriyor. Sınıf arkadaşlarının belli bir şekilde giyinmesi ve başarılı olması konusunda kızımın üzerinde çok şiddetli baskısı oluyor. Bu hem onun, hem de babası ve benim için çok zor bir durum. Ona nasıl yardımcı olabileceğimiz konusunda bir öneriniz var mı?
Evet var. Bu sorun bugün çoğu aileyi ilgilendiren bir konu. 5-6 yaşlarındaki çocukları, kot pantalon veya belli bir marka ayakkabı giymediklerinden arkadaşlarının alaylarına maruz kaldıkları için kaygı duyan anababalar tanıyorum. Bugünün ekonomik durumu göz önünde bulundurulunca, çok az anababanın o pahalı eşyaları alabileceğini biliyoruz. Ayrıca çocukların arkadaşları tarafından beğenilmek için belli markalardaki giysilere sahip olmaları gerektiğini düşünmelerinin hiç de sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Bazı okullarda, giyim problemlerini Azaltmak amacıyla üniforma giyme zorunluğu getirilmektedir.
Anababalar çocuklarının nereye kadar yaşıtlarına benzemelerine izin vereceklerine ve bir birey olabilmesi için ne kadar sınırlama getirmeleri gerektiğine karar vermelidirler. Eğer bir çocuk arkadaşlarıyla ilişkilerinde göze çarpacak kadar farklılıklar gösteriyorsa, sosyal olarak gelişemeyecektir. Televizyon izlemesine, paten yapmasına ve arkadaşlarının giyindiği gibi giyinmesine izin verilmeyen bir çocuk tanıyordum ve bu çocuk sonunda yapayalnız ve garip bir kişi oldu. Diğer aşırı uçta da, toplumun ve çocuklarının arkadaşlarının kaprislerinin esiri olacak kadar fedakârlık yapan anababalar da biliyorum.
Kızınıza neye izin verip neye vermeyeceğinize bir kere karar verdikten sonra, onu karşınıza alıp tartışmanızı öneririm. Onun bakış açısını da dinleyin ve ona saygı gösterin ve kendi düşüncelerinizi onunla paylaşın. Sınırlamalar getirme nedenlerinizi açıkça ifade edin. Bu sadece parasal bir neden olabileceği gibi, onun bireyselliğini geliştirmesiyle ilgili bir gereklilik de olabilir. Ona bir giyim bütçesi sunup o bütçe içinde istediğini almasına izin vermeyi de düşünebilirsiniz.
Çocuğunuzun özel becerilerine ve özelliklerine verdiğiniz değeri yansıtmak üzere tutarlı bir strateji başlatın. Onun kendisiyle ve karakteriyle ilgili bu özelliklerin geliştirilmesiyle, daha sağlıklı bir benlik saygısı geliştirmesini sağlayabilirsiniz. Böylece kendisini iyi hissetmesi için dış bazı öğelere ihtiyaç duymasına gerek kalmayacaktır. Böylece onu yaklaşmakta olan ergenlik dönemi baskılarına da hazırlamış olursunuz!

İSYAN MI, BAĞIMSIZLIK MI?

Anababalar ergen çocuklarının isyankâr bir davranış mı, yoksa sadece yeni bir görüş mü ortaya koyduğunu nasıl anlayabilirler?
Anababaların bu ayrımı yapabilmelerini sağlayacak çok belirgin bazı ipuçları verebilirim.
Tutum. Gerçekten isyankâr bir ergen devamlı olarak düşmanca, alaycı ve iğneleyici bir tutum içinde olur. Uzun süreler ağzını bıçak açmayan, çıkarcı ve hilekâr bir tutum içindedir. Eğer gerçekten isyankâr bir genç ise ergenle anababanın birbirlerine güvenmeleri çok zordur.
Davranış. Ergenin sadece tutumu değil davranışları da önemlidir. Gerçek bir isyankâr yaptığı işlerde çok yıkıcı olur. Bu yıkıcılık fiziksel bir zarar verme şeklinde olmadığı zamanlarda genç, insan olarak kendisine yönelir. Davranışlarıyla başkalarının ona güven ve saygı duymasını engeller, isyankârlık genellenir ve okuldaki görevleri de yapmama şeklinde ortaya çıkar. Bazen sosyal olarak da isyankâr davranışlar görülür, ciddi bazı konularda evdeki kurallara uymayabilirler. Çok genel anlamda, ailenin ve bütün toplumun kurallarına veya beklentilerine direnme vardır.
içerleme, isyankâr ergenlerin bir diğer özelliğidir. Anababalar kendilerini gözlediklerinde, pek çoğu gereğinden fazla katı ve çok uzun zamandır kontrol edici olduklarını saptamışlardır. Aşırı kontrol ve ciddi cezalandırmalar içerlemelere yol açar.
Bağımsızlığa doğru sağlıklı bir gelişim içinde olan çocuk belli düşünce, değer ve kuralları tartışacaktır. Kendi zekasını geliştirebilmek için tartışmaya ihtiyacı vardır. Benlik saygısını geliştirebilmesi ve kendi inanç ve değerlerini ortaya koyabilmesi için başkaları tarafından dinlenmesi ve onlarla tartışması gereklidir. Ama ergen kısa bir süre sonra ailesine karşı duyduğu iyi niyet ve sevgiye geri dönecektir. Araştırmalar, anababaların etkisinin ergenin hayatındaki en önemli faktör olduğunu göstermektedir. Bu nedenle etkinizin olumlu ve güçlü olmasını sağlayın.

ERGENLERİN PARASAL DURUMU

Liseye giden kızımızın parasal konularda sorumluluk duygusu geliştirmeye ihtiyacı var. Kendi banka hesabı var ama giysilerini, okuldaki yemek masraflarını ve diğer bütün giderlerini biz karşılıyoruz. Yanm günlük bir işte çalışıyor ve hangi masraflara katkıda bulunması gerektiğinden emin olamıyoruz. Ayrıca maddi kayıtlarını tutmasını ona nasıl öğretebiliriz? Bir bütçe yapmasını bekleyebilir miyiz?
Bu anababa parasal değerler konusunda bir uzlaşmaya vardıktan sonra kızlarıyla bir çeşit iş toplantısı düzenleyebilirler. Aşağıdaki konuları açıklıkla fakat kibarca ve akıllıca tartışın.
Önce, kızın ve ailenin masrafları nelerdir? Hayat pahalılığı nasıldır? Onun gelecekle ilgili planları nelerdir? Üniversiteye devam edecek mi, yoksa bir mesleki eğitim mi alacak? Bir araba almayı ya da kendi evine Çıkmayı istiyor mu? Çocukların kısa sürede elde etmek istedikleri bütün bu önemli şeyler ne kadar etmektedir? Gelecekle ilgili planlarına en iyi Şekilde nasıl hazırlanabileceğini ve anababa olarak ona yardım etmek için sizin yapabileceklerinizi ve yapamayacaklarınızı tartışın.
Daha sonra, ona basit bir bütçe hazırlamasında yardımcı olun ve bu bilgileri bir deftere ya da bilgisayarınıza aktarın. Üniversiteye ya da başka bir mesleki eğitime devam etmeyecekse, sanırım aile bütçesine katkıda bulunmasının, para biriktirmesinin ve geleceğini planlamasının zamanı gelmiştir.
Eğer olgun ve sorumluluk sahibi bir kişi ise, kendi ihtiyaçlarını karşılama sorumluluğunu kendisine bırakabilirsiniz, isterseniz onun gelirini destekleyebilirsiniz. Giysi, ulaşım, yemek ve diğer masraflarını kazandığı parayla karşılayabilmesi için ona yol gösterin. Biraz para biriktirmesi ve bazı ihtiyaçlarından önce gerekli yerlere yardımda bulunması için onu yüreklendirin.
Bu olumlu ve yardımsever tavrınızı sürdürün, onaylamayan ve suçlayan bir tavır takınmayın. Bir çocuğa parasını nasıl idare edeceğini öğretmenin, hayatta başarılı olmasını sağlayacak diğer bazı değerleri de kazandırdığını göreceksiniz.

ERGENLİKTE DİSİPLİN

Bir ergen gerçekten yanlış bir şey yaptığında, anababanın yaklaşımı nasıl olmalıdır?
Önce, anababa gerçekleri doğrulamalıdır. Eğer çocuğunuzun belki de yapmadığı halde yanlış yapmış olduğunu varsayarak sonuca atlarsanız,onun saygısını kaybedersiniz. Ergenlik çağındaki oğlumuz ve arkadaşı ile ilgili polisten aldığımız telefonu hiçbir zaman unutamam. Bize, çevredeki mağazalardan birinde hırsızlık yaparken yakalandıkları söylenmişti. Ama gerçekleri anlayabilmek için karakola gittiğimizde, bunun sadece kimlikle ilgili bir yanlışlık olduğunu anlamıştık. Oğlumuzla hiç ilgisi yoktu.
İkinci olarak, çocuğunuzun bir yanlışlık yaptığını biliyorsanız;Duygularınızın kontrolünü elinize alana ve durumu akıllıca ve temkinli olarak değerlendirecek duruma gelene kadar hiçbir şey yapmayın.
Üçüncü olarak, çocuğunuzla birlikte bir yere oturun. Siz, çocuğunuz ve bir başka önemli kişi özel olarak durumu tartışabilirsiniz, işi onun yaptığından eminseniz, onu sorgulamamanızı öneririm. Ona doğrudan sorular sormak, onu yalan söylemeye itebileceği için problemi daha da arttırabilir. Yapılan işte yanlış olanın ne olduğunu çocukla birlikte gözden geçirin. Çocuğun yaptığının ne olduğunu, neden yanlış olduğunu ve diğer bazı insanların yanı sıra kendisini nasıl incitebileceğini anladığından emin olun.
Dördüncü olarak, çocuğunuzun yanlışı kavramasını ve özür dilemeyi istemesini bekleyin. Siz yanlış olanı bilseniz bile, çocuğunuz hatasının ne olduğunu bilmediği sürece olgunlaşmasına yardımcı olmanıza imkân yoktur. Bir arkadaşım ergen oğlunun gösterdiği ciddi bir şiddete başvurma davranışı karşısında çok büyük bir üzüntü duymuştu. Oğlu yaptığını inkâr ediyordu ama anne onun yaptığını inkâr edilemeyecek şekilde öğrenmişti. Üzerinde uzunca düşündükten sonra, eline kalın bir kitap aldı ve çocuğun odasına gitti. ‘Sen bana doğruyu söyleyene kadar ikimiz de bu odadan dışarıya çıkmayacağız’ dedi. Sonra da oturup kitabını okumaya başladı, iki saat sonra, oğlu gerçekleri açıkladı. Beraberce, bu davranışını düzeltebilmesi için bir yol bulmaya çalıştılar. Hem rahatlamış, hem de bir günde hayatının dersini almıştı!
Beşinci olarak, çocuğunuz için bir anlamı olacak bir sonuç belirleyin. Bu, çocuğun davranışının ciddiyetini görmesine yardımcı olacak ve problemin tekrarını engelleyecek bir sonuç olmalıdır.
Son olarak, yanlış davranışın altında yatan nedenleri bulmaya çalışın. Belki de sizin farkında olmadığınız bir geçerli neden çocuğu bu davranışa itmiştir. Belki de ilgi arıyor ve bunun sonucunda da endişe ve kaygı geliştiriyordur. Eğer hatalı davranış sık sık tekrarlanıyorsa, bu davranışın saptanması ve tedavisi için gerekli olan yardımı alın.

ÜNİVERSİTE

Üniversiteye gitmenin doğru karar olup olmadığına anababalar ve gençler nasıl karar verebilirler?
On yıl kadar önce, bu soruyu zorluk çekmeden kolaylıkla cevaplayabilirdim. Tabii ki, bütün gençler üniversiteye gitmeli. Artan üniversite masrafları yüzünden, bu artık herkes için akıllıca bir hareket değil. Artık, üniversite gibi dört yıllık bir eğitim gerektirmeyen çok çeşitli eğitim seçenekleri var. Çocuklarına tavsiyelerde bulunabilmelerine yardımcı olmak için anababalara bazı önerilerde bulunacağım.
Bunlardan biri çocuğun kendi motivasyonudur. Eğer bu genç dikkatlice çalışmış ve iyi notlar almışsa, üniversiteye gitmeye ve orada sunulanları öğrenmeye istekli ise, bu kişiye daha ileri bir eğitim imkânı verilmelidir. Orta öğretimde notları çok iyi olmayanlar bile, eğer çok istiyorlarsa üniversitede başarılı olabilmektedirler.
İkinci bir öneri, çocuğunuzun akademik yetenekleri konusunda öğretmenlerinin ve danışmanların önerilerini dikkate almaktır. Onlarla konuşun ve çocuğunuzun üniversitedeki olası başarısı konusunda onların tavsiyelerini alın.
Bazı özel mesleki değerlendirme ve danışmanlık hizmetleri, çocuğunuzun akademik mi, yoksa diğer bazı mesleki alanlarda mı yeteneği olduğunu size gösterebilir. Bu konuda okuldaki danışmandan yardım alabilirsiniz.
Eğer çocuğunuzun yetenekleri akademik değil de, yaparak ve elleriyle çalışarak gerçekleştireceği bir konuda ise, onun bir meslek okuluna gitmesini destekleyebilirsiniz. Çocuğunuzun yeteneği ne olursa olsun, onun üzerinde yoğunlaşmanız gerekmektedir.
Üçüncü bir nokta, sizin ya da çocuğun kendisinin üniversite masraflarını karşılayıp karşılayamayacağını dikkate alması ile ilgilidir. Her zaman burs bulamayabilirsiniz. Gencin kendi masraflarını karşılaması da bir seçenek olabilir.
Bazı gençler üniversiteye gitmeden bir işte çalışmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Bu biraz risklidir, çünkü genç para kazanmaya alışınca bunu bırakmak istemeyebilir. Diğer taraftan da, iş o kadar sıkıcı ve monoton gelebilir ki gençler eğitimlerine devam etmek isteyebilir ve üniversiteye daha büyük bir motivasyonla gidebilirler. Ayrıca bazı üniversiteler öğrencilere kendi seçtikleri alanlarda çalışabilmeleri için izin vermektedir. Bu, gelecekteki işverenlerle ilişki kurmak ve o mesleği denemek için çok iyi bir fırsat yaratmaktadır.

HIRSLI ERGEN

Liseye giden oğlum her konunun parçası olmayı çok seviyor (sınıf başkanı, okul takımı, atletizm ve diğerleri). Sorumluluk taşımayı iyi biliyor ama ona hayır demeyi öğretmem gerekir mi bilemiyorum. Bir ergen için ne kadar çok faaliyet uygundur?
Belki de bu soruyu, -bazılarını sadece zevk için yaptığını varsayarak- sadece ona daha iyi bir kişi olmayı öğretenler ya da sadece başkalarına hizmet etmesine veya yardımcı olmasına fırsat verenler diye cevaplayabilirim. Ben gençlerin okul dışı aktivitelerini iki veya üç taneyle sınırlamalarını öneriyorum.
Ona önceliklerini ve hayat felsefesini belirlemede yardımcı olun. Düşünceli anababalar ergenlerin çok yönlü olmaları konusuna önem verirler. Bu da, aşağıdaki altı tip aktiviteyi içeren değişik gruplara katılmayı gerektirebilir:
Kişilik gelişimi. Bunu destekleyen aktiviteler listenin en başında olmalıdır. Değişik sosyal yardımlaşma gruplarının içinde yer almak ruhsal açıdan sağlıklı bir kişilik geliştirmenin en iyi yollarındandır.
Duygusal farkındalık. Gençlerin kendilerinin ve başkalarının duygularının farkına varmalarını sağlayacak aktiviteler içinde olmaları gerektiğini düşünüyorum. Başkalarıyla geçinmelerini ve problemleri tartışmalarını gerektiren çoğu grup aktivitesi, gençlerin kişilerarası dinamiği daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir.
Yaratıcılık. Çocuğunuzun hayal kurma ve yaratıcılık duygusunu da geliştirmeye ihtiyacı vardır. Çok özel yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olacak herhangi bir iş çok önemlidir. Bando, orkestra, güzel sanatlar, yıllık komitesi vb. gibi okul dışı aktivitelerin çoğu yaratıcılığı geliştirir.
Zihinsel gelişim. Bu, okulda sağlanıyor gibi gözükse bile, evde ve ya başka yerlerde daha da zenginleştirilmesinde yarar vardır. Bu nedenle, çocuğunuzun bilgisayar oyunları oynamasını (bir yetişkinin önderliğinde), çeşitli soruları yanıtlamak için internette dolaşmasını ya da bir matematik veya edebiyat yarışmasına katılmasını destekleyebilirsiniz. Bunun yanı sıra, çocuğun yaratıcı aktiviteler veya hizmet projelerini yürütmek için de zihinsel yeteneklere ihtiyacı vardır.
Sosyal ilgiler. Çocuğunuzun, tek bir gruba bağlanmaktansa, değişik gruplarla geçinmeyi öğrenebileceği değişik aktiviteler içinde olmaya ihtiyacı vardır. Kız ve erkek izci grupları, farklı çocuklardan gruplar oluşturup, farklı olsalar bile beraber yaşamayı öğrenmelerini sağlamaya çalışmaktadırlar.
Fiziksel gelişim. Fiziksel gelişimi arttırmak, sağlığı arttırmakla eşit değerdir. Eğer çocuğunuzun okulda her gün beden dersi varsa veya genellikle aktif bir çocuksa, bu konuda endişelenmenize gerek yoktur. Ama ´patates çuvalı´na benzemeye başlayan çocukların düzenli bir egzersiz yapmalarında yarar vardır. Bu aile içinde düzenleyeceğiniz bir tür tenis oyunu olabileceği gibi, bir takımda oynayacağı bir futbol oyunu da olabilir.
Sonuç olarak, çocuğunuzun eğlencenin hayatın en temel aktivitelerinden biri olduğunu bilmesini sağlayın. Ve eğlenmek demek, oyun oynayacak yeterince zamanı olmak demektir. Oyun oynamak, düşünmek, hayal kurmak ve sadece var olmak hepimizin ihtiyacı olan ama yapmadığımız şeyler. Çocuğunuza önceliklerine karar vermesinde ve kişisel gelişimine yardımcı olacak nitelik ve nicelikte doğru aktiviteyi seçmesinde yardımcı olun.

ANABABA-ERGEN İLETİŞİMİ

15 yaşındaki oğlum, benim ´homurtu’ dönemi diye adlandırdığım bir dönemden geçiyor. Onunla okul
kızlar veya herhangi bir şey hakkında konuşmak imkânsız gibi gözüküyor. Onun iletişim kurmasını nasıl sağlayabilirim? Çok açık olduğu bazı zamanlar oluyor, ama genellikle büyük bir sessizlik. Çok soru sorduğum zamanlarda, onun sırlarını öğrenmeye çalıştığımı düşünüyor.
Bu mektup bana kızımı hatırlattı. 14 yaşındayken, aramız oldukça açıklı ti. O okuldan geldiğinde evde olabilmek için, çalışma programımı değiştirdim. Meyva suyunu, patates cipslerini (kurabiyeleri veya onun hoşuna gidebilecek her şeyi) çıkarıyor ve sahneyi harika bir iletişim | ortamına hazır bir hale getiriyordum. Ama bu hiçbir zaman olmuyordu.| O günkü yemeğin nasıl olduğunu sorduğumda, aynı bu annenin durumunda olduğu gibi sadece bir homurtu işitiyordum. Sınavının nasıl geçtiğini sorduğumda, bir diğer tek heceli sesi, olumlu mu, olumsuz mu olarak yorumlayacağımı dahi bilemiyordum. Çok geçmeden de, odasına gidiyor ve iletişim kurma şansımızı tümüyle yitiriyorduk. Tarif edileme derecede kırılıyordum, çünkü onu çok seviyordum ve benden uzat lastiğini hissediyordum.
Neyse ki, pek çok arkadaşımdan aldığım yardımla yanlış gidenin olduğunu anlamaya başlamıştım. Aslında, bunu bana kızım söyledi. Bu gün bana, ‘Anne, kesinlikle çok saçma davranıyorsun! 4 yaşımda olmadığımı biliyorsun, benimle o zamanlarda yaptığın gibi konuşamazsın.Ben 14´ümdeyim.’ dedi. Onun için 14 çok büyük bir yaştı. Biraz kapalı olmasına rağmen, ne demek istediğini anlamıştım ve onunla çocukmuş gibi konuşmaya çalışmaktan vazgeçtim. Günlerce ona ilginç geleceğini düşündüğüm bir olay veya konu bulmaya çalıştım. Bir gün okuldan sonra, beraber soğuk birşeyler içerken, "Kathy, bugün sana neler duyduğumu anlatayım." diyerek o gün olan oldukça komik bir hikâyeyi anlattım. Bir mucize olmuştu, çünkü ben daha hikâyemi bitirmeden,! ‘Anne gerçekten böyle bir şey oldu mu? Ben de sana neler olduğunu anlatayım.’ dedi. İlişkimizde harika bir fırsat yakalamıştık.
Musevilikte çok hoş bir dini tören vardır. Gençlerin çocukluktan ergenliğe geçişi dini bir törenle kutlanır. Böylece çocuklar da ne zaman çocukluktan çıkıp, genç bir yetişkin olduklarını açıkça bilirler. Musevi ol- l mayan ailelerde de böyle bir geçiş uygulayabiliriz. Bu sadece zihinsel bir durumdur. Benim kızımı kendi yetişkin dünyama davetim, onunla günlük olayları paylaşarak oldu.
Duyguları, olayları ve düşünceleri çocuğunuzla paylaşın. Sanırım o da sizinle kendisininkileri paylaşacaktır. Sırlarını ortaya çıkarmaya çalışmadan ilginizi gösterin. Eğer birkaç yıl içinde yetişkin iki arkadaş olmak istiyorsanız, ergeni anlamanız çok önemlidir.

MAĞAZA HIRSIZLIĞI

Ergenlikte mağaza hırsızlığı ne kadar ciddi ve yaygın bir problem?
Bu problem çok yaygın ve ne yazık ki sadece ergenlerle sınırlı değil. Toplumumuzda mağaza hırsızlığında, daha yaşlılar arasında bile büyük bir artış var. Bugün artık mağazaların çoğunda bu hırsızları yakalamak için dedektifler var. Eğer mağaza hırsızı olan bir ergen çocuğum olsaydı, bu işi ilk yaptığında yakalanmasını isterdim, çünkü yakalanmak onda sağlıklı bir korku ve yasalara karşı dürüst bir saygı oluşturacaktır.
Belki de, çocukların neden mağaza hırsızlığı yaptığını anlamak ana-babaların bu konuda ne yapacağı öğrenmekten daha önemlidir.
Nedenlerden biri heyecan arayışıdır ve bu bir şekilde kedi-fare oyununa dönüşmektedir. "Bu ruju alabilir miyim?" veya "Bu feneri kimse farketmeden çıkarabilir miyim?"
Otoritenin sınırlarını zorlamak gençlerin hırsızlığının diğer bir nedenidir. Kendi zekalarını mağaza sahibinin mantığıyla yarıştırmak çok cazip gelmektedir. Bu gençler çok seyrek olarak çaldıkları malzemeye ihtiyaç duyarlar.
Mağaza hırsızlarının çoğu zengin ailelerden gelmektedir. Bunların ilgiye, farkedilmeye ihtiyaçları vardır ve bunlar da hırsızlık da dahil pek Çok yanlış davranışa yol açmaktadır. Deneyimlerime göre, bu işi alışkanlık haline getirmiş hemen hemen bütün mağaza hırsızları ana-babaları veya diğer önemli yetişkinler tarafından sevilmediklerini, önemsiz olduklarını ve başıboş bırakıldıklarını düşünen gençlerdir. Bu, anababanın gerçekten onları sevmediği anlamına gelmez, sadece çocuklar bu sevgiyi hissedememededirler.
Bazı hırsızlar, bu yolla biraz önem kazanacaklarını düşünen başarısız insanlardır.
Gençlerin büyük bir kısmı da, uyuşturucu alışkanlıklarına destek sağlayabilmek için çalmaktadırlar ve bu çok güçlü bir nedendir.
Eğer çocuğunuz bir mağazadan bir şey çalarken yakalandıysa, hemen çaldığını geri vermesini sağlayın. Eğer malzemeyi kullandığı ya da bozduğu için geri verilemiyorsa, onu ödemesi için gerekli parayı kazanmasını sağlayın. Kendiniz de dahil olmak üzere ailenizi değerlendirin, çocuğunuzun yeterli ilgiyi ve olumlu onaylamayı görüp görmediğine bakın. Eğer göremiyorsa, bunu düzeltmek için gerekli adımlan atın. Aynı zamanda arkadaşlarını da kontrol edin. Onun üzerinde kötü etkisi olan var mı kontrol edin. Hataların af f edilebileceğini unutmayın. Çocuğunuzun da bunu bilmesini sağlayın.

TEHLİKE İŞARETLERİ

Anababalara kızlarının ya da oğullarının çok ciddi duygusal problemleri olduğunu veya intihara yaklaşmakta olduğunu gösteren işaretler nelerdir?
Geçen on yılda intihar eden çok fazla sayıda genç insan oldu. Eğer ana-babalan bazı işaretleri anlayabilselerdi ve uygun bir şekilde davranabilselerdi bunların pek çoğu önlenebilirdi.
Fiziksel işaretler. Bunlar tanımı en kolay olan ilk işaretler. Bunlar, çocuğun yeme alışkanlığındaki değişiklikler gibi, olağan fiziksel çizgisinden uzaklaşmasını içerirler. Daha önce oldukça düzenli yemek yiyen bir çocuğun çok fazla yemeye başlaması veya hiçbir şey yememesi şeklinde görülebilir. Her iki aşırı uçta da olabilir ama gözlenmesi gereken önemli bir konudur. Aynı durum uyku için de söz konusudur. Çocuk çok fazla ya da çok az uyumaya başlar. Herhangi bir büyük değişiklik üzerinde durmaya değer.
Sosyal işaretler. Kendi odalarına ve kendi küçük dünyalarına çekilebilirler. Duygusal acıdan kurtulmak için aşırı aktivite içine girebilirler. Kaba ve rahatsız edici veya aşırı kibar olabilirler. Yine, çocuğun olağan yaklaşımlarındaki farklılıklar üzerinde durulması gereken bir noktadır.
Duygusal Göstergeler. Çocuğun normal durumundan farklı olması dikkate değer; her zaman yumuşak olan bir çocuğun huzursuz olması, genellikle mutlu bir çocuğun mutsuzluğu, oldukça sessiz olan birisinin heyecanlı olması, olağanın dışında endişeli, kaygılı veya ruhsal olarak aniden değişen bir durumda olması.
Kişisel Alışkanlıklar. Sahip olduğu değerli eşyaları başkalarına verme, sanki ortalıkta kazara bırakılmış bazı notlar veya okuldaki başarının düşmesi gibi durumlar çocuğun üzgün, kızgın ya da tehlikede olduğunu gösteren işaretlerdir.
Umarım çocuğunuzun yaşamındaki bu davranışların farkına varabilirsiniz. Herhangi bir durum varsa, bir danışmanın tavsiyesini alma konusunda hiç tereddüt etmeyin. Çok geç olmadan, sizin ve çocuğunuzun ihtiyacı olan yardımı alın. Başı dertte olan çocuğunuz direnebilir ve hiç ilgilenmek istemeyebilir. Bunun sizi kandırmasına izin vermeyin! Ders verici ve dırdır edici bir tavır içine girmeden kararlı olun. "Endişe ve üzüntünü yüzünden okuyabiliyorum. Lütfen bana problemlerini anlat. Bizim sevgimizin çözemeyeceği problem yoktur." deyin. Ona biraz zaman tanıyın ama problem çözülene kadar peşini bırakmayın!

ANABABA TÜKENİŞİ

Şu anda liseye giden ikizlerle birlikte üç ergenin babası olarak tam bir duygusal tükeniş yaşıyorum. Hepsi bağımsızlık ihtiyaçlarını güçlü bir şekilde ifade etmeye çalışıyorlar. Bütün bu baskıya dayanabilmeme yardımcı olacak bir öneride bulunabilir misiniz?
Anababa olmak sadece 24 saatlik bir iş değil, çok az tatili olan -eğer olabilirse- ve ömür boyu süren bir görev! Bu babaya ve diğer ihtiyacı olanlara bazı pratik önerilerim olacak. Bunlar belki de anababa olmanın zevkini tekrar tatmalarına yardımcı olabilir.
1. Kendinize zaman ayırın! Bir arkadaşınızla veya yalnız başınıza zaman geçirin, ara sıra bir gün veya bir hafta sonu uzaklasın ve ne istiyorsanız onu yapın. Şehrinizin dışında birisini ziyaret edin veya yakındaki bir otelde kalın. Ama yalnızlık, eğlence, uyku ve diğer ihtiyaçlarınızın tam olarak karşılandığından emin olun.
2. Ergen çocuklarınızla arkadaş olmanın yollarını arayın! Günlük deneyim ve duygularınızı onlarla paylaşın. Sizi bir insan-bir arkadaş gibi görmelerine izin verin. Ergenlerin en belirgin gelişimsel işleri bağımsız olmayı öğrenmektir. Sizin ergenleriniz de "bağımsızlık ihtiyaçlarını ifade ederek" tam yapmaları gerekeni yapıyorlar. Eğer onları kontrol etmek için çok çaba gösterirseniz, sürekli olarak çatışma içinde olursunuz. Arkadaş olmaya çalışarak yeni bir yaklaşım deneyin.
3. Ergenlerin sizin ihtiyaçlarınızı bilmesini sağlayın. Rahatınızı sağlamalarını ve endişelerinizi gidermelerini isteyin. Sırtınızı ovmaları veya yararlı önerilerde bulunabilecekleri bir probleminizi dinlemelerini talep edin.
4. Her bir çocuğunuzla ayrı ayrı birlikte olun. Bu şekilde çok güzel iletişim imkânları ortaya çıkabilir.
5. Beraber gülün. Ufak bir espriyle büyük gerginlikler atılabilir.
6. Paylaşın. Ergenlerin sizin bazı sıkıntılarınızı paylaşmasına izin verin.
Yeni ayrıcalıklar kazanmalarını sağlayın. Çocuklarınıza "Haydi, cumartesi günü hep beraber bodrumu toplayalım, ondan sonra da hentbol oynayalım ya da balığa gidelim" diye önerilerde bulunun. Ve ‘Eğer siz çocuklar bahçeyi düzene sokarsanız, bu akşam çok özel bir şeyler yapacağız.’ diyebilirsiniz. Bu genellikle işi daha zevkli bir hale getirir.
Onlara, arkadaşlarına, aktivitelerine, sevdiklerine ve sevmediklerine ilgi gösterin ve onları suçlamaktan kaçının. Böylece onlara daha laylıkla yaklaştığınızı göreceksiniz. Aynı zamanda da, onlara kendi değerlerinizi tam olarak benimsetemeseniz bile, en azından kendi yaşamınızdaki değerleri gösterme imkânı bulacaksınız.

KARAR VERME

Ergenlikten önce her şey çok daha kolaydı. Şimdi kızımla birlikte bir karar almak tehlikelerle dolu.
Çok haklısınız. Ergenlerle birlikte karar almak çok zorlu bir oyundur ve anababaların sık sık vites değiştirmeleri gerekir. Artık kendi bildiklerini yapıp sonra da gidip çocuklarına ne olacağını söyleyemiyorlar.
Duygularınızı değil, düşüncelerinizi kullanın. Gençler çok duygusaldır ve anababalar da öyle olduğu zaman bu duygular çarpışmakta ve ortaya çok iyi kararlar çıkmamaktadır. Bu nedenle dikkatli olun ve duygularınızı kontrol altında tutun, kararınızı da düşüncelerinizle alın. Kararınızı sizin ve çocuğunuz için doğru olan temel üzerine kurun. Kimin değil, neyin doğru olduğu önemlidir.
Ergenle birlikte sürdürdüğünüz karar verme sürecinin mümkün olduğu kadar demokratik olmasını sağlayın ki, bir diktatör gibi gözükmeyin. Çocuğunuza seçeneklerini tanımlamayı, onların sonuçlarını görmeyi ve nasıl davranacağına karar vermeyi öğretin. Pek çok durumda, gerekli dersleri alabilmesi için, kendi kararlarının sonuçlarına (iyi ya da kötü) katlanmasına izin verin. Eğer çocuğunuz sağlıklı bir karar alamıyorsa, o zaman anababa otoritenizi kullanmalısınız.

AİLE İLİŞKİLERİ
BASKI ALTINDAKİ BABA

Eşim ve ben kızlarımızı yetiştirmek için elimizden geleni yapıyor ve aile olarak birlikte zaman geçirmeye çalışıyoruz. Ama bizi gerçekten rahatsız eden bir konu, insanlar, kızlar için eşimin hayatında değişiklikler yapmasını normal karşılarken, bir erkeğin bunu yapmasını beklemiyorlar. İş arkadaşlarım neden büroda gereğinden fazla zaman harcamadığımı anlayamıyorlar. Hatta birkaç kişi geleceğimi tehlikeye attığımı bile söyledi. Ama ben iyi bir şey yaptığımı ve işime zarar vermediğimi düşünüyorum. Bu konuda önerileriniz var mı?
Son yıllardaki araştırmalar, babaların hem kızların, hem de erkek çocukların hayatlarında anahtar kişi olduklarını göstermektedir. Bu nedenle bu baba, ailesine zaman ayırma konusunda gösterdiği çabada haklıdır.
İlk önerim, patronunuzla konuşup büroda fazla mesaiye kalmanın yükselmeniz ya da şu andaki işinizin devamı için gerekli olup olmadığını öğrenmenizdir. Özellikle aile problemlerini belirtmeden, patronunuzla açıkça konuşmaya çalışın ki kafanız bu konuda rahat olsun. Pek çok işveren işle ilgili beklentileri öğrenme isteğini saygıyla karşılar ama çoğu bir babanın problemlerinin işini etkilemesine izin verdiğini duymak istemeyebilir.
Kafanızdaki önceliklerden emin olun. O zaman arkadaşlarınızın sözlerinin sizi rahatsız etmesine izin vermeyebilirsiniz. Son zamanlarda, pek çok kadın ve erkeğin, çocuklarıyla ilgilenebilmek için işlerindeki önemli ilerlemeleri reddettiklerini duyuyorum ve buna büyük bir saygı duyuyorum. Bence böyle bir kararlılık ve cesaret, gerçek bir güçlü karakteri, zekayı ve büyük bir sevgiyi gösteriyor. Çocuklarınız küçükken işinizde sağlayacağınız ilerleme, çocuklarınızda sağlayacağınız ilerleme kadar gerekli değildir. Ne söylersem söyleyeyim, babaların, çocukların hayatlarında ne kadar büyük bir etkiye sahip olduklarını yeterince vurgulamam çok zordur.

ÇOK KATI BABA

Şu anda eşimle yaşadığımız problem onun özellikle 2 yaşındaki çocuğumuza çok katı davranması. Kendi babası o kadar katıymış ki, eşimin sıklıkla onun ölmesini istediği zamanlar olmuş. Çocuklarımızın iyi ve mantıklı bir şekilde yetiştirilebilmesi için her ikimize de yardımcı olabilecek önerileriniz var mı?
Kişilerin yetiştiriliş tarzı genellikle onların kendi çocuklarını yetiştirme tarzını belirler. Bu ailede benim üzerinde durmak istediğim nokta, ana-baba arasındaki uyuşmazlıktır. Baba çok katı ve aşırı bir uçta iken, anne daha gevşek ve yumuşak. Böyle bir durumda bir kısır döngü içine girilir. Anababadan biri ne kadar katı ve sert ise, diğeri de o kadar yumuşak ve gevşek olmaya başlar. Bu durumun iki sonucu vardır: ilki anababanın arası açılır, ikincisi çocuk arada kalır.
Anababalar, her şeyden önce, çocuğunuzla ya da onun disipliniyle ilgili bir tartışmayı hiçbir zaman onun önünde yapmamalısınız. Çocuğunuzda büyük bir korku ve suçluluk yaratabilirsiniz. Bu özel durumdaki annenin, eşinin kendi çocukluğunda neler hissettiğini hatırlamasına yardımcı olmaya çalışmasını öneririm. Ama bunu size veya çocuğa kızgın olduğu bir zamanda yapmayın. Rahat ve sakin olduğu ve belki de biraz pişmanlık duyduğu bir zamanda, kendi duygularını hatırlamasına ve çocuğunuzla özdeşim kurmasına yardımcı olun. Eşinize, kendi oğlunun da onun babasına karşı hissettikleri duyguları geliştirebileceğini kibarca ve açıkça göstermeye çalışın. Ailenizin birbirine karşı sevgi, saygı ve mutlulukla yaklaşmasına yardımcı olun. Çocuğunuz bunu yapabilecek yaşa geldiğinde ve eşiniz sakinken, çocuğun babası ona çok sert ve katı davrandığı zamanlarda neler hissettiğini anlatmasını sağlayın.
Çocuklarınızı istismardan koruyun ama mümkün olduğu kadar arada kalmamaya çalışın. Çocukların anneyi araya koymadan doğrudan babaya gitmelerini sağlamak, babanın çocuğa verdiği acıyı duymasını mümkün kılabilir. Kitap ve makalelerden öğrendiklerinizi eşinize aktarmaya çalışın. Ne yazık ki, pek çok baba çocuk eğitimi ile ilgili kitapları okumamaktadır, ama eğer eşiniz kitap okumaya açıksa, ona çocuk gelişimini anlamasını sağlayacak kitaplar ve makaleler verin. Böyle bir kitap, eşinizin çalkantılı iki yaş dönemini daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
Her şeyden önce, kendinizi her zaman haklı olan otorite olarak ortaya koymayın. Bu onda bir aşağılık ve yetersizlik duygusu yaratabileceği için, tümüyle vazgeçip, anababalıktan tamamiyle uzaklaşmasına neden olabilir, iyi ve sabırlı olduğu, çocuğa zekice davrandığı zamanlarda onu övün ve bu çabalarını ne kadar takdir ettiğinizi bilmesini sağlayın. Anne ve babalar beraberce hareket etmelidirler.

BABANIN ONAYI

Size çocuklarla ve düşük özgüvenle ilgili bir soru sormak istiyorum. 7 yaşındaki kızımın bu konuda problemi var. Doğuştan sahip olduğu ve bizim de takdir ettiğimiz bir sürü yeteneği var. Çok iyi bir çocuk ve ben de kendisine benim çocuğum olduğu için çok mutlu olduğumu söylüyorum. Ama babasından daha fazla övgü alsaydı kendine güveni artar mıydı diye merak ediyorum.
Bu anne çok önemli bir noktaya değiniyor. Çocuklarda sağlıklı bir özgüvenin oluşmasını sağlamanın ne kadar hayati bir önem taşıdığını yeterince vurgulayabilmek mümkün değil. Anababaların neler yapmaları gerektiğini açıkça ve kısaca açıklamak istiyorum.
Anne de, baba da beraber çalışmalıdır. Çocuğun anne kadar, babanın da övgüsüne ihtiyacı vardır. Özgüvenin ne kadar önemli olduğunu anababaların her ikisi de anlayabilirse, beraberce başarılı bir yöntem izleyebilirler.
1. Önce çocuğun gerçekten yapabileceği işleri ve projeleri yürütmesini sağlayarak veya halen yapmakta olduklarına özel bir ilgi göstererek basan duygusunu oluşturun.
2. Ona sevgiyle ama kararlılıkla yaklaşarak ve (gerekiyorsa) işi yapabileceği en iyi şekilde yapana kadar inatla onu yüreklendirerek yaptığı işlere yardımcı olun.
3. Çocuğunuzun yaptığını dürüstlükle övün ve yaptığı işte iyi olanın ne olduğunu basitçe ve özellikle belirtin. Sadece "iyi bir iş yaptın" demekten kaçının. Daha açık ve ayrıntılı ifadeler kullanın: "Gökyüzünün rengini ve ağacın sanki rüzgârda hareket ediyormuş gibi görünüşünü çok beğendim." Çok miktarda sözel övgüler sunun. Çocuğunuzun davranış şekliyle, görünüşüyle ve yaptıklarıyla ilgili olarak özellikle neyi sevdiğinizi söyleyin. Çocuğunuzun gün boyu yaptığı harika şeyleri onlarla ilgili yorum yapmadığınız sürece gözardı etmesinin çok kolay olduğunu unutmayın.
Anababadan birinin katı tutumunu dengeleyebilmek için diğerinin aşırı duygusal ve koruyucu olmamasına dikkat edin. Çocuğun onay ihtiyacını ancak anababanın her ikisinin de ayrı ayrı övgüsü karşılayacaktır. Çocuğunuzun hayattaki başarısını sağlayacak olan özgüvenini oluşturmak için beraberce bir takım olarak çalışın!

KARŞILAŞTIRMA

12 yaşındaki oğlumuzun düşük özgüven problemi var. Sanırım bunun nedeni okulda oldukça başanlı olan abi ve ablası. Daha küçükken çok şefkatli ve cana yakın bir çocuktu. Ama yeteneklerinin gerisinde kalan bir tavır geliştirdi.
Bu annenin çok anlayışlı güzel bir tutumu var. Kardeşlerinin başarısı yüzünden özgüveni sarsılan oğluna yardımcı olmak için de bu anlayışını kullanmasını öneriyorum. Bu durum çocuklardan birinin akademik başarısı diğerini geçtiği zamanlarda sıklıkla görülen bir durumdur. Aslında her çocuğun daha başarılı olduğu bir alan vardır. Bizim yapmamız gereken onu bulmaktır.
Gençlik mahkemesi tarafından bana gönderilen bir genci hatırlıyorum. Her konuda başını derde sokuyor ve bundan hiç etkilenmiyordu. Değişmeyi istemiyor gibi gözüküyordu ve (elde edemeyecekleri dışında) onu motive edecek bir ilgi alanını saptayamamıştım. Ama bir gün cevabı buldu! Bir gün her zamanki gibi ayağını sürtmeden, odama girdi ve yüzünde büyük bir gülümseme vardı! Kazanmış olduğu bir bisiklet yarışının ödülünü getirmişti. Ödülü ceketinin içinden büyük bir zafer ifadesiyle yavaşça çıkardı ve bana gösterdi. Bulduğu eski bir bisikleti tamir etmiş ve bir arkadaşının babası da kendi oğluyla birlikte onu da yarışlara götürmüştü. Yarışlara girmiş ve kazanmıştı. Bu gencin başarılı olacağını biliyordum. Hayatta yapmak istediği bir şey bulmuştu.
Her çocuk başarıyla yapabileceği bir şeyin parıltısını içinde taşır. Sizin de oğlunuzda bulmanız gereken bu. Görülüyor ki, oğlunuzun parıltısı akademik alanda değil, en azından şimdiye kadarki durumu bunu gösteriyor. O zaman başka alanlara bakın. Elleriyle çalışmayı seviyor mu? Sporu seviyor mu? Belki de model trenler veya tahta gemiler inşa etmekten veya taş kolleksiyonu yapmaktan büyük bir zevk alacak. Belki de çok hızlı koşuyordur ve ilgili bir gruba katılabilir. Belki de balık tutmayı, bowling oynamayı veya jimnastiği seviyor. Belki de doğuştan satıcı ve böyle bir alanda çalışarak para kazanabilir veya bir oyuncu, şarkıcı ya da bahçıvan olabilir. Onun için uygun olan ve sizin maddi olarak karşılayabileceğiniz faaliyetleri saptamaya çalışın.
Onun kardeşlerinin gölgesinden çıkıp, kendi sahne ışıkları altına gelmesini sağlayın. Kardeşlerinin de onu onaylamasını sağlayın, başarının formülü elinizde olacaktır.

TEK ÇOCUK

Kişisel büyüme ve gelişim üzerinde, tek çocuk olmanın nasıl bir etkisi vardır? Anababalar bir çocuğun kardeş eksikliğini nasıl telafi edebilirler?
Tek çocuk bencil olabilir. Dünyanın kendisinin ve ihtiyaçlarının etrafında dönmesini (kardeşi olanlardan daha fazla) isteyebilir. Ama anababaların bu durumu telâfi edebilmeleri için pek çok yol vardır.
Kardeşleri olanların sahip oldukları avantajların bir kısmı arkadaşların yardımıyla sağlanabilir. Gerçekten de benim kardeşlerimle en çok paylaştığım şey oyun arkadaşlığıydı. Beraber çalışmak, tartışmak ve oynamak çocukluğumun en güzel deneyimleridir. Paylaşmak, sıranı beklemek ve düşünceli olmak kardeşlerin hayatta birbirlerine öğretebileceği en güzel niteliklerdir. Tek çocuk için sağlanan bir arkadaş bu özellikleri kazanmasına yardımcı olabilir. Çocuklar tartışmaya başlar başlamaz arkadaşlar evlerine geri gönderilmemelidir. Tam tersine, bazı konuları beraberce çözmeyi ve beraber yaşamayı öğrenmeleri için onları yüreklendirmelisiniz. Diğer bir yararı da sağlıklı bir rekabet duygusunun gelişmesidir. Bizim ailede düzenli olarak bazı oyunlar oynanırdı. Ama bu konudaki f boşluğu da arkadaşlar doldurabilir. Anababalar da tek tek çocuklarıyla oyun oynayarak, ona kazanmayı, kaybetmeyi ve sırasını beklemeyi öğretebilirler.
Destekleyici ve eğlenceli bir büyük aileye sahip olmanın bir diğeri yanı da güvende olmakla ilgilidir. Erkek ve kızkardeşlerimle biraraya geldiğimizde, birbirimize verdiğimiz karşılıklı destekten hâlâ çok büyük bir zevk alırım. Tek çocuğun yaşamında bu boşluğu kuzenlerin veya kındaki diğer akrabaların doldurmasını sağlayabilirsiniz. Bazı çocuklar yaz tatilleri gibi uzun okul tatillerinde kuzenleriyle uzun süre birlikte ol-j maktadırlar. Bazı aileler yazlık evleri veya onları biraraya getiren diğer bazı yerleri paylaşmaktadırlar. Bazı büyükanne ve babalar bütün torunlarını biraraya getirerek evlerinde toplarlar. Böylece en azından cici bir süre için, tek çocuk büyük bir ailenin bir parçası olma duygusunu yaşayabilir.
Kardeş sahibi olmanın da bazı olumsuzlukları vardır ve bu da tek çocuğun avantajları olmaktadır. Bazen kardeşler arasında oluşan haksız bir rekabet ve yarışta her zaman bir taraf kazanan diğer taraf da kaybeden j olabilir. Bazen de anababanın zamanı ve ilgisi haksız ve eşit olmayan bir: şekilde bölüşülebilir ve böyle bir problemle hiçbir zaman tek çocuk karşılaşmaz. Büyük bir ailede çocuklar o kadar çok paylaşmak zorunda kalabilirler ki, kendi kişiliklerini kaybedebilirler.

BÜYÜKANNEYLE GEÇİRİLEN ZAMAN

İyi bir büyükanneyle bir çocuğun geçirmesi gereken zaman ne kadar olmalıdır? Eğer mümkün olursa, zamanın tümünü çocuğumla geçirmek isteyen bir büyükannesi var.
İyi bir büyükanababa-çocuk ilişkisi size ve çocuğunuza pek çok imkan sağlar: Sevgi dolu bir destek, bilgi ve deneyimlerin paylaşımı, ana-babaların zaman bulamadığı bazı eğlenceli şeylerin yapılması ve bir bakıcıya para vermeden anababadan uzak geçirilen zaman.
Bir çocuğun büyükanababasıyla ne kadar zaman geçirmesi gerektiği tamamiyle ilgili kişilerin ihtiyaçlarına bağlıdır. Ne kadar zaman sorusunu cevaplayabilmek için sormanız gereken bazı sorular:
• Çocuk büyükannababasıyla birlikte olmak istiyor mu?
• Anababa ve çocuk samimiyetlerini ilerletmek ve aile geleneklerini geliştirmek için birbirlerine yeterince zaman ayırabiliyorlar mı?
• Büyükanababalar kendileri için ve dinlenmek için ihtiyaçları olan zamanı yeterince bulabiliyorlar mı?
• Büyükanababalar, koşulsuz sevgi ve onay göstererek, çocuk üzerinde olumlu bir etki bırakıyorlar mı?
• Büyükanababalar sizin değerlerinizi onaylıyor ve bu değerleri çocuğunuza kazandırmaya çalışıyorlar mı?
• Çocuk, anababasını ziyaret ettikten sonra, bir problem olduğunu gösteren bazı yanlış davranışlar sergiliyor mu? Eğer sergiliyorsa, nedenini biliyor musunuz?
• Sizin ve büyükanababanın arasında çocuk konusunda bir güç mücadelesi var mı?
• Büyükanababalar çocuğa çok fazla yüz verdikleri için, geri geldiğinde bir canavara dönüşmesine neden oluyorlar mı?

BÜYÜK ANABABALARIN ROLLERİ

Yıllar önce eşim Alaska´ya tayin olduğunda, ailemizden binlerce kilometre uzaklara gitmiştik. Çocuklarımızın büyük anababalarından bu kadar uzak olmaları bizi çok üzüyordu, fakat bazı yaşlı komşularımızla arkadaşlığımız ilerledikçe çocuklarımız onlara büyükanne ve büyükbaba diye hitap etmeye başladılar. Çocukların gerçek büyükanne ve babaları bunu öğrendiklerinde çok incindiler. Bana bir tavsiyede bulunabilir misiniz?
Biraz genel olarak büyükanababalardan söz etmek istiyorum. Ben büyükanababaların çocukların hayatındaki rolünün paha biçilmez olduğuna inanıyorum. Belki bu ifade bile yetersiz kalıyor. Bu örnekteki büyükler şüphesiz çok üzülmektedirler çünkü çocukların yakınında olamamaktadırlar ve çok normal olarak kendi yerlerini alan ve çocukların hayatlarındaki rollerinin tadını çıkaran diğer büyüklere içermemektedirler. Bence büyükanababaların en iyi görevlerinden biri, eğitim ve disiplin konularıyla uğraşmadan ve anababanın yapmak zorunda olduğu düzeltmeleri yapmak zorunda kalmadan, çocukları sadece kabul etmek ve tadını çıkarmak olmalıdır. Büyükanne ve babalar, anababalardan daha sabırlı ve anlayışlı olmaya vakit bulabilirler ve bu da çocuğun hayatında çok özel bir yer tutar.
Bu örnekteki büyükanababaların çocukların hayatında doldurulması gereken önemli bir yerleri olduğu için gurur duymaları gerektiğini söylemeliyim. Kendilerinin yerine getiremedikleri bazı görevleri gönüllü olarak yerine getirdikleri için diğer büyüklere minettar olmalıdırlar. Belki de kendi çevrelerinde de, uzakta olan gerçek büyükanababaların yerini dolduracak yeni büyüklere ihtiyacı olan bazı çocuklar vardır.
Bu örnekteki anababanın çocuklarına biyolojik büyükanne ve babalarının onlar için özel olduğunu öğretmeye dikkat etmeleri gerekmektedir. Belki de bunu, yeni büyükanne ve babalarına gerçek büyüklerine söyleyeceklerinden başka bir isimle hitap ederek yapabilirler.
Anababalar, çocuklarının uzaktaki büyüklerle devamlı iletişim içinde olmalarını da sağlamalıdırlar. Onlara mektup yazmalarını veya yakında otursalardı onlara verebilecekleri resimlerini göndermelerini sağlayın. Telefonu, faksı ve bilgisayarla haberleşmeyi unutmayın. Çocuklar yazmayı öğrendikten sonra, mektuplarını bilgisayarda yazıp, sonra da elektronik posta sistemini kullanabilirler. Resimler fakslanabilir, kısa ve sıcak telefon konuşmaları yapılabilir. Böylece büyükanne ve babalar çocukları sevip anlayabilirler ve yerlerini alan büyüklerin kendilerini tehdit ettiğini düşünmezler.

HEDİYE GETİREN BÜYÜKANABABALAR

Çocukların büyükanne ve babalan ne zaman bize gelseler küçük hediyeler getirirler. Şimdi çocuklar her zaman bir hediye bekleme alışkanlığı edindiler.
Büyükanne ve babalarına kendilerine ne hediye getirdiklerini sorduklarında çok utanıyorum. Bu konuyu kimseyi kırmadan nasıl halledebilirim?
Dünyaca kabul edilen basit bir kuralı koymalısınız: Çocuklar, büyükanne ve babanıza veya eve gelen misafirlere hediye sormayacaksınız. Anlaşılması hiç zor değil ve büyüklerin her ziyaretinde tekrarlanırsa, çocuklar da buna izin verilmediğini açıkça anlayacaklardır. Elbette çocuklar kuralları unuturlar ve yine hediye konusunda soru sorabilirler. Böyle bir durumda, kibarca ve kararlı bir şekilde hem çocuklara, hem de büyüklere, sorulduğu zaman hediyenin verilmeyeceğini anlatın. Hediyeyi verip vermeyeceğine karar verme hakkı veren kişinindir, bu nedenle de o konuda soru sorulmamalıdır.
Büyükanne ve babalarla da konuşmalı ve gerekli düzenlemeleri yapmalısınız. Daha seyrek hediye getirmelerini rica edebilir ve sadece çocuklar istedikleri için kendilerini hediye getirmek zorunda hissetmemelerini söyleyebilirsiniz. Çocukların, büyükanne ve babalarının sevgi dolu varlığının onlara verilebilecek en iyi armağan olduğunu anlamalarını sağlamanız çok önemlidir. Çok fazla maddi şey aldıklarında, bu özel sevginin değerini anlamakta zorlanabilirler.
Çocuklarınızın bu hediye verme işini tersine çevirmesine yardımcı olun. Onların büyükanne ve babaları için özel hediyeler hazırlamalarını sağlayın. Çocuklar bu konuda çok yaratıcı olabilirler. Bir fotoğraf veya kırlarda dolaşırken buldukları küçük bazı nesneler güzel hediyeler olabilir. Vermek gerçekten iki yönlüdür.

AİLE BİREYLERİ ARASINDAKİ BENZERLİKLER

Bir çocuğun ailedeki birisine benzerliği ne gibi problemler doğurabilir?
Çok garip olmakla birlikte, böyle problemler olduğu doğrudur. Şu anda böyle bir problem yaşayan bir aile ile birlikte çalışıyorum. Anne, küçük kızı ilk doğduğu andan itibaren onu kendi annesine benzetmiş. Ne yazık ki, annesiyle arası da pek iyi değilmiş ve farkında olmadan bu küçük bebeğe annesinde gördüğü olumsuz bazı nitelikleri yakıştırmaya başlamış. Bebek büyüdükçe, anne onu sevmekte zorlanmaya başlamış.
Anababalar yeni doğan bebeklerine baktıklarında büyükbabasının kulaklarını veya annesinin burnununu görseler bile, bütün bu fiziksel benzerliklere rağmen çocuğun ayrı bir birey olduğunu unutmamalıdırlar. Çocuğunuzu kendisi olduğu için sevmeye ve onu öyle kabul etmeye dikkat edin ve çocuğu bilinçli olarak diğer insanlardan ayrı değerlendirin.
Yakın arkadaşlarınızın çocuğunuzun aile bireyleri arasındaki benzerliği ile ilgili bir yorumu karşısında hazırlıklı olun ve "Evet, Jane Helen teyzesine benziyor ve biz de ailedeki benzerliği seviyoruz. Ama Jane ayrı bir kişilik ve onu bu farklılığından dolayı çok seviyoruz." deyin. Bu, sizin koşulsuz sevginizi pekiştirecek ve diğerlerinin çocuğunuzu kendisi olarak görmelerine yardımcı olacaktır.

BOŞANMANIN ETKİSİ

Babasıyla boşandığımızda, şimdi 12 yaşında olan en küçük oğlum sadece 8 yaşındaydı. Bazen bunun onun üzerindeki uzun vadeli etkilerini merak ediyorum. Sizin bir öneriniz var mı?
Boşanma, doğrudan veya dolaylı olarak ailelerin çoğunu etkilemektedir. Her boşanmada yaşanan pek çok duygu vardır - kayıptan dolayı üzüntü, reddedilmekten dolayı öfke gibi çok yoğun, olumsuz ve yıkıcı duygular.
Çocuklar da bu tür duygulara karşı oldukça korumasızdırlar. Bu duyguları çözmekte zorlanırlar çünkü onlar hakkında nasıl konuşacaklarını bilemezler. Onları ifade etmek için gerekli kelime hazineleri yoktur ve anababaları kendi bunalımları üzerinde o kadar yoğunlaşmışlardır ki, çocukların problemlerinin çözümünün ne kadar acil olduğunun farkına varamazlar.
Boşanmış ailelerin çocuklarının bazı programlara katılmaları yararlı olabilir. Bu programlar çocukların boşanma hakkında konuşmalarını, ailelerinin boşanan tek aile olmadığını anlamalarını ve iki ayrı aile için gelecekle ilgili yeni umutlar oluşturmalarını sağlamada onlara yardımcı olabilir. Bu programlar, özellikle boşanmanın ilk aylarında, duyguların çok yoğun yaşandığı ve anababaların ailede olanlar hakkında sakin bir şekilde konuşmakta zorlandıkları zamanlarda çocuklar için çok önemlidir.
Son yıllardaki çalışmalar, anneler kadar babaların da önemini vurgulamaktadır. Uzun vadeli çalışmalar, boşanmanın etkisinin büyük ölçüde vesayeti almış olan anne ya da babanın boşanmayı ele alış şeklir ve vesayeti olmayan anne ya da babanın çocukla ilişki ve uyum içine olup olmadığına bağlı olduğunu göstermektedir. Eğer sizin eşiniz o lunuzla ilgilenmiyorsa, onun yerine geçecek bir "baba" ya da "ab olumlu etkide bulunabilir. Erkek akrabalarınız veya komşularınız ar sında oğlunuza arkadaşlık edebilecek güvenilir ve duygusal açıdan sağlıklı birisi olup olmadığını araştırın.
Boşanma kargaşalığı atlatıldıktan sonra, anababa boşanma konusunu daha az duygusal bir ortamda tartışabilirler. Oğlunuzla boşanma konusunda onu rahatsız eden şeyler hakkında konuşmaya çalışın. Yaşamı ve ziyaret saatleri konusunda onu üzen bir şey var m Geçmişle ve boşanmanın nedenleri hakkında soruları var mı? Hayatındaki o dönemle ilgili çok fazla bir şey hatırlamayabilir. Ne kadi az şey hatırladığına şaşırabilirsiniz. Duyguları ve onu ilgilendiren şeylerle ilgili konuşmasını sağlayın. Artık duygularını kelimelere dökebilecek yaşa gelmiş.
Boşanma yaşayan her çocuğa yardımcı olacak birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum:
1. Kendisini suçlamaması için boşanmayı yeterince anladığında emin olun. (Ama lütfen, hoş olmayan ayrıntılara girmeyin!)
2. Onun boşandığınız eşinizi sevmesine izin verin.
3. Hata yaptıklarında diğer insanları affetmeyi öğretin (kendiniz de eski eşinizi affetmeye çalışın).
4. Diğer taraftan yararlanarak, sizi kullanmasına izin vermeyin.
5. Her iki tarafın da sadece kötü yanlarını görmekten kaçınarak, iyi yanlarını ayırt etmesinde ona yardımcı olun.

TAŞINMA

9 yaşındaki kızımızı başka bir şehre taşınma durumuna nasıl hazırlayabileceğimiz! öğrenmek istiyorum. Taşınmanın çocuklar için zor olduğunu biliyorum ama başka bir seçeneğimiz yok. Yeni okulu ve geride bırakacağı arkadaşları konusunda şimdiden kaygılanmaya başladı bile.
Kısa bir süre önce ortalama bir Amerikan ailesinin ömrü boyunca 14 kez taşındığından söz eden şaşırtıcı bir istatistik okumuştum. Taşınmanın ne kadar rahatsız edici olduğunu bildiğim için bu beni oldukça ilgilendirdi.
Bu tür taşınmalar hem çocuklar, hem de anababalar için huzursuzluk vericidir. Üzüntü dolu bir dönemi beraberinde getirir. Çocuklar pek çok şeylerini kaybederler. Bu nedenle, anababalara çocuklarının üzüntülü dönemini anlayışla karşılamalarını ve onlara bu konuda yardımcı olmalarını öneririm.
Çocuklarınızı da sürece katın. Yeni ve farklı bir yere taşınma heyecanı yaşanan üzüntünün bir parçasıdır. Mümkün olduğu kadar iyimser bir tutum içinde olmaya çalışın. Planlarınızı çocuklarınızla paylaşın. Ev ve çevre seçiminde onlara da yer verin. Oturacağınız çevreyi seçerken dikkatli davranın, iyi okulların, kütüphanelerin, alışveriş merkezlerinin olduğu bir yerde olmasına özen gösterin. Evin döşenmesinde veya yeni bir evin planlanmasında çocuklarınıza da söz hakkı verin. Kendi odalarının ya da oturma odası gibi ortak kullanılan bir mekanın rengi, perdeleri ve eşyaların seçimi konusunda onların da söyleyecekleri birşeyler vardır. Bu, onların yeni yerleşim yerinde kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlayacaktır. Bütün eşyalarınızı değiştirmeyin, eski ve rahat bazı mobilyalarınızı da zamanla yenilemek f üzere yeni evinize götürün.
Çocuklarınızın en sevdiği oyuncak ve oyunları saklayın. Yakın zamanda, başka bir şehre taşınmak zorunda kalmış olan küçük bir kızla tanıştım. Bu taşınmadan sonra çok üzücü bir olay yaşamıştı. Küçük ayıcığını kaybetmişti. Çok yıpranmış ve çirkindi ama onundu ve ayısını kaybetmek onda büyük bir üzüntü ve öfke yaratmıştı.
İyi bir ayrılış yapın. Taşınacağınız zaman bir ayrılış töreni yapmanızı öneririm. Çocuklarınızın arkadaşlarıyla bazı eşyalarını -bir fotoğraf veya eski bir kitap gibi- değiş tokuş yapmalarını sağlayın. Okul kütüphanesine bağışlanan bir kitap, hoşçakal partisi, uzun ayrılık törenleri (gözyaşlarına yol açsa bile) ayrılığı uzun vadede daha kolaylaştırabilir. Mektuplara alınan cevaplar, ara sıra yapılan telefon konuşmaları ve ziyaretler çocuklarınızın üzüntüsünü sona erdirebilir ve yeni evlerinin tadını çıkarma konusunda kendilerini daha özgür hissetmelerini sağlayabilir.

ORTANCA ÇOCUK

9 ve 6 yaşlarında iki oğlumuz ve 2 yaşında bir kızımız var. Sorum ikinci oğlumuzla ilgili. Her sabah huzursuz ve şikâyetçi bir ruh haliyle kalkıyor. Hiçbir konuda olumlu bir nokta bulamıyor gibi. Şikâyetlerini görmezden gelmeye ve bizimle yaptığı tartışmalarda katı olmaya çalıştık. Ama olumsuz bakışı ve devamlı sorgulayan tavrı beni bazen çaresiz ve bitkin bir hale getiriyor. Bu durum beni, ona daha fazla dayanamayacağım için evi terkedebilecegim düşüncesine kadar götürebiliyor. Sanırım benim de yardıma ihtiyacım var!
Ortanca çocuklar genellikle zorluk çekerler. Kendinden büyüğün yönetici tavırlarına boyun eğmek ve kendilerinden küçük bebeğe teslim olmak zorunda kalırlar ve hiçbir zaman anababaların tüm ilgisini çekemezler. Dahası, bu çocuğun kişilik özelliklerinin ölçeğin en aşırı uçlarında olduğu izlenimini edindim.
Bu çocuğun, belki de çocuktan daha da fazla anababanın uzman yardımına ihtiyacı olabilir. Bir çocuğun ailesiyle her ilişkisinde olumsuz ve mutsuz bir durum ortaya çıkıyorsa, bu durumu tek başlarına anababanın düzeltmesi çok zordur. Ama yine de bu ailenin durumu biraz değiştirmeye başlamalarını sağlayacak bazı öneriler verebilirim:
Önce, bu anne oğluyla ilgili olarak içerlediği ve endişelendiği her durumun bir listesini yapmalıdır.
İkinci olarak, bu konularda düşünüp, en rahatsız edici olanları anlamaya ve affetmeye çalışmanın yollarını bulmalıdır.
Üçüncü olarak, gözden kaçırdığı bütün iyi noktaların listesini yapmalıdır. Çocuğuyla birlikteyken bu özellikleri her gördüğünde, basit ve samimi bir yorumda bulunabilir. Böylece çocuk kendisinin iyi bir insan olabileceği konusunda umut olduğunu görmeye başlayabilir. Anababa ve Çocuklar değişmek için bir anlaşma yapabilirler.
Bu anne her gece oğlunun yatağına gidip onu yumuşak bir sevecenlikle yatağa yatırabilir. Sabahları ona seslenmektense, yanına gidip bizzat kaldırabilir ve böylece daha iyi bir ruh haliyle kalkmasını sağlayabilir. Karşılaştığı iyi bazı davranışlara sessiz ve sakin bir şekilde olumlu tepki verdikçe, çocuğun kendisi için iyi duygular geliştirmesini sağlayabilir. Sonra her ikisi beraberce hangi olumsuz davranışların gitmesi gerektiğine ve ailede sevecen ve olumlu duyguları yaratmak için nasıl daha iyi davranışlar geliştirebileceklerine karar verebilirler. Beraberce mutlu bazı faaliyetler yarattıkça ve olumlu duygular oluşturdukça, böyle bir çocukta gelişmiş olan en olumsuz alışkanlıklar bile aile içinde sevgi dolu bir duruma dönüşebilir.

VASİYET HAZIRLAMA

Şu ara bir vasiyet hazırlama durumundayız ve bize bir şey olursa küçük çocuklarımıza kimin bakacağı konusunda bir madde eklemek istiyoruz. Bu kişinin, bizimle ortak veya benzer ilgi alanları ve hayat görüşleri olan aileden mi, yoksa arkadaşlarımızdan birisi mi olması gerektiğinden emin olamıyoruz. Ayrıca, çocukları olan kişileri seçmek daha mı iyi olur?
Akıllı bir çift. Hiçbir insan kendi ölümünü düşünmediği için, vasiyet hazırlamak oldukça acı veren ama yapılması gerekli bir konudur. Çocukları için böyle bir plan hazırlarken anababaların göz önünde bulundurmaları gereken bazı hedefler şunlar olmalıdır:
1. Çocuklarınızın kendi çevrelerine benzeyen, güvende olabilecekleri bir ortamda olmalarını istiyorsunuz. Çocuklar çok küçük olmadığı sürece, anababalarının yanı sıra bir de çevrelerinden ayrılmak zorunda kalmamalıdırlar. En ideal olanı, çocukların alıştıkları okuldan ve çevreden ayrılmadan devam edebilecekleri kişilerle olmalarıdır. Bazı aileler için bu bir akrabanın seçilmesi gerektiği anlamına gelir. Bazıları için de bu, yakında yaşayan bir arkadaşın seçimi demektir. Küçük olan çocuklar için, aynı çevrenin sağlanmasından çok aynı bakımın devam ettirilmesi daha önemlidir.
2. Gözönünde bulundurulması gereken ikinci bir nokta çocuklarınıza kazandırmaya çalıştığınız değerlerdir. Bu değerleri onlara öğretebilecek bir tanıdığınız var mı? Bazılarınız için bu kişiler akrabalar, bazılarınız için de arkadaşlar olabilir.
3. Çiftin çocuklarla başaçıkma kapasitesini de düşünmelisiniz. Büyükanne ve babalar sizin için en iyi kişiler olabilir ama yeni çocuklar yetiştirmek için gerekli olan gençlik ve enerjiye onlar sahipler mi? Yoksa daha genç ama çocuksuz birisini mi bulmalısınız? Bence kendi çocukları olan kişiler, hiç çocukları olmamış olanlardan daha anlayışlı ve uyumlu olabilirler. Bu da dikkate alınması gereken bir durumdur.
Kimi seçerseniz seçin, bunu bir plan çerçevesinde yapmanızı öneririm. O kişilerle daha fazla birlikte olmalısınız ki, her iki tarafın da birbirini tanımasını, sevmesini, anlamasını ve güvenmesini sağlayın. Eğer ciddi farklılıklar ve saygı eksikliği görürseniz, başka bir aile seçmenize yardımcı olabilir. Çocuklarınıza bu ailenin onların hayatındaki önemini anlayabilmeleri için basit bir şekilde bu düşüncenizden söz edin. Fakat çocuklarınızın endişelenmelerine veya sizi kaybetmekten korkmalarına izin vermeyin.

ÇOCUĞU YENİ BİR ANNE VEYA BABAYA HAZIRLAMA

Üvey anababa-çocuk ilişkisinde iyi bir başlangıç için önerileriniz nelerdir? 3 yaşındaki kızımın yakında bir üvey annesi olacak.
Boşanma ve ölüm nedeniyle pek çok anababa ve çocuk yeni ilişkiler içine girmek zorunda kalmaktadır. Bu konudaki kazançlar ve kayıplar nelerdir:
• babasının zamanı ve enerjisi yeni eş üzerinde yoğunlaşmıştır
• küçük kızın hissedebileceği dışlanma veya reddedilme duygusu
• çocuk onu doğal bir şekilde kabullenmezse, yeni eşin hissedebileceği reddedilme duygusu
• biyolojik anneye karşı duyulan sadakatsizlik duygusu (asıl annesini hâlâ severken, yeni bir anneyi nasıl sevebilir?)
• yeni annenin ailenin yaşantısına ve alışkanlıklarına getireceği değişiklikler
Bütün bu sorunlarla başetmek hiç de kolay değildir. Üvey anne ve Çocuk arasında olumlu bir ilişki kurmaya çalışırken bu noktaları gözönünde bulundurmaya özen gösterin.
Bilgi verin. Açıklayın ve açıklayın ve yine açıklayın! Çocuğunuzun yaşamıyla ilgili yeni ayarlamaları ve yeni bir annenin gelişini anlayacağı varsayımında bulunmayın. "Eski" ve "yeni" annesi arasında bir seçim yapması gerekmediğini bilmesine yardımcı olun. Her ikisini de sevebilir ve her ikisine de istediği şekilde davranabilir. Bazen bu aşamada, yeni anne için "eski" anneninkine rakip olmayacak bir hitap şeklini seçmek çok yardımcı olabilir. Eğer çocuk bu iki kişiyi ismen ayırt edebilirse, biyolojik annesine sadakatsizlik duygusunu daha az hissedecektir.
Açık görüşlü olun. Üvey anababa özel bir davranış beklememelidir. Çocuğu keşfetmeye ve nasıl bir ilişki kurabileceğinizi anlamaya çalışın. Bu çocuğa sizin neler sunabileceğinizi ve onun size neler verebileceğini düşünün.
îyi yanları ortaya çıkarın. Bu çocuğun biyolojik anababasının iyi yanları nelerdir? Bir üvey anababa için, ortada olmayan bir anne ya da1; babayla rekabet etmek ve daha iyi gözükmek için onun kötü yanlarını bulmak çok kolaydır. Bundan her zaman kaçının.
Bu çocuğun kaybını anlayın. Yeni üvey çocuğunuz, ölüm ya da sanma nedeniyle kaybettiği anababası yüzünden üzgün, öfkeli ve şaşkın] bir durumda olabilir. Çocuk üzüntüsünü ve gerilimini saldırgan ve kaba; bazı tavırlarla saklamaya çalışacaktır. Onun gergin duygularını, endişesini, kaygısını anlayışla karşılarsanız, kötü davranışları veya sizi kabullenmedeki isteksizliği karşısında kişisel olarak küçük düşmez veya incinmezsiniz. Tam tersine, onun bu zor duygularını tanımlayarak ve yorumlayarak ona yardımcı olabilirsiniz.
Koşulsuz kabullenme üzerinde yoğunlaşın. Çocuğu yumuşakça, dürüstçe ve tamamiyle kabul etmekten kaçınmayın. Bu, kaba veya saygısız davranışlara katlanmanız gerektiği anlamına gelmez. Onun dürüstlüğünü anladığınızı ve kabul ettiğinizi gösterir. Çocuğun sizinle ve gerçek anababasıyla ilgili duygularını ifade etmesini sağlayın. Ona genç ve yakın bir arkadaş gibi davranın.
Saygı kazanın. Hemen bir anababa-çocuk ilişkisi beklemeyin. Bir yandan arkadaşlığınızı geliştirirken bunu da kazanmaya çalışın. Çocuğun size yakınlaşmasına izin verin ve her zaman orada olun. Ama ani bir samimiyet ve yanıt beklemeyin, çünkü bu olamaz. Anababalığa yavaş yavaş yaklaşın. Kurallardaki değişiklikler çocuğa ayrıntılı olarak biyolojik anababa tarafından açıklanmalıdır
Tam bir sadakat beklemeyin. Çocuk kendi anababasını evdeki yeni kişiye karşı kullanmaya çalışabilir. Bunun olabileceğini kestirebilirseniz, yeni eşinizle rekabeti önleyerek, çocuğun numaralarını hoşgörüyle karşılamayarak, yetişkinler olarak dayanışma içinde olarak ve çocuğun iyiliği için birlikte çalışarak buna karşı koyabilirsiniz. Yeni bir aile oluşturmak ne kadar zor olursa olsun, bunu başarabilirsiniz.

SAHTE SUÇLULUK DUYGUSU

Çocuklarımızla altı yıl boyunca evde oturduktan sonra artık dışarıda çalışmaya başladım. Evde iyi bir bakıcı var ama bazen evde olmamanın suçluluğunu çok fazla hissediyorum.
Önce, gerçek ve sahte suçluluk duygusu arasındaki farkı açıklamalıyım. Gerçek suçluluk bir şeyi yanlış yaptığımızı bildiğimizde ortaya çıkan duygudur. Eğer çocuklarınıza karşı çok sert davrandıysanız veya yargıda bir yanlışlık yapıp onları yapmadıkları bir şey için cezalandırdıysanız kesinlikle kendinizi suçlu hissedersiniz. Hatanızı itiraf ederek, özür dileyerek ve doğruyu yaparak bunu düzeltmeniz çok kolaydır. Sahte suçluluk ise, bir şeyi yanlış yaptığımızı düşünüp bunun ne olduğunu dürüstçe tanımlayamadığımız zamanlarda ortaya çıkar. Bu anneye acı veren de bu sahte suçluluk duygusudur.
Dışarıda çalışan annelerin çoğu pek çok çelişkili durum yaşarlar. Çoğu, annenin çocukları ergenlik çağına gelene kadar tüm gün evde oturması gerektiğine inandırılarak yetiştirilmişlerdir. Ama, bu görüş açıkça ifade edilmediği için, evin dışında çalıştıkları zaman neden suçluluk duyduklarını anlamakta zorlanırlar ve kafaları karışır.
Duygularınızı hem çocuklarınıza, hem de kocanıza açıklamanızı öneririm. Çocuklarınızın zorunlu olduğunuz için çalıştığınızı ve kocanızın da aile bütçesine ve evin ihtiyaçlarına maddi katkıda bulunduğunuz için mutlu olduğunuzu bilmesini sağlayın.
Sonra da ailenin işbirliği içinde bir bütün olmasına çalışın. Aile toplantısı ayarlayın, herkesin ihtiyaçlarını açıklayın ve herkesin birbirinin ihtiyaçlarını karşılama konusunda birşeyler hissetmesini sağlayın. Evdeki işlerin bir listesini çıkarın ve onları aile bireyleri arasında uygun ve adil bir şekilde dağıtın. Bu, çocuklarınızın ve eşinizin ne kadar değerli olduklarını hissetmelerini sağlayacaktır. Ayrıca onların katkılarına değer vermeniz, özgüvenlerinin ve ilişkinizin temelinin sağlamlaşmasına yardımcı olacaktır.
Düzenli olarak işinizin ilginç yanlarını ailenizle paylaşın. Şikâyet et-; memeye ve işinizin komik olan, hatta bazen pek de komik olmayan yanlarını da paylaşmaya çalışın.
Aile olarak hep beraber oyun oynayacağınız zamanlar yaratın. Evini dışında çalışmak, sizin ve çocuklarınız için o kadar da kötü olmayabilir! Aslında bazı ailelerde anne ve babalar çalışma saatlerini çocuklarıyla ayrı birarada olabilecekleri şekilde ayarlamaktadırlar. Örneğin, baba gündüz çalışırken anne evde kalmakta ve çocuklar okuldan geldiklerinde onlarla birlikte olabilmektedir. Anne akşamları veya haftasonları çalışırken, baba çocuklarla evde kalıp onların ihtiyaçlarını karşılamaktadır! Böylece, anneleriyle kurdukları yakın ilişkiyi babalarıyla da oluştur şansını elde etmiş olmaktadırlar. Babaların çocuklar için ne önemli olduğunu unutmayın.

SAĞLIK VE BESLENME
BAŞ AĞRILARI

Çocukların baş ağrılarının en yaygın nedeni nedir?
Çocuklardaki baş ağrıları genellikle fiziksel koşullardan kaynaklanmaktadır. Duygusal baskı genellikle ikinci bir neden olarak görülmektedir.
Üşütmüş veya ateşli olan veya herhangi bir hastalığı olan her çocuğun büyük bir olasılıkla başı ağrır. Tıkalı bir burun baş ağrısına neden olur ve bu durum çocuk için de geçerlidir. Allerjiler de baş ağrısına neden olabilir. Burun akıntısı ve yaşaran gözlerin yanı sıra, kronik allerjinin en belirgin özelliklerinden biri de baş ağrısıdır.
Diş çıkarma veya iltihaplı bir diş baş ağrısı yaratır. Küçük bebekler bile bundan rahatsızlık duyarlar.
Okul çağındaki çocuklarda, göz yorgunluğu sorun olabilir ve baş ağrısına neden olur.
Baş ağrısına yol açan duygusal ve psikolojik problemler de vardır. Ailedeki sorunlar yüzünden duyulan kaygı, endişe veya korku baş ağrısı yaratır. (Bazen siz anababa olarak bile çocuğunuzun aile sorunlarına üzüldüğünü farkedemeyebilirsiniz.)
Bazen çocuğunuzun baş ağrıları kaygı veya gerginlikten kaynaklanıyor olabilir. Bazı çocuklar o kadar sorumluluk sahibi olabilir ki,iyi notlar almak, iyi geçinmek veya doğru şeyler yapmak için çok çaba harcıyor olabilirler. Boyundaki veya alındaki kaslardaki gerilme başı sıkıştırır. Bu tür kassal bir gerilme çok büyük bir acıya neden olabilir.
Kaslardaki gerginlik yanlış duruştan da kaynaklanabilir. Çocukların televizyon seyrederken veya bilgisayar oynarken ne kadar yanlış pozisyonlarda durduğunu biliyoruz. Eğer çocuğunuzun baş ağrıları oluyorsa, nedeninin bu olup olmadığını kontrol edin.
Baş ağrısı numarası yapan pek çok çocuk gördüm. Baş ağrıları onları yapmak istemedikleri bir işten kurtarmakta ya da istedikleri ilgiyi görmelerini sağlamaktadır.
Baş ağrısı olan çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz? ilk önce, çocuğun tıbbi bir kontrolden geçmesini sağlayın. Ağrılara neden olan fiziksel bir problem olup olmadığından emin olmak için onu bir doktora götürün. Daha sonra ona sevgi dolu ilgi gösterin, mutlu dolu beraberliklerin yanı sıra stres azaltıcı faaliyetlerde bulunmasını sağlayın. Böylece baş ağrılarının yerini sorumluluklar alacaktır.

KARIN AĞRILARI

Çocukların karın ağrılarının en yaygın nedenleri nelerdir?
Karın ağrıları, bulaşık yıkama, ödev yapma vb. işlerden kurtulmak için kullanılan bir yöntem olmasına rağmen pek çok evde pek işe yaramaz ve sizin evde de işe yaramamalıdır. Ancak, karın ağrılarının ana-babaların gözardı edemeyeceği bazı fiziksel nedenleri de vardır.
En yaygın nedenleri açlık ya da fazla yemek olabilir. Gerçek açlık ağrıları pek az kişinin bildiği bir acıdır ama yemek vakti yaklaştıkça bazı ani spazmlar hissettiğimiz de doğrudur. Fazla yemek de ciddi ağrılara neden olabilir, hatta bazı çocuklarda kusmaya yol açacak kadar ciddi bir problem yaratabilir. Çocuklarınızın bir seferde ne kadar yemesi gerektiğine dikkat edin.
Karın ağrılarının ikinci bir nedeni yemeklerin hazmedilememesi veya allerji olabilir. Pek çoğumuz midemizde ağrı veya rahatsızlık yaratan yiyecekler yemişizdir. Karın ağrılarından kurtulmak için bu tür yiyeceklerden kaçınmak yeterli olacaktır. Bağırsaklardaki bir rahatsızlık da karın ağrılarına neden olabilir. Kabızlık veya bağırsaklardaki fazla miktardaki gaz çocuklarda rahatsızlık yaratabilir. Çocuklarınıza bol bol su içirir ve meyva yemelerini sağlarsanız, kabızlık bir problem olmayacaktır.
Mide üşütmeleri de karın ağrılarının diğer bir nedenidir. Karındaki ağrıların yanı sıra devamlı kusma veya ciddi ishal ve kramplar görülebilir. Bu sorunlar genellikle 12-24 saat içinde geçer ama eğer daha uzun sürerse, çocuğun vücudunun susuz kalmasını önlemek için bir doktora başvurmanız gerekebilir.
Boğaz ağrısı veya başka bir enfeksiyon nedeniyle alınan antibiyotikler de karın ağrısına neden olabilir. Bu tür karın ağrısı sıklıkla ishal ve aşırı bağırsak gazı ile birlikte görülür. Bu tür rahatsızlıklar, çocuğa yoğurt veya bir süt ürünü yedirilip bağırsaklarına normal ve sağlıklı bakterilerin girmesi sağlanarak tedavi edilebilir.
Diğer pek çok hastalıkla birlikte karın ağrısı görülebilir. Boğaz ağrısı, kızamık (artık çok sık görülmüyor) ve diğer bazı hastalıkların başlangıç aşamasında karın ağrısı olabilir. Bağırsak parazitleri ve kurtlar da karında rahatsızlıklara neden olabilirler.
Önemli olan bir karın ağrısı apandisit ağrısı olabilir. Bu durumda, 38 derece ateş, karın kaslarına bastırıldığında veya bırakıldığında karın bölgesinin sağ alt kısmına yerleşen genel bir ağrı görülür.
Son olarak da, çocuklar stres nedeniyle veya çatışmalara neden olan bir durumda anababalarını yumuşatmak için karın ağrıları çekebilirler. Aşırı ceza veya suistimal görülen durumlarda da çocuklar sık sık karın ağrısı duyabilirler.
Çocuğunuzun karın ağrısı gerçek veya hayali, fiziksel veya fonksiyonel olsun şefkat ve sevgi dolu bir ilgi en iyi tedavi yöntemi olacaktır.

SOĞUK ALGINLIĞININ NEDENLERİ

Çocuklardaki soğuk algınlığının nemli, rüzgârlı veya soğuk bir yerde kalmalarıyla bir ilgisi olmadığım savunan teorileri duyduktan sonra, soğuk algınlığının gerçek nedenini merak etmeye başladım. Sizin görüşünüz nedir?
Soğuk algınlıklarının nem veya soğukla bir ilgisinin olmadığını söylemek biraz yanıltıcı olur. Nemli ve soğuk bir yerde kalan ve gribe neden olan mikrop veya virüslerle ilişkisi olmayan bir insanın sadece havanın soğukluğundan dolayı hastalanması söz konusu değildir. Ama, soğuk algınlıklarının sebebi burun deliklerimize veya boğazımıza yerleşen virüslerdir ve üşüdüğümüz ya da yorgun olduğumuz zamanlarda vücut direncimiz düşer ve bu virüsler enfeksiyona neden olabilir. Grip virüsleri soğuk havalarda çoğalarak artarlar. Bu nedenle üşümenin veya soğuk bir iklimde bulunmanın soğuk algınlığı ile ilgisi vardır. Ayrıca virüslerin artışına neden olmanın yanı sıra, üşümenin sonucunda vücudun dolaşım sistemi de değişir. Üşüyünce yüzeye yakın olan kan damarlarında büzülme olur ve bu yüzden de yüzeydeki dokulara yeterince kan gitmez. Enfeksiyonla mücadele edecek olan kan hücreleri onlara en çok ihtiyaç duyulan yerde bulunamazlar.
Soğuk algınlıklarının (veya herhangi bir üst solunum yolu enfeksiyonunun) üç nedeni vardır: Virüsler (en yaygın neden), mikroplar (bakteriler) veya virüs ve mikropların bir karışımı. Sonsuz sayıdaki virüslerin henüz hepsi saptanamadı. Mikroplardan (bakterilerden) daha zor teşhis edilebilirler ve daha hafif bir enfeksiyona neden olurlar ama mikroplarda olduğu gibi antibiyotiklerle tedavi edilemezler. Viral enfeksiyonlarla vücudumuzun kendisinin mücadele etmesi gerekir. Bu tür rahatsızlıkların tedavi edilirse bir haftada, edilmezse 7 günde geçeceği şeklinde bir espri vardır. Bu nedenle çocuğunuzun bol bol dinlenmesini, sıcak kalmasını ve meyva suyu içmesini sağlayın.
Mikropları mikroskop altında tanımlamak daha kolaydır ve ateş, baş ağnsı, kusma ve genellikle daha ciddi belirtilerle ortaya çıkarlar. Mikropların neden olduğu enfeksiyonlarda burun akıntısı sarı veya yeşil renklidir oysa viral bir enfeksiyonda renksiz veya beyaz bir akıntı görülür. Mikrobik enfeksiyonlar genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Eğer çocuğunuzun durumundan emin olamazsanız, bir doktora başvurunuz.

LÜTFEN İLAÇLARDAN UZAK DURUN

Birkaç hafta önce, kızım uyku problemi olan çocuklara doktorlann hafif bir sakinleştirici önerdiklerini okuduğunu söyledi. Çok şaşırmıştı. Böyle bir durum, bir bebeğe değişik nedenlerle -önce ağlamaları nedeniyle, sonra diş çıkarırken, sonra da okuldaki ilk gününde-devamlı sakinleştirici verilebilirmiş şeklinde yorumlanabilir!
Bu sorgulamayı ve bana bu soruyu yöneltme nedeninizi saygıyla karşılıyorum. Son günlerde tıp alanındaki ilerlemeler karşısında, herhangi bir ağrı veya rahatsızlıkta hemen bir hap almak çok kolaylaştı.
Başarılı bir yaşamın özünde doğru bir denge vardır, ilaçlar konusunda bu denge daha da önemli olmaktadır. Çocukları onları geceler boyunca uykusuz bıraktığı için yorgunluktan perişan durumda olan anababalar tanıyorum. Bu anababalar ve çocuklar, daha sonra ciddi problemlere yol açacak bir bıkkınlık kısır döngüsü içine girebilirler. Bu döngüyü kırabilmek için, böyle anababalara ilaç vermeyi önerebilirim. Ama her kapriste ilaca başvurmaya karşıyım. Sorunlu ya da hasta bir çocuğa veya bir aileye hangi ilacın ne zaman verileceğine karar vermek, anababanın ve doktorun doğru yargılarını gerektiren tıbbi bir iştir. Sağlıklı bebekler ve anababalar için ilaç gerekmez. —

CİDDİ BESLENME PROBLEMLERİ

Besleyici hiçbir şey yemeyen bir çocukla ilgili olarak ne yapabilirim?
Anababaların çocuklarında karşılaştıkları yeme problemleri göreli olarak önemsizdir ve çoğu zamanla geçer. Ama bazen bazı besinleri yemekteki isteksizlik çocuğun sağlığını ciddi bir şekilde tehdit edebilir.
Beslenmeyle ilgili problemler genellikle ilk çocuklukta başlar. Yiyeceklerle ilgili olmaktan çıkar ve güç gösterisine -anababalar ve çocuklar arasında gelişen bir muharebeye- dönüşür. Ve bu gerçekten de anababaların kazanabileceği bir muharebe değildir. Küçük kızıma son birkaç lokma yumurtasını yedirdikten sonra, onu (bir saat kadar sonra) Çiçek aşısını yapmak üzere muayenehaneme götürmüştüm. Aşı nedeniyle ağladığında ağzında hâlâ o birkaç lokma yumurtanın durduğunu gördüğümdeki şaşkınlığımı size anlatamam. Onu yemeğe "zorlamıştım", ama bana isterse onları yutmayacağını kanıtlamıştı! Yemekle ilgili güç gösterilerine girmemeniz için size bazı önerilerde bulunacağım.
Küçük çocukların çoğunda sağlıklı kalmak için neleri yemeleri gerektiğine ilişkin içsel bir sezgi vardır. Kendi hallerine bırakıldıklarında, birkaç günlük bir süreçte dengeli bir beslenme sağlamaktadırlar. Belki ilk gün çok fazla yağ alırlar çünkü küçük sistemlerinin ona ihtiyacı vardır. Daha sonra proteinleri ve en sonra da daha fazla sebze alabilirler. Günlük değerlendirmede beslenmeleri biraz dengesiz gözükebilir ama sonuç dengelidir. Bu nedenle, anababalar çocuklarına yemek konusunda biraz daha fazla özgürlük tanımalıdırlar. Tabii ki, onlara ihtiyaçları olan bütün yiyecekleri sunmalı fakat seçme özgürlüğü tanımalısınız ve hiçbir zaman yemek konusunda güç gösterisine girmemelisiniz. Eğer beslenmesiyle ilgili kaygılarınız varsa, ona günlük vitamin verin.
Anababalara çocuklarının gerçekten sevdiği yiyeceklerle başlamalarını öneririm. Yemek zamanını mümkün olduğu kadar keyifli hale getirmelisiniz. Hazırlanmış olan bütün yemeklerden azar azar yiyerek bir örnek oluşturun. Çok tatlıdan ve yemeklerden hemen önce yenen abur cuburdan kaçının. Ama yemek aralarında acıktıklarında ulaşabilecekleri, kolayca yenebilen sağlıklı yiyeceklerin bulunmasını sağlayın. Yemeklerde önce tabağına az miktarda koyun ve çocuğun iştahı arttıkça miktarı arttırın. Eğer çocuk kendisine sunulan bir yiyeceği şiddetle reddediyorsa, onun yerini alabilecek bir besin grubundan ve çocuğun daha çok kabul edebildiği bir yiyeceği seçmesine izin verin (ana-babanın yeni bir yemek hazırlamasını gerektirmeyecek bir seçenek olmalı). Örneğin, çiğ havuç kabağın veya ton balığı ciğerin yerini alabilir. Çocuğa söylenmeyin ve cezalandırmayın. Sevecen ve yumuşak olun. Yemek saatleri keyifli bir deneyim olarak görünecektir.
Küçük çocuklarda küçük bir sorun olarak ortaya çıkan beslenme problemleri, daha büyük çocuklarda çok daha ciddi bir probleme dönüşebilir. Anne ya da babasıyla ilk çocukluğunda güç mücadelesine girmiş olan bir çocuk, biraz daha büyüdüğünde ya da ergenliğinde beslenme bozuklukları geliştirebilir. Bugün anoreksiya nervoza ve bulimia sorununu yaşayan birçok genç var. Bunlar erken ergenlik ya da ergenlik döneminde ve çoğunlukla kızlardan oluşan, çok az yemek yiyen ve aşırı egzersiz yapan veya aşırı yedikten sonra kusarak ya da müshil yardımıyla yediklerinden kurtulan çocuklardır. Bu gençlerin çok derinlerde duygusal problemleri vardır ve profesyonel yardıma gereksinim duyarlar. Eğer çocuğunuzun müshil kullandığını, kendisini banyoya kilitleyip kustuğunu veya rejim ve egzersiz yapmaktan yorgun düşmüş olduğunu farkederseniz, derhal doktorunuza başvurun.

AŞIRI KİLOLU ÇOCUK

5 yaşındaki kızım aşın kilolu. Onu rejime sokmalı mıyım, yoksa abur cuburu mu kesmeliyim? Onun mahrum olmasını istemiyorum fakat eylülde okula başlayacak ve onunla dalga geçilmesinden endişe duyuyorum.
Eğer bu çocuk ciddi olarak fazla kiloluysa, annesinin geçerli kaygıları var. Ama bir önlem almadan önce, çocuğun gerçekten fazla kilolu olup olmadığını doktoruyla konuşmasını öneririm. Kilolar çok değişir ve bu yaşlardaki çocuklar "tombik" gözükebilir. Ciddi bir problemi olmayan bir çocuğun da annesinin yardımına ihtiyacı yoktur.
Yetişkinlerle ilgili önemli bir problem, yağ hücrelerinin artmasıyla başlar. Bu durum aşırı kilolu çocuklarda çocuklukta da görülebilir. Bu yağ hücreler diğer insanlarınkinden daha geniş ve daha fazla sayıdadır. Bu nedenle kilolu olma durumu bir kere başladı mı ömür boyu sürecek bir problem olur. Bu anababanın da bu çocuğun neden fazla yediğini araştırması gerekir. Bu nedenleri saptamak, problemi halletmeye yardımcı olacaktır.
Bazı çocukların fazla yeme nedeni, yalnızlık ve sıkıntıdır. Başkalarından korkan, yeterince oyun arkadaşı ve etkinliği olmayan, zamanın çoğunu yalnız başına televizyon izleyerek geçiren çocukların daha fazla yeme eğiliminde olduğunu saptadım. Sıklıkla ailenin de fazla yeme eğiliminde olduğu görülür. Bizim kültürümüzde, yemek yemenin pek çok sembolik anlamı vardır. Güvenliği, samimiyeti, rahatlığı, kutlamayı temsil eder ve yemek aracılığıyla duygusal ihtiyaçların çoğu karşılanıyor gibi gözükebilir.
Aşırı yemenin bir diğer nedeni de isteklerle ilgili bir yarış olabilir. Çocuk yemek yemeyi, aşın kontrolcü olan anababayla arasının düzeltilmesi için bir yol olarak görebilir.
Aşırı yemenin çözümü, nedenlerinin anlaşılmasına bağlıdır. Çocuğunuzun neden aşırı yemek yediğini saptarsanız, altında yatan problemi düzeltme şansınız olacaktır. Örneğin, çocuğunuzun daha etkin olabilmesi için ona arkadaşlar bulun ya da onu jimnastik, yüzme veya futbol gibi bir etkinliğe yazdırın. Arkadaşlarıyla eğlenmesini sağlarsanız, yemek yemeyi unutabilir. Ve ona sıcak, sevgi dolu ilgi gösterin. Onun hayatındaki varlığınızla, yiyecekleri kafasından uzak tutun.
Yaratıcı bazı etkinlikler de işe yarayabilir. Ellerini meşgul ettiğiniz sürece ağzının da daha boş kalmasını sağlayabilirsiniz. Resim yapması veya hamurla oynaması için gerekli yardımı verin, ilgi alanını değiştirmek için uzun yürüyüşlere çıkarın.
Aileniz için yağ miktarı düşük yemekler hazırlayın. Daha çok çiğ meyva ve sebze bulunmasını sağlayın. Şekeri ve tatlıyı kesin. Yemek aralarında ya da yatmadan önce sebze ve peynirden oluşan kahvaltılar sunun ki çocuk yemek zamanı aşırı acıkmasın. Sadece düşük kalorili yemeklerden ikinci tabak yemesine izin verin. Çocuğunuzun tabağını İ siz doldurun ve yemeğinin çok gözükmesi için yayarak koyun. Rejim konusunu konuşmaktan kaçının. Çocuğunuzda hiç bitmeyen rejim alışkanlıkları değil, sağlıklı yemek yeme alışkanlıkları oluşturmaya çalışın.

AŞIRI ZAYIF ÇOCUK

3 yaşında aşırı zayıf bir oğlum var. Ona nasıl yemek yedirebilecegim konusunda doktorumuzdan bazı öneriler aldım ama hiç işe yaramıyor. Bunu yenene kadar beklemem mi gerekiyor yoksa bu durum onu daha sonraları etkiler mi? Patates dışında hiçbir şeyi, özellikle et ve sebzeyi hiç yemiyor.
Çocuklarım küçükken, onların yedikleri konusunda aşırı endişelenirdim. En büyük kızımız 5 yaşındayken, evimizden taşınmıştık ve yemek odamızdaki kullanılmayan bir dolabın içinde kurumuş bir et parçaları dizisi bulmuştum. Kızım onları biraz çiğnemiş ve sevmediğine karar verip bir kenara koymuştu! Son derece sağlıklıydı ve o etleri yememek onu etkilememişti. Bundan sonra, çocukların ihtiyaçları olanı yediklerini anlamaya başlamıştım. Sanki çocukların içinde biyokimyasal bir bilgisayar vardı. Bu bilgisayar çocuğa bir haftalık bir süre içinde ne kadar yemeğe hatta hangi tip yemeğe ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Açıkça söylemeliyim ki, yemek problemlerinin çoğu anne ve babaların kaygılarından ve bunun sonucunda oluşan mücadelelerden kaynaklanmaktadır, işte size bazı öneriler:
Basit, dengeli, çekici ve lezzetli yemekler hazırlayın.
• Kendi yediklerinizden zevk alın ve çocuğunuza örnek olun. Çocukların çoğu anababalarının zevk aldığını görünce, onlar da aynısını yapmak isterler.
• Çocuğun tabağına az miktarlarda yemek koyun ve tabağındakinin hepsini bitirmesini sağlayın. Sonra ikinciyi teklif edin.
• Her yemekte çocuğun sevdiği bir şeyin olmasını sağlayın.
• Etin çocuğun çiğneyebileceği yumuşaklıkta olmasını sağlayın (ki çocuk onu saklamak zorunda kalmasın!).
• Yemek aralarında az miktarda yemesini sağlayın ki sofraya geldiğinde acıkmış olsun.
• Ona bir vitamin verin ve sabırlı olun. Zaman içinde çocuğunuz ihtiyacı olan bütün besinleri alacaktır.

ŞEKER YEME ALIŞKANLIĞINI YIKMAK

Biz farkında olmadan, akrabalarımız ve yakınlarımız sayesinde küçük kızımız şekerli yiyeceklere çok alıştı. Şimdi 3 yaşında ve sabah yataktan kalktığı andan yatana kadar devamlı bir şekerleme ya da çiklet istiyor. Tatlıyı tümüyle kaldırmak istemiyorum, ama bunu nasıl azaltabiliriz?
Bütün anababalar, çocuklarının istediği bazı şeyleri reddetmekte zorlanırlar ve bu da genellikle şekerli çiklet ve şekerlemelerle ilgilidir. Şekerli çikletin ve şekerlemelerin ağızda bakteri üretimini arttırarak çürümelere yol açtığını biliyoruz. Çiklet, çok küçük çocuklarda boğulmalara da neden olmaktadır.
Bu problemin çok basit bir cevabı var: Şekersiz çiklet. Eğer şekersiz olursa, bir çocuğun çiklet çiğnemesine büyük bir itirazım yok. Ancak, Çiğneme ağızdaki tükrük salgısını arttırmakta ve yutulan tükrük de mide salgılarını harekete geçirmektedir. Çok fazla çiklet çiğnemekten küçük Bideleri bir türlü dinlenemediği için kronik mide ağrıları çeken çocuklar tanıyorum.
Çocuğunuza (en azından üç yaşında olan) ağızla ilgili ihtiyaçlarını (emme ve çiğneme gibi) gidermesi için çiğ sebze gibi yiyecekler yemesini öğretebilirsiniz. Boğulma tehlikesine karşı, küçük çocuklar çiğ sebze yememelidirler. Elbette, çikletin çok hoş bir tadı vardır ve çocuk için bir eğlence aracıdır ama beslemeden sadece oral tatmin verir.
Kızınıza çok fazla şeker yemesinin veya çiklet çiğnemesinin sizi ne kadar endişelendirdiğini anlatın ki sizin onu sevgiyle korumak için böyle davrandığınızı anlayabilsin. O tür yiyecekleri ne zamanlar yiyip, ne zamanlar yiyemeyeceğini kararlaştırın ve bu kararınıza uyun.Yakınlarınızdan, ona şeker vermeden önce sizin onayınızı almalarını rical edin. Çok kararlı olun ve planınızı uygulayın. Sadece sizin ve onun onayladığı zamanlarda şekersiz çiklet çiğnemesine izin verin. Bol bol sevgi, kahkaha, oyun, yaratıcılık ve sağlıklı yemekler sunun. Kızınız bir süre sonra şekerlemelerle ilgili bağımlılıktan kurtulacaktır.

CİDDİ HASTALIKLAR

Çok uzun süreli bir hastalığı olan, bir hastalık sonucunda oluşacak kalıcı bir eksikliği olabilecek, hatta ölebilecek bir çocuğa bunların ne kadarı söylenmeli?
Bir çocuktaki ciddi hastalık çok acı bir gerçek ve böyle bir durumun çok azınızın karşılaşacağı bir acı olmasını umuyorum. Kronik ciddi bir hastalığı olan bir çocukla birlikteyken, hayatın tadını çıkarabilmesi için gerekli olan umudu canlı tutmakla, çocuğa karşı dürüst olmak arasında çok ince bir çizgi vardır.
Deneyimlerime göre, ciddi bir hastalığı olan herkesin hastalığının ciddiyetini sezinleme gücü vardır. Çocuklar da aynı sezgilere sahiptirler onlara yalan söylememenizi ve çok iyimser gibi davranmamanızı öneririm.
Çok ciddi bir hastalığı olan ve ölüme yaklaşan bir çocuğunuz varsa, ne yapabilirsiniz? İlkönce, doktorunuzun bilgisine başvurun. Gerçekleri daha iyi anlayabilmek için mümkün olduğu kadar çok bilgi alın. Anne ve baba olarak birbirinizle, akrabalarınızla ve arkadaşlarınızla konuşun ve buna çocuğunuza gerçekleri anlatma gücünü kendinizde bulana kadar devam edin.
Sonra çocuğunuza o hastalıkla ilgili bütün bildiklerinizi açıkça ve dürüstçe anlatın. Bütün olumluların yanı sıra olumsuz ve kuşkulu noktaları da açıklayın, içinizdeki dürüst umudu ona iletin ve çocuğa her gününü dolu dolu yaşamasını öğretin. Ona, geride kalanlara hoş ve mutlu anılar bırakabilmek için neler yapabileceğini öğretin. Ayrıca, ölümden sonraki yaşamla ilgili bazı manevi değerler kazandırın.

DUYGUSAL OLARAK RAHATSIZ OLAN BİR ÇOCUĞA YARDIM

Duygusal olarak rahatsız 8 yaşında bir oğlum var. Kısa bir süre önce, bu tür rahatsızlıkları olan çocukların bulunduğu bir kuruma yerleştirildi. O eve döndükten sonra, bu durumla başaçıkmamı sağlayacak bilgileri bana iletmenizi umuyorum.
Bu anneye verebileceğim en önemli öneri, kendisini veya bir başkasını suçlamaktan kaçınmasıdır. Çocuğunun problemleri olmasının, kendi suçu olduğunu düşünmemelidir. Problemi olan bir çocuğunuz varsa, bu konuyu en kısa zamanda halletmelisiniz.
Daha sonra da, böyle bir probleme sahip olmanın utanılacak bir durum olmadığına inanmalı, hatta bundan emin olmalısınız. Bugün, duygusal rahatsızlıkların utanılacak bir durum olduğuna ve anaba ve çocukların kendilerinden utanmaları gerektiğine inanan pek çok kişi vardır. Böyle bir inançtan (eğer varsa) derhal vazgeçmenizi ve diğer insanların bu tür yaklaşımlarına da izin vermemenizi öneririm.
Çocuğunuzun problemlerinin nedenlerini anlamak için çok çaba gösterin. Bazen bu problemler, aile içindeki yanlış anlamalar veya iletişim bozukluklarından kaynaklanmaktadır. Anababalık konusunda bazı hatalar yapmış olabilirsiniz ve çocuğunuzun iyileşmesini hızlandırmak ve sürdürmek için bazı değişiklikler yapmanız gerekebilir. Ancak bu, sizin suçlu olduğunuz anlamına gelmez. Bilerek hata yapan anababalarla çok ender olarak karşılaşıyoruz.
Bazen duygusal rahatsızlıklara, fiziksel hastalıklar ya da eksiklikler neden olabilir ve bunları anlamanız ve kendinizi suçlamamanız gerekir.
Sizin (ya da çocuğunuzun) kontrolü dışında yaşanan bir ölüm ve aşırı üzüntü, duygusal rahatsızlıkların diğer bir nedenidir.
Çocuğunuz geri dönmeden önce, aile içi ilişkileri mümkün olduğu kadar sağlıklı bir hale getirebilmek için gerekli değişiklikleri yapın. Geri döndüğünde, ona yardımcı olmanızı sağlayabilecek tıbbi ve psikolojik kaynaklar edinin. Çocuğunuzun hastalığından çok, sağlıklı ve güçlü olduğu noktalar üzerinde yoğunlaşın ve onları güçlendirmeyi öğrenin-kendi güçlü noktalarınızı da saptayın.

ERKEN ÖĞRENME

11 aylık bebeğime neleri öğretebileceğimi söyleyebilir misiniz? Renkler, sayılar, şekiller ve sözcükler üzerinde duruyorum. Ama nasıl ve ne zaman öğreteceğimi ve nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Bu annenin sorusu çok şaşırtıcı, çünkü bebeğine eğitsel bilgiler öğretmesi gerektiği duygusunu taşıyor. Oysa, bu çocuk güvende olmayı, sıcaklık ve yakınlık duygusunu, gülmeyi ve sevmeyi ve hayattan zevk almayı öğrenmelidir. Çocuk görme, koklama, duyma, tatma ve dokunma duyularıyla öğrenir. Okşama, kucaklama ile fiziksel aktivite arasında bir denge olmalıdır. Çocukların oldukları gibi büyümeye ve koşulsuz olarak kabul edilmeye ihtiyaçları vardır. Anababalar çocuklara birşeyler öğretme kaygısına düştükleri zaman bu koşulsuz kabullenme bozulmaktadır.
Erken öğrenme mümkündür. Bebeklerin birçok sayısal kavramı öğrenebildiklerini biliyoruz, ama açıkça söylemeliyim ki ben bunun çok istenilir olduğunu düşünmüyorum. Örneğin, 3. sınıfa geldiklerinde okula gitmeden okumayı öğrenen çocukların, okumayı 1. sınıfa gelene kadar öğrenmeyen çocuklardan daha ileri olmadıkları anlaşılmıştır. Bu nedenle, anababaların çocukları okula başlamadan önce eğitsel beceriler kazandırmak için çok fazla uğraşmamalarını öneririm.

OKUL ÖNCESİ: GEREKLİ Mİ, DEĞİL Mİ?

Benim kızım yuvaya gitmedi ve anasınıfına gittiğinde daha önce yuvaya gitmiş çocuklarla aynı düzeyde olup olamayacağını merak ediyorum. Daha önceden yuvaya gitmiş olan çocukların, gitmeyenlere göre bir avantajı oluyor mu?
Daha önceki sorudaki anne bebeği ile ilgili bir soru soruyordu, ancak bu anne okul öncesi dönemdeki çocuğuyla ilgili bir kaygı taşımaktadır.Okul öncesi dönemdeki çocuklar gerçekten de belli becerileri kazanabilirler.
Anasınıfına gitmeden önce, çocukların yararlanabileceği bazı beceriler vardır. Eğer düzenli bir yuva deneyimi yoksa, çocuğunuzun bu becerileri evde kazanması gerekir.
Çocuğunuzun sosyal etkileşimde bulunmayı öğretin. Bunun için evinize çocuklar davet edin veya çocuğunuzu çocuk gruplarının içine sokun.
Çocuğunuza, yuvada öğreneceği temel eğitsel doğruları öğretin,bu doğrular şunlardır: Kırmızı, sarı, mavi ve yeşil gibi temel renkler; bazı harfleri ve l´den 10´a kadar sayıları tanıyabilmek; yönergeleri izleyebilmek; saygılı ve uyumlu olmak ve evinin telefon numarası ile adresini bilmek.
Çocuğunuza tuvalet için beklemesini ve onu kullanmasını öğretin. Temel temizlik becerilerini kazanmış olmalıdır.
Çocuğunuza bazı temel fiziksel becerileri kazandırın. Örneğin, top atmak, hamura şekil vermek, salıncakta sallanmak gibi.
Çocuğunuzun, bir kerede yaklaşık 15 dakika kadar dikkatini toplayabilmesine yardımcı olun.
Eğer çocuğunuzla olmaktan mutluysanız ve kendi yaşıtlarıyla normal bir sosyal etkileşimde bulunmasını sağladıysanız; onu tutarlı, adil ve sevgi dolu bir ortamda yetiştirip disipline ettiyseniz; onunla gurur duyuyor ve iyiyi yapabileceğine güveniyorsanız anasınıfına başladığında diğer çocuklara göre dezavantajları olmasından korkmanıza gerek yok tur.

OKULA HAZIR OLMA

Anababaların çoğunun çocuklarını okula ilk götürdükleri günle ilgili karışık duygulan vardır. Bu yeni özgürlüğü dört gözle bekliyorum, ama Jonathan´ın dış dünyayı karşılamaya ne kadar hazır olduğu konusunda korkulanın var. Bana yardımcı olabilir misiniz?
Çocuğunuzun hazır olup olmadığı konusunda kuşkularınız varsa, diğer insanlara sormaktan çekinmeyin. Güvenilir bir akrabanızdan, okuldaki bir öğretmenden veya bir profesyonelden yardım alabilirsiniz.
Oğlanlar kızlardan daha yavaş olgunlaşmaktadırlar, bu nedenle de yaz aylarında doğan erkek çocukları okula daha az hazır olmaktadırlar. Eğer ciddi bir kuşku varsa, çocuğunuz bir yıl daha beklesin. Bunu özellikle erkek çocukları için öneriyorum.
Çocuğunuzun okula hazır olup olmadığını saptamak için bazı özel işaretlerden yararlanabilirsiniz:
• Çocuğunuz bir kalemi elinde tutup, başarılı bir şekilde kullanabiliyor mu?
• Çocuğunuz kendi giyiniyor ve ayakkabılarını bağlayabiliyor mu?
• Tuvaleti kendi başına tatminkâr bir şekilde kullanabiliyor mu?
• Paylaşmayı ve sırasını beklemeyi biliyor mu?
• Diğer çocukların duygularına saygı gösterebiliyor mu?
• Gerektiğinde kendisini koruyabiliyor mu? Ya da yardım alabiliyor mu?
• Duygusal açıdan kendini ifade edebiliyor mu?
• ihtiyaçlarının farkında mı ve ihtiyacı olanı isteyebiliyor mu?
• Çocuğunuzun dikkati en az 15-20 dakikalık bir süreyi kapsıyor mu?
Çocuğunuza kitap okuyun. Onu televizyondan uzaklaştırıp, motor becerilerini ve eğitsel ilgilerini geliştirmek için zaman harcayın. Sonra onu şevkle ve güvenle okula gönderebilirsiniz.

OKUMA BECERİLERİNE GÖRE GRUPLAMA

Bir sınıfın okuma becerilerine göre gruplara ayrılması sizce iyi bir fikir mi?
Önce, yavaş okuyanlarla iyi okuyanların aynı sınıfta olması durumunda ortaya çıkan durumu değerlendirelim. Yavaş olan çocuk, hızla kendisiyle ilgili umutlarını yitirecektir. Bu çocuk çok iyi okuyor, o halde ben aptal olmalıyım gibi karşılaştırmaları önlemek için, öğretmenler sınıfta J bu çocukları gruplara ayırmaktadırlar.
Diğer yandan, onları ayrı gruplara koymak da, onların kendilerini^ farklı hissetmelerine neden olacaktır çünkü belli bir gruba konmuştur.Çocuklar belli değerleri, belli gruplara çok çabuk yakıştırırlar.
Bir çocuğun hem okuldaki, hem de evdeki başarısını belirleyen o çocuğun olduğu gibi kabul edilmesidir. Her çocuğun bazı üstünlükleri ve sadece ona özgü olan özel yetenekleri vardır ve öğretmenlerin ve ana-babaların anlaması ve değerlendirmesi gerekenler de bu noktalardır.

ÇOCUKLARA KİTAP OKUMAK

Çocuklar hangi yaşlarda anababalarının onlara kitap okumasından hoşlanır ve gerçekten yararlanırlar?
Her yaşta! Bir anababa ve çocuğun birlikte vakit geçirmelerinin en iyi yollarından biri iyi bir kitabı paylaşmalarıdır.
Bazı anababalar büyük çocuklara kitap okuma fikrini ihmal ederler. Televizyon, video filmler, video oyunları ve bilgisayarlar hayatımıza girdiğinden beri, çocuklar elektronik olarak o kadar eğlenmektedirler ki artık birbirine kitap okumak (hatta bazen birbiriyle konuşmak bile) unutulan bir konu oldu. Okumanın o kadar çok yararı vardır ki bunları bir1 liste halinde vermek istiyorum:
• Beraber okumak bir samimiyet duygusu yaratır.
• Beraber okumak okumanın değerini öğretir.
• Beraber okumak sözcük dağarcığını arttırır.
• İyi bir kitabı okumak, iyi değerleri öğretir.
• Beraber okumak, çocuğun okuma deneyimini zenginleştirir çünkü kendi başına okuyamayacağı kadar zor olan bir kitabı dinleyerek anlayabilir.
• Beraber okumak, çocukların kendi kendilerine seçemeyecekleri çeşitlilikte bir edebiyatın içine girmelerini sağlar.
• Okumak, çocukla anababanın çok zengin bir deneyimi paylaşmalarını sağlar - yabancı ülkelere yolculuğu, eski zamanlara ya da geleceğe gitmeyi, zorlukları yenmeyi ve gizemleri çözmeyi sağlar.
Çocuğunuzla kitapları paylaşırken gerçek bir mutluluk ve sıcaklığı yaşamanızı diliyorum!

ÇOCUKLARIN YETENEKLERİNİN KAŞİFLERİ OLARAK ANABABALAR

Anababalar çocuklarının yeteneklerini nasıl ortaya çıkarabilirler?
Anababalar gerçek bir kâşif olmak zorundadırlar. Çocuklarının yeteneklerinin nerelerde gizli olduğunu bulmak için hayatlarındaki bütün alanları mümkün olduğu kadar araştırmaları gerekir. Kontrol edilebilecek bazı alanlar şunlardır:
1. Kültür: Çocuğunuzun resim, müzik, edebiyat ve fotoğraf konularını araştırmasını sağlayın. Hayatın bu alanlarındaki kendi ilgilerinizi onlarla paylaşın.
2. Spor ve atletizm: Çocuğunuzun jimnastik, yüzme, koşma, paten, kayak, tenis, futbol, basketbol veya düşünebileceğiniz herhangi bir spor dalına girmesini sağlayın. Bunlar sadece çocuğun yeteneklerini geliştirmekle kalmayacak, bütün hayatı boyunca zevkle yapabileceği veya profesyonel olarak yürütebileceği özel bir uğraş kazanmasını da sağlayacaktır.
3. Doğa: Çocukların doğadan ve doğa hakkında öğrenecek çok şeyleri vardır. Ormanda ya da sahilde oturmak ve doğayı dinlemek veya yürüyüş yapmak, çocuğunuza doğanın coşkusunu öğretme fırsatı verecektir. Çocuğunuzun ekoloji, bahçıvanlık veya bir hayvan besleme konusundaki özel ilgisini keşfedebilirsiniz.
4. Bilim: Çocuklar onlara fizik, kimya, biyoloji ve astronominin güzelliklerini tanıtacak bazı deneyleri evde yapabilirler. Bazı çocuk müzeleri de uygulamalı olarak bilim yapmalarına fırsat verebilir. Evinizde bir nükleer fizikçi, bir laboratuvar teknisyeni, fizikçi, kaya toplayıcısı veya bir meteorolojisi olduğunun farkına varabilirsiniz.
5. Tarih: Yakınınızdaki müzeler yöresel tarihiniz hakkında birşeyler öğrenme fırsatı verebilir. Eğer ülkenin diğer bölgelerine giderseniz, oradaki tarihi de inceleyebilirsiniz. Belki de çocuğunuzun diğer kültürleri öğrenmeye, eski paralar veya hatıra eşyaları toplamaya olan ilgisini keşfedersiniz.
6. El becerileri: Çocukların inşa etme, yemek pişirme, bahçe işleri j veya diğer el becerileri gerektiren etkinliklere olan ilgi ve yeteneklerini küçümsemeyin, insanların elleriyle çalışmalarını teşvik eden bir endüstri" gelişmiştir.
7. Başkalarına hizmet: Çocuğunuzun evsiz ve kimsesizlere yardım etmeye istekli olup olmadığını anlamaya çalışın. Başkalarına yardım etme isteği ileride seçeceği mesleği de belirleyebilir.
Keşfetmek demek, burada söz edilen her alanda çocuğunuzun bir uzman olmasına çalışmak anlamına gelmektedir. Keşiflerinizin ilkönce yüzeysel olmasını sağlayın. Şöyle bir bakın, çocuğunuzun belli alanlara girmesine ve zevk almasına izin verin. Belki de böyle bir basit keşif sayesinde ömür boyu sürdürülecek bir mesleğe ilk adım atılacaktır. Bu arada, çocuğunuzun ilgi duyduğu en azından bir alanı bulmasına ve; müzik ya da pul koleksiyonculuğu, bisiklet ya da bahçıvanlık, ne olursa olsun, o alanda başarılı olmasına yardımcı olun. Yaptıklarını övün kendisi daha derinlemesine bir çalışmayı sürdürecektir.

ÖĞRENME ZORLUKLARININ SAPTANMASI

Eğer çocukta bir öğrenme zorluğu varsa bunun belirtileri nelerdir?
Bazı durumlarda bunları tanımlamak çok kolaydır. En yaygın eksiklik öğrenme ve dil zorluğudur. Örneğin, tersine dönebilen harfler ve basit bazı kelimelerle ilgili problemleri olur. Öğrenme zorluğu olan bir çocuk için b harfi d´ye benzeyecektir. Bu tarzda bir öğrenme güçlüğüne, çocuğun o harfin doğru şeklini ve sesini defalarca tekrarlayarak ezberlemesi sağlanarak yardımcı olunabilir.
Ancak, çocukların çoğunda öğrenme zorluğu problemi ve süreci bundan çok daha karmaşıktır. Bazı çocuklar, gözleriyle gördüklerini, beyinlerinin dış tabakasının yorumlayabileceği bir kavrama dönüştürmekte zorlanmaktadırlar. Aynı durum işitme için de geçerlidir; çocuğun" işittiği şeyler, çocuk için anlamlı bir şey olarak yorumlanabileceği beyine gidebilmek için sinirlerden geçemeyebilir. Bu çocukların, kısa vadeli hafızalarıyla ilgili problemleri vardır. Çevrelerinde olanları görme veya işitme ve çok kısa bir süre için bile hatırlama konusunda zorluk çekerler. Geçen hafta ya da geçen yıl olanları hatırlayabilirler fakat birkaç saniye önce olanları hatırlamakta zorlanırlar. Okuma ve yazma ya da matematik ödevlerini hiç sevmezler. Sözcük bilgileri çok azdır ve yeni sözcükleri söylemekte zorlanırlar.
Öğrenme güçlüğü olarak tanımlanan bazı teknik terimler işitsel ayırt etme güçlüğü, ifade güçlüğü, okuma güçlüğü, matematiksel güçlükler ve benzerleridir. Bunlar bir çocuğun nasıl öğrendiği ile ilgili tanımlayıcı terimlerdir. Bunların hiçbiri sizin çocuğunuzda yetenek eksikliği olduğu anlamını taşımaz. Sadece öğrenmede bazı zorluklar çekeceği anlamına gelirler.
Öğrenme zorluklarını açıklayan diğer bir sorun da Dikkatini Toplama Eksikliğidir.* (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olarak da bilinir). Böyle bir problemi olan çocuklar genellikle düşüncesiz, unutkan, dağınıktırlar ve dikkatlerini bir seferde birkaç dakikadan daha uzun bir süre bir noktada toplayamazlar. Empati kurma becerileri az olduğu için arkadaşlık kurmakta ve bunları sürdürmekte zorlanırlar. Hiperaktif olanlar, yerlerinde duramayıp devamlı kıpırdandıkları ve çevrelerine fiziksel zararlar verdikleri için onlarla birlikte olmak oldukça zordur. Çocuğun çevresini (özellikle de sınıfta) yoğun ve tutarlı bir disiplin altında tutmak ADD sorunu olan çocuklar üzerinde çok olumlu bir etki yaratabilir. Ayrıca, bu belirtileri ortadan kaldırmaya büyük ölçüde yardımcı olan bazı iyi ilaçlar da vardır.
*Ç.N: Dikkatini Toplama Eksikliğinin (Attention Deficit Disorder) kısaltılmış hali ADD´dir ve metin içinde bu kısaltma kullanılacaktır.
Son olarak okuldaki ve öğrenmedeki zorlukların duygusal problemlerle ilgisi olabilir. Duygusal çöküntü veya okul ya da evdeki problemler konusunda aşırı anksiyete çocuğun öğrenmesini azaltabilir ve bu da öğrenme güçlüğü gibi görünebilir.
Öğrenme ile ilgili problemlerin pek çok nedeni vardır. Nörolojik bazı zayıflıklar doğuştan veya doğum öncesi yaşanan bir durumdan kaynaklanabilir. Kalıtımsal ve aileden gelen bir problem olabilir. Çocuklar kendi başarısızlıklarını veya başkalarının kendilerinden çok ileri gittiğini gördüklerinde cesaretlerini kaybetmektedirler. Sınıfın eğlencesi haline gelerek ya da çeşitli antisosyal davranışlar göstererek bunu telâfi etmeye çalışırlar.
Bazı özel sınıflar ve özel öğretme teknikleri çocukların bu öğrenme eksikliklerinin üstesinden gelmelerini sağlayabilir. Çocuğunuzun harfleri oluştururken, tahta bloklar ya da bir ip gibi hissedebilecekleri ve dokunabilecekleri nesneler kullanmalarını sağlayın. O bunu yaparken har yüksek sesle tekrarlayın. Çocuğunuzun kafasını meşgul edebilecek yakındaki bazı olayların sorumluluğunu üstlenmeye çalışın ki, o bunların altında ezilmesin. Çocuğunuzun başarılarını övün ve sorumluluk sahibî olması için disipline edin. Siz sabırlı ve sevecen olduğunuz sürece başarılı olmayı öğrenecektir.

ÇOCUĞUM OKUYAMIYOR

Oğlum okuyamıyor. Dört yıldır öğrenme güçlüğü programlarına katıldı ve 5 ayrı okula devam etti. Kafamız çok karışık ve çok kaygılanıyoruz. Bu yıla kadar babasıyla birlikte yaşıyordu ve şimdi benimle ve yeni kocamla birlikte. Birkaç haftaya kadar ona daha çok yardımcı olabilmek ve aramızda daha güçlü bir bağ kurabilmek için yarım gün çalışmaya başlayacağım.
Bu anne çok haklı bir kaygı duyuyor. Herhalde çocuğu okuması gereken yaşını çoktan geçmiş veya okuması biraz gecikmiş. Okuma güçlüğü programlarına katıldığına göre, pek çok yöntemin denendiğini varsayıyorum. Ama yine de bu annenin oğluyla birlikte zaman geçirme kararı çok güzel.
Önce, okuldaki öğrenme güçlüğü programı uzmanıyla konuşup, evde çocuğuyla okulda yapılanları tamamlayacak şekilde nasıl çalışabileceği konusunda öneriler almalıdır. Daha sonra da, evde okuma konusunda çalışmalar yapmak üzere sınırlı bir zaman harcamalıdır. Bu çocuk, büyük bir olasılıkla haftada birkaç kere bir ya da iki 30 dakikalık süreden daha fazla okuma çalışması yapamayacaktır. Anne, çocuğun ilgisini çeken bir konuda okumasını sağlamalıdır. Ayrıca onu kütüphaneye götürüp istediği kitabı seçmesine izin vermelidir.
Ayrıca ona kitap okuyabilir ve böylece çok iyi bir okuyucu olmasa bile çocuğun edebiyatın geniş dünyasını keşfetmesini sağlayabilir. Belki Define Adası veya Robinson Crusoe gibi klasiklerden bir macera kitabının basitleştirilmiş şekli çocuğun hoşuna gidecektir. Belki de uzay maceraları ya da detektif romanları gibi modern bazı hikâyeler daha çok ilgisini çekecektir.
Bu çocuğun son zamanlarda hayatında çok fazla değişiklik yaşadığını düşünüyorum. Beş kez okul değiştirmiş, bir boşanma yaşamış ve evini değiştirmiş. Biraz durağanlıkla birlikte koşulsuz sevgi ve kabule ihtiyacı var. Yaşamı yerine oturdukça ve anababasıyla sevgi dolu ilişkileri sonucunda özgüveni geliştikçe, okuması da yavaş yavaş ilerleme kaydedecektir. Eğer böyle olmazsa, anne okuldaki uzmanlardan ve belki de doktorundan çocuğunun problemine bir çözüm bulma konusunda yardım istemeye devam etmelidir.

SINIFTA KALMA

Eğer okuldan çocuklarının bir sınıfı tekrar okuması öneriliyorsa, anababalar ne gibi sorular sormalıdırlar?
Böyle önemli bir konuda karar verirken ele alınması gereken bir dizi soru vereceğim. Bir çocuğun sınıfta bırakılması önemli bir karardır ve anababalar bunu dikkatlice değerlendirmelidirler.
İlk sorum şu: Yaşı ve bedensel gelişimi şu andaki sınıfındaki çocuklara ve sınıfta bırakılırsa olacağı sınıftaki çocuklara ne kadar uymaktadır? Eğer kalırsa katılacağı sınıfta kendini yaşça ve bedenen büyük hissederse, buna içerleyebilir ve isyan eder. Böylece sınıfta bırakılmasının hiçbir yararı olmayabilir.
İkinci soru: Eğitsel becerilerindeki eksiklik hangi boyutta? Eksikliği bütün alanlarda açıkça görülüyor mu, yoksa sadece belli bazı konularda mı? (Eğer sadece belli konularda eksikliği varsa, özel ders ilerlemesine yardımcı olabilir.)
Üçüncü soru: Sosyal becerileri nelerdir? Eğer çok olgun bir çocuksa, kendisini küçük çocukların arasında kötü hissedebilir. Pek olgun değilse, kendinden küçüklerle daha iyi hissedebilir ve uyum sağlamasına yardımcı olabilir.
Dördüncü soru: Diğer seçenekler nelerdir? Özel bir sınıf var mı? Onun gibi çocuklarla başarıyla çalışan bir öğretmen var mı?
Bu seçenekler çocuğunuz için en iyi olan kararı vermenize yardımcı olabilir. Eğer cevaplarınızdan, "Bu çocuk yeterince olgun değil, bütün alanlardaki bilgilerinin daha sağlamlaştırılması gerekiyor." sonucunu çıkarıyorsanız, çocuğunuzun sınıfı tekrarlamasında yarar vardır.

SINIFTA KALAN BİR ÇOCUĞUN ANABABASI

Kızımızın ikinci sınıfı tekrarlaması tavsiye edildi. Biz de bu öneriyi kabul ettik çünkü ağustos doğumlu olduğu için her zaman sınıfın en küçüğü olmuştu. Zaten prematüre doğmuştu ve olgunluk açısından her zaman yaşıtlarından daha geride kalmıştı. Ama sınıf tekrarlama konusunda kendi duygularımızla ilgili sorunlarımız var.
Böyle bir karar ilgili herkesi biraz üzebilir. Bununla başedebilmeniz için birkaç öneri verebilirim:
1. Anababalar üzüntülerle yüzleşmek zorundadırlar. Her anababanın çocukları için hayalleri ve idealleri vardır ve bir sınıfın tekrarı bu hayale pek uymaz. Hayalleriniz yıkıldığında (ya da siz öyle olduğuna inandığınızda) üzülürsünüz. Üzüntünüzü yaşayın ve gerçekleri kabul edin. Bu üzüntüyü yaşayıp kabul ettikten sonra, çocuğunuzun da aynı süreçten geçmesine yardımcı olmaya hazır olabilirsiniz.
2. Çocuğun da üzüntüsünü yaşamasına izin verin. Çocuklar bir sınıfı tekrar etmek zorunda kaldıklarında mutsuz olurlar çünkü yıllar içinde oluşturdukları sosyal ilişkilerini kaybederler.
3. Sınıfı tekrarlamanın kazançlarını araştırın. Eğitimdeki temelinin sağlamlaştırılmasının, okul hayatının geri kalanına ne kadar yardımcı olacağını görmesine yardımcı olun. Olumlu bir tutum içinde olun ve bu çocuğunuzun da olumlu yaklaşmasını sağlayacaktır. Okulla işbirliği yapın ve bir sonraki seneyi çocuğunuzun okuldaki en iyi yılı haline getirin. Düş kırıklıklarıyla yüzleşmek, onların üstesinden gelmek ve ilerlemek; bir sınıfın tekrarlanması gibi bir durumda bile sizin ve çocuğunuzun öğrenebileceği şeylerdir.

YARATICILIK

Bazı insanlar daha yaratıcı olarak mı doğarlar? Yoksa bu geliştirilebilecek bir özellik midir?
Çocuğunuz bir Beethoven ya da Michelangelo olmayacaktır ama hangi mesleği seçerse seçsin, yaratıcı düşünmeyi öğrenmesi iyi olacaktır. Bence her insan yaratıcıdır. Ama her insanın doğuştan farklı bir potansiyeli ve bu yaratıcılığı ifade edeceği farklı bir alan vardır. Bazı çocuklar yaratıcılık konusunda daha özellikli doğabilir veya belli bir özellik göstermesini sağlayan bir kalıtsal faktör olabilir. Ama heyecanlı ana babalar çocuklarına yaratıcı düşünmenin heyecanını öğretebilirler.
Çocuğunuzun ilgi ve beceri alanlarını saptayın. Onu heyecanlandıran şey nedir? Daha çok yaratıcılık anababanın çocuğu yüreklendirmesine ve ilgi alanlarının gelişmesi için imkânların sağlanmasına bağlıdır. Çocuğun yarattığı her şey farkedilmeyi ve övülmeyi hakeder.

MÜZİK DERSLERİ

Çocuğuna müzik dersleri aldırmak isteyen anababaların gözönünde bulundurması gereken bazı faktörleri tartışabilir misiniz?
Son yıllarda yapılan araştırmalar, müzik derslerinin çocukların özellikle fen ve matematik alanlarındaki başarılarını artırmaya yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle, medyada da çocuğun öğrenmesini geliştirme yollarından biri olarak müzik dersleri üzerinde durulmaktadır.
Doğal olarak anababalar çocuklarının hayatlarını en iyi ve en dolu şekilde geçirmelerini isterler ve bazı anne ve babalar için bu, ders demektir. Bence anababaların ilkönce düşünmeleri gereken nokta, böyle bir öğrenmenin güzelliklerinin yanı sıra zorluklarına da katlanmaya istekli olup olmadıklarıdır.
Böyle bir özel beceriyi kazanırken çocukların geçtiği üç aşama vardır, ilk aşama yeni bir imkânın yarattığı heyecandır. Tuşlara dokunmak ve o küçük komik notaların ne anlama geldiklerini öğrenmek ilginç olabilir. Bu çok kısa sürebilir ve ikinci aşama can sıkıntısı ve pratik yapmanın tekdüzeliğine direnme dönemidir. Eğer çocuk bu zor aşamayı atlatabilirse, artık uzmanlaşmanın heyecanını tadabilir. Bu süreç içinde, çocuklar eğer umdukları kadar hızlı bir ilerleme kaydettiklerini göremezlerse çok ciddi olarak cesaretlerini kaybederler. Böyle bir durumu sizin çocuğunuz da yaşayabilir.
Çocuğunuzu müzik derslerine yazdırmayı düşünürken, önce çocuğunuzun doğal yeteneklerini değerlendirin. Bence bütün çocuklar müzik öğrenmeli ve değerini de anlamalıdır çünkü müzik evrensel bir dildir. Eğer çocuğunuz derslere başladıysa, katılıktan ve olumsuzluktan kaçının. Eğer çocuğunuz, ilk balayı dönemini geçirdiyse, direnme aşmasında bu işi bırakmasına izin vermeyin. Bir plan yapın (çocuğunuzun işbirliği ve öğretmenin tavsiyeleri ile):
1. Pratik yapma süresini tahammül edilecek kadar kısa tutun.
2. Dersin öğrenilebilmesine yeterli olacak sıklıkta pratik yapmasını sağlayın. Dersten bir saat önce birkaç saat sıkı bir çalışma yapmaktansa, haftada 6 gün 15er dakikalık tekrarlamalar çok daha iyidir.
3. Müzik aletini, pratik yapma sıkıntısı çekmeden sadece eğlence için çalabileceği zamanlar ayarlayın.
4. Kendiniz de müzik aletini çalmaya uğraşın. Çocuğunuzun size bir şey öğretmeye çalışması onun ilgisini çekebilir ve uzmanlığa ulaşmak için gerekli gerçek çabayı göstermesini sağlayabilir.
5. Öğretmene pratik yapmanın eğlenceli yollarını sorun. Örneğin, çocuklar "balık avlamaya gidip" (bir çubuk, ip ve mıknatısla), çalmaları gereken şarkıların isimlerini (köşelerinden ataçla tutturulmuş kağıtları) balıklar gibi yakalayabilirler veya bir arkadaşlarıyla birlikte pratik yapabilirler. Çalışmaları eğlenceli hale getirmenin pek çok yolu vardır.
6. Eğer çocuğunuz, öğretmeni ve siz, ilgi eksikliğinden dolayı çok yavaş bir ilerleme kaydettiğini düşünüyorsanız ve çocuğunuz da istiyorsa bırakmasına izin verin.

EV OKULU
Çocuğunuzu okula göndermektense, evde öğretim vermenin olumlu ve olumsuz yanlan nelerdir?
Son yıllarda anababaları belli bir programı izleyerek evde öğretim yapmaya teşvik eden bir ev-okulu akımı vardır. Bu seçenek okullarla ilgili bazı sıkıntıları olan anababalara oldukça cazip görünmektedir. Örneğin, çok kalabalık sınıflar, özel çocuklar için özel bazı programların eksikliği, yaşıtların olası olumsuz etkileri, kötü alışkanlıkların kazanılması ve bazı dini kaygılar.
Okullarla ilgili bu kaygılara katılıyorum ama evde öğretimi seçen kişilerin gerekli donanıma sahip olmadıkları endişesini de taşıyorum. Tanıdıklarımın sadece % 5´inin evdeki öğrenimi sağlayabilecek niteliklere sahip olduklarını düşünüyorum.
Böyle bir programın gerektirdiği devamlı etkileşimi anababaların çoğu sağlayamaz, iki yönlü bir rolü üstlenmek zorunda kalırlar. Ana-babalıktan öğretmenliğe ve tekrar anababalığa geçmek hem onlar, hem de çocuklar için çok zor olacaktır. Sürekli denetim sağlamak ve aynı zamanda çocukla hoş vakit geçirip, gevşemek ve birlikte oyun oynamak bazıları için imkânsız olmasa bile, çok zordur. Dahası, bazı anababalar çocukların kazanması gereken materyallerle başedecek eğitim düzeyinde değildir. Fen ve matematik konusunda çok az bilgisi olan anababalar, üst sınıflarda bu konuları çocuklarına öğretmekte çok zorlanabilirler.
Ev-okulu genellikle ilköğretim yıllarında uygulanmakta ve daha ileriki yıllarda çocuklar okula gitmektedirler, ilköğretim yıllarında, çocuklar anababaların etkisine çok açıktırlar ve çevrelerindeki kültürel değerleri anababaların bakış açısından almaya hazırdırlar. Ama ortaokulda, çocuklar yaşıtlarından daha çok etkilenirler ve ev-okulundan ortaokula geçmek çocuğun bu döneminde oldukça sarsıcı olabilir.
Bu nedenle, ev okulunun bazı olumlu yanlan olmasına rağmen üzerinde iyice düşünülmeden uygulanmamalıdır. Siz de çocuğunuzda bunu deneyip denemeyeceğinize karar vermelisiniz.

OKULDAKİ PROBLEMLER

Her çocuğun okulda istendiğini ve sevildiğini hissetmek ihtiyacında olduğunu biliyoruz. Oğlumuzun bu konuda bir problemi var. Sınıf arkadaşlarının kendisini farketmesi için başını sürekli derde sokuyor. Eğer bir başka çocuk ona vurursa, o da dönüp aynısını yapıyor. Başı genellikle dertte. Bazı arkadaşları var ama okula karşı tutumu çok kötü ve gittikçe de kötüleşiyor.
Bu çocuk kendini güvensiz hissediyor gibi gözüküyor ve yardıma ihtiyaçtı var. Her insanın ilgiye ihtiyacı olması çok normaldir ve bu evrenseldir.Çocuklar olumlu ve mutlu bir ilgiyi tercih ederler fakat bunu yeterli miktarda alamazlarsa, bazen de olumsuz yollara başvurarak farkedilmeye çalışırlar. Çok fazla taşınmış olan çocuklar bazen böyle bir tutum içine girerler. Sürekli olarak arkadaşlarını ve tanıdık yerleri kaybetmenin sıkıntısını yaşıyor olabilirler.Bunun dışında, anne ya da babanın yokluğu güvensizlik yaratabilir. Kızların da, erkeklerin de hayatlarında her ikisinin de olması gerekir, işteki sorumlulukları, sağlık problemleri veya fiziksel ya da duygusal mesafeler nedeniyle çocuk anababasından her ikisine de erişemiyorsa, kendini değerli hissetme mücadelesi verecektir.
Çocuğunuza okulda arkadaşlarıyla geçinemiyor diye acımaktan geçin. Onu, yanlış davranışlarının sonuçlarından kurtarmayı reddedin.Çünkü er ya da geç arkadaşları ve öğretmenleri daha düşünceli ve saygılı davranması gerektiğini öğrenmesine yardımcı olacaklardır.Çocuğunuzun erdem, ilgi ve becerilerini bulun, onları geliştirip teşvik edin ve çocuğunuzun kendisiyle gurur duymasına yardımcı olun.
Çocuğunuzun hiperaktif olup olmadığını da kontrol edebilirsiniz. Bu tür problemler yaşayan çocukların çoğunda Dikkatini Toplama Eksikliği (ADD) olduğuna tanık olmuşumdur. Düşüncesizce davranırlar ve diğerlerine karşı duyarsızdırlar. Bazen sınıftaki güçlüklerini sınıf dışında problem yaratarak kapatmaya çalışırlar. Eğer böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız, bir çocuk doktoruna ve psikiyatriste danışın. Disiplin yöntemleri ve ilaçlar çok yardımcı olabilir. 124
Bu arada, çocuğunuza evde sosyal beceriler kazandırın. Sırasını beklemeyi, şaka kaldırmayı ve çatışmaları şiddete başvurmadan çözmeyi öğrenmesine yardımcı olun ve iyi olduğu zamanlarda onu övün.

DUYGUSAL GELİŞİM
EV ORTAMI

Çocukların büyümesi ve gelişimi için ideal bir ev ortamını tanımlamanız gerekseydi, hangi faktörler en önemli olurdu?
Ne kadar harika bir soru! İşte tavsiye ettiklerim:
1. Evliliğinizle ilgilenin. Birbirlerine saygı duyan ve seven ana-babaya sahip olmak çocukların hayatlarındaki en önemli ve olumlu faktördür. Anababalar, çocuklarınızın önünde birbirinize saygıyla yaklaştığınızdan emin olun. Sevgi çok güzeldir, ama açıkça, tutarlılıkla ve dürüstçe ifade edilmedikçe bir yararı yoktur.
2. Onu koşulsuz olarak ve sevgiyle kabul edin. Güvenli bir aile hayatının en temel faktörlerinden bir diğeri de her çocuğu kendisi olarak kabul etmektir. Destek, yüreklendirme ve işbirliği yaratabilmek için, onaylama ya da kınamalarınızı olumlu bir yaklaşımla yapmalısınız.
3. Uygun bir eğitim ve disiplin sunun. Bu, çocukların kendi kendilerinin farkında olmaları, diğer insanlarla başarıyla etkileşim kurmaları ve başkalarına şefkat duymayı öğrenmeleri için gereklidir.
4. Hoş ve eğlenceli bir atmosfer yaratın. Evinizden kahkahayı eksik etmeyin. Ama kahkahalarınızın başkalarıyla alay etme şeklinde olmamasına dikkat edin.
5. Geniş ailenizle ilgilenin. Çocukluğumun en güven verici şeylerinden biri geniş ailemizdi. Büyükannem, ben lise yıllarımdayken sessizce ölünceye kadar bizimle birlikte yaşadı. Onun varlığının hayatımda çok büyük etkisi vardı. Bizi çevreleyen amca-dayı, teyze-hala ve kuzenler hastalık ve duygusal problem anlarında hep yanımızdaydılar. Çocuğunuza geniş ailenin bugünün hareketli toplumuna bir düzen getirdiğini öğretin. Telefon konuşmaları, mektuplar ve ziyaretler de çocuğunuza geniş ailenin bir parçası olduğunu hissettirecektir. Geniş aile ona kendisinden daha büyük bir şeye ait olmanın güvenlik duygusunu verecektir.
Ancak, bütün geniş ailelerin olumlu etkisi olmayabilir. Bazı aile üyeleri olumsuz, gereğinden fazla eleştirel, yargılayan veya istismar eden ya da alkolik kişiler olabilirler. Eğer durum böyle ise, çocuklar bu kişilerle sık sık birlikte olmanın yararını göremeyeceklerdir. Onun yerine, çocuklarınıza bu kişileri sevmeyi, onlardaki iyi yönleri görmeyi ve aynı hatalara düşmemek için onların yanlışlarının farkında olmayı öğretebilirsiniz.
6. Her zaman misafirperver olun.Evinizi çocuklarınızın arkadaşlarının her zaman hoş karşılandığı bir yer olmasını sağlayın. Bu onların sağlıklı birer yetişkin olmalarına bir basamak oluşturur ve büyüdüklerinde bile gelmek isteyecekleri bir sığınak olacaktır.

ÇOCUKLARINIZI KUCAKLAMAK

Çocukların, anababalann kucaklamasına ve sarılmasına artık ihtiyaç duymadıktan belli bir yaş var mıdır?
Yetiştkinler de dahil herkesin kucaklanmaya ve dokunmaya ihtiyacı vardır, bu nedenle de çocukların böyle bir yaşa hiçbir zaman gelmediklerini düşünüyorum. Ama, artık okşanmaya ihtiyaçları kalmadığına ana-babalarını inandırdıkları dönemlerden geçtikleri de doğrudur. Ancak kendi kimliklerini ortaya koymakta çok zorlandıkları böyle dönemlerde bile, dokunulmaya ihtiyaç duyarlar. Sadece onu daha özel yerlerde ve değişik şekillerde isterler. Çocukların okşanmaya veya dokunulmaya en müsait oldukları saati bulun. Bu, genellikle yatma zamanıdır. Her çocuğunuza zaman ayırın. Değişik dokunuşlar deneyebilirsiniz - sırt ovma, baş kaşıma, alnını okşama veya bazen ufak bir gıdıklama olabilir. Yatağın yanına oturun, bir süre konuşun, ona bir şekilde dokunun ve yanından aynlmadan bir öpücük verin.
Bir çocuk dokunulmayı reddediyorsa bunun büyümenin normal bir parçası olduğunu anlamalıyız. Bunu kişisel bir reddetme olarak algılamayın. Sabırlı ve anlayışlı olduğunuz ve duygusal olarak onun ulaşabileceği bir yerlerde bulunduğunuz sürece, sıcaklık ve sarılmalar gidip gelecektir. Ama güven duygusu her zaman orada olacaktır.

MAHREMİYET

Çocuklarının mahremiyeti konusunda anababalara ne gibi önerileriniz olabilir?
Anababalann, çocuklarının mahremiyet ihtiyacını ve yaşla nasıl değiştiğini anlayabilmelerine yardımcı olacak üç önemli faktör vardır. Birincisi çocuğun yaşıdır, ikincisi çocuğun kişiliği ve üçüncüsü ise o andaki genel ruh hali veya koşullardır.
Yaş. Altı-yedi yaşlarından önce çocukların mahremiyet ihtiyacı çok ender görülür. Üç-dört yaşlarına kadar, çocuklar her zaman bir yetişkinin görüş veya duyuş alanı içinde olma ihtiyacındadırlar. Ancak altı ya da yedi yaşlarından sonra, çocuk bağımsız bir birey olabilmek için biraz yalnız zaman geçirmeye ihtiyaç duymaya başlar. On-on bir yaşlarında, çocuğun bu ihtiyacı önemli ölçüde artar ve ergenlik yılları boyunca artmaya devam eder.
Kişilik. Bazı çocuklar çok dışadönüktürler ve çok az mahremiyete ihtiyaç duyarlar veya bunu gerçekten isterler. Öte yandan, içedönük bir çocuk yalnız başına zaman geçirmekten zevk alır ve buna ihtiyaç duyar.
Ruh hali ve koşullar. Mahremiyet ihtiyacı bazen doğrudan o andaki koşullar ve çocuğun ruh haline bağlıdır. Bazı çocuklar, kırıldıkları ve öfkeli oldukları zamanlarda, anababaların ilgisine, kucaklamasına ve rahatlatmasına ihtiyaç duyarlar. Bazılarının ise, biraz "mekân"a ihtiyacı vardır. Biraz sakinleşmeye ve duygularını tanımlamak için zamana gereksinim duyarlar. Anababalarının yaratıcılığını ve duyarlılığını isterler. Çocuğun öfkesinin veya incinmiş duygularının üzerinde düşünmesi için zamana ihtiyaç duymasını anlamak ve saygı göstermek çok önemlidir. Daha sonra, çocuğunuzun odasına gidip kapısını tıklatabilirsiniz ve biraz okşamaya veya konuşmaya hazır olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Eğer hâlâ değilse, belli aralıklarla odasına gidip hazır olup olmadığını kontrol edin.

AŞIRI KORUMACILIK

Anababalar çocuklarını aşın korumaktan nasıl uzak durabilirler?
Yakın bir zamanda üçüncü sınıfa giden bir kız çocuğuyla çalışmam vardı. Yürürken bebek gibi adımlar atıyordu. Bebek gibi bir sesle konuşuyordu ve küçük bir çocuğun kelimelerini kullanıyordu. Çok parlak bir çocuk olmasına rağmen, diğer çocuklara uyum gösteremiyor ve onların hareketli oyunlarına katılmaya korkuyordu. Güvensiz ve devamlı| ağlayan mutsuz bir çocuktu. Bu çocuğun okuldaki sıkıntılarının nedenlerini irdeledikçe, annesinin kızının bebekliğinden çok zevk aldığını ve farkında olmadan onun devamlı küçük kalmasını sağladığını ve aşırı koruyarak, kendisi daha uzun bir süre bir bebeğe sahip olurken, kızına J da ciddi bir problem yarattığını anladık.
Aşın korumacı olduğunuzu düşünüyorsanız, yararlanabileceğiniz bazı öneriler:
• çocuğunuzun güçlü olduğu noktaları farkedin ve onları kullanmasına yardımcı olun
• kendi anababalık becerilerinize güvenin
• amacınızın çocuğunuzun bağımsızlığa ulaşmasında yol gösterici olmak olduğunu anlayın
• dikkatli sorular sorarak, çocuğunuzun iyi kararlar almasına ve onları uygulamasına yardımcı olun
• ona inandığınızı bilmesini sağlayın
• olumlu bir tutum içinde olun
Karşılaştığım aşırı korumacı anababalar genellikle ya kendileri de aşırı korumacı anababalar tarafından büyütülmüş ya da diğer aşırı uçta olup aşırı ihmal edilmiş olan kişilerdi. Diğer bazı durumlarda, ciddi bir hastalık veya kaza, anababanın böyle bir problemin tekrarını engelleme çabasıyla aşırı korumacı olmasına yol açmaktadır. Neden ne olursa olsun, aşırı korumacı olmadan da çocuğunu koruyan bir anababa olabilirsiniz.

ÇOCUKLARIN HAFIZA BANKALARI

Psikoloji okuyan bir arkadaşım çocukların, o bilgiyi hemen anlamasalar ya da kullanmasalar bile, gördükleri ve duydukları her şeyi kaydettiğini söyledi. Bu beni çok rahatsız etti çünkü eşim de ben de öfkeli olduğumuzda kızlarımıza bağırıyoruz. Bunun nasıl bir etkisi vardır ve bunu nasıl telâfi edebiliriz?
Çocuklar gerçekten de iyi veya-kötü deneyimlerini kaydederler. Ama özellikle de, mutlu veya acı veren duygusal olayları hatırlamaya daha eğilimlidirler. Ancak, öfkeli olmak ve bağırmak pek çok anababanın yaptığı bir şey, bu nedenle de sizi bu konuda ağır bir suçluluk duygusuna sokmak istemiyorum. Eğer öfkeniz çocuklarınızın problemlerini düzeltmeye yönelmiş ve sevginin oluşturduğu bir öfke ise, çok fazla endişelenmenize gerek yoktur. Çocuklarınızın geçmişleriyle ilgili olarak neler hissettikleri konusunda kaygılarınız varsa, onlara sorun. Size hemen cevap vereceklerdir.
Ancak, çocuklarınızı yoğun bir öfke duygusu yaşamadan düzeltmeyi öğrenmeniz çok önemlidir. Aşırı öfke zamanla korku ve daha sonra da isyan yaratır. Kendinize bir "mola" vermeyi öğrenin. Belli bir durumda çocuğunuzun öğrenmesi gereken ders her ne ise onun üzerinde biraz düşünün. Onu en etkili bir şekilde nasıl öğretebileceğinizi (örneğin, sakin, kararlı bir şekilde sonuçları ve yeri sınırlayarak) değerlendirin ve sonra da planınızı uygulamaya koyun.
Çok değerli bir sanat eserinde her zaman zıtlıklar vardır. Karanlık ve aydınlık, parlak ve soluk renkler o resmi gerçekten güzel yapar. Çocuklarınızın hayatına şekil verirken siz de bir eser yaratıyorsunuz. Hayatlarınızı dengeleyebilmek ve onlara gerçek kavramları öğretebilmek için mutsuzluk, öfke, mutluluk ve barış beraber olacaktır. Çocuklarınızla zaman zaman konuşmak, geçmişi gözden geçirmenize yardımcı olabilir. Küçüklüklerine ait bazı olayları hatırlatın - belki de tümüyle unuttukları zamanları. Bu hikâyeleri anlatarak ve nedenlerini açıklayarak, onlara geçmişlerini yorumlama fırsatı vermiş olursunuz. Böylece, disiplini oluşturanın sevgi olduğunu anlarlar.

SEVGİYİ ÖĞRETMEK

Anababanın sunduğu temel bakım ve beslenmenin dışında, çocuk sevgiyi nasıl öğrenebilir?
Sevgi, seven anababalar tarafından öğretilir - birbirlerini, kendilerini ve bebeklerini seven anababalar. bebeğin varlığı ile oluşan sıcak canlılık sevginin varlığıdır. Sevgi sadece yaşanmaz, öğretilir de ve anababalar sevginin öğretilmesi gereğini anlamalıdırlar. Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması için sunulan sevecen bakım, çocuğun hayatında sevginin canlı tutulmasında çok önemli bir yer tutar. Sevgi, sert, öfkeli ve yüksek bir ses yerine, yumuşak ve sevecen bir ses tonu kullanılarak öğretilir. Sevgi, bir çocuğu aşağılamak, ders vermek veya küçük düşürmek yerine, onu sevecen ve olumlu sözcükler kullanarak yüreklendirerek öğretilir. Çocuk onu, sizin gözlerinizde görecek, sesinizde duyacak, dokunuşunuzda hissedecek ve tüm ilginizde farkına varacaktır.

KABUSLARIN NEDENİ

Dört buçuk yaşındaki torunum gece kâbuslar görüyor. Eskisi kadar çok olmamakla birlikte, gündüzleri de sık sık ağlıyor.
Çocukların kâbusları sadece çocuk için değil, anababa için de çok rahatsız edicidir. Çocuklar ve anababalar uykularını alamadıkları zaman, yorgunluğun aile içinde büyük bir strese neden olduğuna tanık olmuşumdur. Aslında, pek çok durumda kâbusların da nedeni aşırı strestir. Bazen de beklentilerin çok yüksek olmasından kaynaklanır (okulda yüksek notlar almaya çalışan çocukların kâbuslar gördüklerini biliyorum). Çok sert cezalar veya çok büyük bir öfkeyle öngörülen sonuçlar çocuğun hayatında bazı problemler yaratabilir ve kötü rüyalar olarak ortaya çıkabilir. Yaşıtlarla olan ilişkilerdeki gerginlikler veya çocuğun kendi algılamaları sonucunda oluşan stres de kâbuslara neden olabilir.
Bunların yanı sıra, beli bazı fiziksel durumların yanı sıra hastalıklar da kâbuslara yol açar. Burundaki allerji veya astım nedeniyle nefes zorluğu çeken çocukların uykuları da huzursuz olur. Anababaların veya öğretmenlerin tutarsız davranışları çocukta kaygı ve sinir bozukluğuna neden olur ve çocuk bunları kâbuslarda görür.
Madalyonun öbür yüzünde ise şu vardır: Aşırı özgürlükler kaygı yaratır. Pek çok okul öncesi çocuk, yakın çevrelerinde özgürce dolaşabilirler. Ayrıca duygusal olarak da çok özgür bırakılmışlardır ve aile içinde çok az yakınlık vardır. Kendilerini geceleri kâbuslar görmeyecek kadar güvende hissedebilmeleri için, çocukların, duygusal samimiyet ve sıcaklığın yanı sıra, büyük miktarlarda okşanmaya ve fiziksel yakınlığa ihtiyaçları vardır. Çocuğunuzun özgürlüğü ile denetimini dengelemek çok önemlidir.
Çocukların duydukları veya gördükleri korkutucu deneyimler de kâbuslara neden olabilir. Akşam yemeğinde tartışılan bir haber veya televizyon programları çocuğun küçük kafasında korkutucu bir iz bırakabilir.
Tabii ki kâbuslar da her zaman kötü değildirler. Bazı rüyalar çocukların korkularından kurtulmalarına yardımcı olabilir ama bu rüyalar çocuğu korkutmaya başlarsa bir kısır döngü içine girilebilir. Bazı çocuklar süreklilik gösteren kâbusların korkusundan yatağa gitmek istemezler.
Nedenleri anlaşıldıktan sonra, kâbusların tedavisi oldukça kolaydır. Sadece, çocuğunuzun hayatındaki stresi azaltın. Özgürlüklerle beklentiler arasındaki o ince dengeyi sağlayın ve önemli bir faktör olduğunu düşünüyorsanız, cezalarınızın şiddetini düşürün. Oyun arkadaşlarının anababaları ile ya da size bilgi verebilecek herkesle konuşarak, onu korkutacak veya hayal kırıklığına uğratacak bir şey olup olmadığını öğrenin.
Bol bol koşulsuz sevgi verin. Çocukla daha fazla vakit geçirin, özellikle de akşamları hikâyeler okuyun, kucaklayın ve oyunlar oynayın. Böylece çocuğunuzun kendini güvende hissederek ve mutlulukla yatağa gitmesini sağlayın. Bir gece lâmbasını açık bırakmanızı ve gece korkunç bir görüntü alabilecek resimleri ya da gölge oluşturabilecek nesneleri odadan çıkarmanızı öneririm. Onu bir koruma duygusuyla sarın, onu şımartmazsınız. Ona mutlulukla büyümesi için ihtiyacı olan güven duygusunu vermiş olursunuz.

ÇOCUKLUKTA YAŞANAN ZNT

Birisi üç buçuk, diğeri ise 18 aylık olan iki oğlumuz var. Bir süre önce dünyaya gelen bebeğimiz ölü doğdu. Büyük oğlumuz bebek konusunda gerçekten çok heyecanlanmıştı. Bebeğin karındaki hareketlerini ve kalp atışlarını hissediyordu. Bebeğin kaybı onda çok olumsuz etkiler yarattı. Altını ıslatmaya, uykusu ve yemekleri çok azalmaya ve beklenmedik tepkiler ve isyankâr davranışlar göstermeye başladı.
Bu ailede tam bir kriz durumu olmuş. Ölüm, geride kalanlarda yarattığı çaresizlik ve mutsuzlukla birlikte gelen en büyük kayıptır. Yetişkinler için ölümle başetmek çok zordur ve çocuklar için daha da zor olabilir. Eli-sabeth Kübler-Ross´un ve diğerlerinin tanımladığı gibi üzüntünün çeşitli aşamaları vardır. Önce, gerçekleşmiş olan olayın inkârı vardır. Daha sonra, kaybetme duygusu ve bu kayıptan dolayı öfke gelir. Bu durumu, üzüntüyle birlikte gelen mutsuzluk, acı, korku ve suçluluk duyguları izler. Zamanla da, iyileşme olur!
Aile bireylerinden birinin ölümünü yaşayan bir çocuk korku duygusunu da yaşar - büyüklerin ve kendisinin üzüntüsünün korkusunu; kendi yaptığı bir yaramazlığın cezasının bu ölüm olabileceği korkusunu; bir çocuk ölebiliyorsa kendisinin de ölebileceği korkusunu yaşar. Çocuk kesinlikle öfke duyacaktır ve öfkesi acısını ve korkusunu bastıracaktır. Aşağıdaki aşamaları bir çocuğun üzüntüsüyle başedebilmesine yardımcı olmak amacıyla kulanabilirsiniz:
Önce, mümkün olduğu kadar açıklama yapın. Çocuğun, bu ölümün kendi suçu olmadığını anlamasına yardımcı olun. Ölümü normal gibi göstermenize gerek yoktur çünkü bu aşamada çocuk buna inanmayacaktır ve öyle hissetmeyecektir.
İkinci olarak, dürüst olun. Bu aşamada, hem çocuğun duyguları, hem de kendinizinkilerle ilgili tüm cevaplara sahip olmadığınızı itiraf edin.
Üçüncü olarak, endişelerini gidermeye çalışın. Çocuğunuzun, geri dönüşler gösteren veya olumsuz olan davranışları olsa bile, onu sevdiğinizden ve kabul ettiğinizden emin olmasını sağlayın. Onu şımartın ve sık sık onunla birlikte olarak onu rahatlatın.
Dördüncü olarak, kendisini uygun bir şekilde duygusal olarak ifade etmesi için onu yüreklendirin. Korku, öfke ve suçluluk duygularını mümkün olursa kelimelere dökmesine veya bir yastığı yumruklayarak ya da ağlayarak ifade etmesine yardım edin. Onunla birlikte ağlayın ve onu rahatlatın.
Ve evet, çocuğunuzun ziyaretlere ve/veya cenazeye katılmasını sağlayın. Cenazede bulunmak üzüntüyü ifade etmenin bir yoludur. Orada olup ölen insanın nerede olduğunu görmek üzüntülü dönemin daha somut bir şekilde sona erdirilmesini sağlar.
Üzüntü ve kayıplar hayatın gerçekleridir. Siz de, çocuğunuz da bununla başetmeyi ve onu beraberce aşmayı öğrenmelisiniz.

ANABABA VE ÇOCUK ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

Anababa ve çocuk arasındaki kişilik farklılıklarından ne gibi aile problemleri oluşabilir?
Pek çok problem gelişebilir. New York´lu bir çocuk doktoru yıllar önce anababaları ve doğumlarından itibaren çocukları incelemeye başlamıştı. Yıllar boyunca pek çok kişiyi izledi ve bulguları üzerinde düşünmeye değer nitelikte. Örneğin, sakinliği, huzur ve sessizliği seven bir annenin her konuda enerjik bir çocuğu vardı ve annenin doğduğu andan itibaren bu çocukla problemleri olmuştu. Hayatları boyunca süren ve etkileri ciddi boyutlara ulaşan kırgınlıklar oluşmaya başlamıştı. Diğer yandan, son derece enerjik ve hareketli bir annenin sakin ve içedönük bir çocuğu olabilirdi. Bu anne böyle bir çocukla sabırsız ve sıkıntılı olabilir ve ailede uyumsuzluklara neden olacak farklılıklar ve kırgınlıklar yaratmaya başlayabilir.
Anababalar genellikle bebeklerini kucaklamak ve okşamak isterler ama bazı bebekler bundan hoşlanmazlar. Kıpırdanıp sertleşirler ve annelerinin kollarında rahatlayıp doğru düzgün oturmazlar. Böyle bir durum kırgınlık yaratabilir. Anne kendisinin bir eksikliği olduğunu ya da bebeğin onu sevmediğini düşünmeye başlar. Farkında olmadan, düşmanlıklar ve güç mücadeleleri başlayabilir ve bu da anne ve çocuk arasında daha sonraları ciddi problemlerin oluşmasına neden olabilir. Tanıdığım bir anne, annelik yıllarını kandırılmışlık duygusu içinde geçirmişti çünkü rüyalarındaki uysal bebeğe sahip olamamıştı!
Aile olarak uyum içinde yaşayabilmek için bazı basit kurallar: Çocuğunuza karşı olumsuz duygularınızı tanımlayın. Kime benziyor veya sizin için problem yaratan ne yapıyor? Size hatırlattığı insanla barışık olmaya çalışın (ya da eski eşinizi hatırlatıyorsa, öfkenizi ve üzüntünüzü yenmeye çalışın) ve bu özelliklerin çocuğunuza sunulmuş bir ödül olduğuna inanmaya çalışın.
Daha sonra, onu olduğu gibi kabul etmeyi ve sevmeyi öğrenin. En iyi şekilde kabul edebileceği ve ihtiyacı olan ilgi ve sevgiyi çocuğunuza koşulsuz olarak verin. Onu kabullendikçe, onun değeri ve başarıları ile ilgili umutlar oluşmaya başlayacaktır. Çocuğunuzun geliştiğini ve hem sizin, hem de onun beraberce büyüdüğünüzü göreceksiniz.

KABULLENME VEYA UMUT ETME

Anababaların çocuklarıyla ilgili hayalleri ve beklentileri olması iyi değil midir?
Bilinçli veya bilinçsiz olarak, anababa olarak hepimizin çocuklarımızla ilgili hayalleri vardır. Bu umut ve rüyaların bir kısmı kendimizin büyürken kaçırdığı fırsatlarla ilgilidir. Ya da kendimizin geçmişte yaşadığı heyecanlı ve mutlu anları onların da yaşamasını isteriz. Kaynağı ne olursa olsun, hayallerimizin çocuklarımız için tahammül edilemez bir sıkıntı haline gelmemesine dikkat etmeliyiz, çünkü bunun sonucunda ciddi problemler ortaya çıkabilir.
Bir futbol sahasına çıktıklarında ezilip gidecek kadar küçük olan oğullarının güçlü adaleli bir futbol oyuncusu olmasını isteyen babalar tanıyorum.
Bu nedenle anababalar imkânsız düşlerin sonunda yaşayabilecekleri hayal kırıklıklarını, gerçekçi olarak ve çocuğun özelliklerine ve ilgilerine uygun düşler oluşturarak önleyebilirler. Her çocuğun kendine özgü bazı özellikleri vardır ve anababanın düşü bu eşi olmayan özelliklerin ve bireysel becerilerin keşfedilmesine yardımcı olmak ve çocuğun sahip olduklarına değer vermek olmalıdır.

AİLEDEKİ TRAVMALAR VE ANABABA ZİYARETLERİ

Bebeklerine baktığım ailede yakın bir zamanda bir boşanma yaşandı. Biri iki yaşında, diğeri dört yaşında iki çocukları var ama ben büyük olanla ilgili olarak yazıyorum. Annesiyle ilgili olarak devamlı kâbuslar görüyor. Anne küçükken onu çok dövüyordu. Şimdi çocuklar ayda bir saat annelerini ziyaret ediyorlar, ama dört yaşındaki onu görmek istemiyor. Oraya gidince tekmeleme ve çığlıklar atarak yumruklama davranışları gösteriyor ve hem ziyaretten önce, hem de sonra başedilmesi zor bir çocuk oluyor.
Çocuk istismarındaki yaygınlık nedeniyle, ailelerin pek çoğu benzer durumlarla başetmek zorunda kalıyor. Çocukların korunmaya ve güvenceye ihtiyacı vardır ve bu çocuğun da annesinin onu bir daha incitemeyeceğini bilmesi gerekmektedir. Belki de bir saat üzerinde, orada kalacağı sürenin ne kadar olduğu ona gösterilirse bir yardımı olabilir. Eğer zamanı dolduğunda, oradan ayrılabileceğini bilirse, kendisini daha güvende hissedebilir ve korkusu azabilir. Eğer ziyaretler denetlenmiyorsa, annenin bu kısa sürede çocuğa korkulu dakikalar yaşatmadığından emin olmak için belki de bu yapılmalıdır. Ve bu durum devam ederse, çocuğa ziyareti reddetme hakkı verilmelidir. Bu durum üzerinde biraz kontrolü olduğunu bilmeye ihtiyaç duymaktadır çünkü annesi onu incitirken şüphesiz kendini çok güçsüz hissetmişti.
Bu çocuk büyüdükçe, babasının ona annesi hakkında bilgi vermesini öneririm. Belki geçmişiyle ilgili biraz bilgi (eğer o da istismara uğradıysa, bu ayrıntılara girmeden) verilirse, annesinin neden öyle davrandığını anlamasına yardımcı olabilir. Böyle bir yaklaşım, annesinin hırçınlığının kendisinin kötü bir çocuk olması ile bir ilgisi olmadığını da açıklayabilir.
Biraz garip gelebilir ama, çocuğun annesini ziyarete giderken bir demet çiçek ya da küçük bir hediye götürmesi akıllıca olabilir. Çocuklar hediye vermeyi severler ve bu onların kendilerini güçlü hissetmelerini sağlar. Güçlülük (ya da kontrol) duygusu bu çocuğun ihtiyacı olan duygudur. Ayrıca annenin de çocuğa daha sevecen yaklaşmasına neden olabilir, istismarına rağmen, belki de çocuğu görmek istemektedir ve kendine göre sevmektedir.
Babanın ve bakıcının çocuğu geçmişteki, şu andaki ve gelecekteki korkuları hakkında konuşturmaları gerekmektedir. Korkularının yanı sıra öfkesini de kelimelere dökmesi, içindeki baskı ve gerginliği azaltabilir ve geçmişte yaşadığı olumsuzlukları yenmesini sağlayabilir.
Belki de bu çocuk kâbuslar gördüğü için şanslı sayılır çünkü rüya ve kâbuslar yardımıyla bazı korkulardan kurtulmanın mümkün olduğuna; inanıyoruz. Babanın ya da bakıcının geceleri uyandığında bu çocuğu kollarına almalarını öneririm.Onu rahatlatmalı, mümkünse uyandırıp rüyasında gördüklerini anlatmasını istemelidirler. Onu yatağına yatırmadan önce güvence vermeli ve daha sonra rüyası hakkında konuşup bu korkuları konusunda artık endişelenmemesi gerektiğini söylemelidirler. Bu çocuğun yaralarını iyileştirecek olanlar, rahatlatma güvence, yüreklendirme ve sevgidir.

DiSiPLiN VE EĞİTİM
TUTARSIZLIK

Ailemizin kuralları konusunda anlaşamadığımız zamanlarda, çocuklarımızın disiplinindeki tutarsızlığımızı önlemek için eşim ve ben neler yapabiliriz? Tutarsızlıklar çocuklarımızı nasıl etkiler?
Olacakları önceden kestirebilme gereksinimi çocukların en temel duygusal ihtiyaçlarındandır. Ama mantıklı olarak ortak bir noktaya ulaşmadan tutarlı olmanız mümkün değildir. Artık bunu yapmanın zamanı gelmiş. Bir uzlaşmaya varana kadar karşılıklı konuşun ve anlaşın. Bir danışmanın yardımını gerektiriyorsa, bunu almaktan çekinmeyin. En azından temel kurallarınızda birleşmelisiniz. Çocuk yetiştirmede en iyi sonuçlar açık, mantıklı ve anlamlı kuralların her gün tutarlılıkla verilmesiyle elde edilir.
Eğer küçük anlaşmazlıklar yaşanıyorsa, bu tartışmalarınızla çocuklarınıza dürüst olmayı, birbirini severek de karşı görüşlerde olunabileceğini ve olumlu bir uzlaşmaya ulaşabilmek için yapıcı bir tartışmanın nasıl yapılacağını öğretebilirsiniz. Ancak önemli konulardaki anlaşmazlıklar, çocuğun durumu kendi çıkarları için kullanmasına neden olabilir. Tanıdığım bir ailede çocuk istediği her şey için babasına gidiyordu çünkü babanın anneden daha yumuşak bir yaklaşımı vardı. Bu durum aile bireyleri arasında içerlemelere, suçluluk duygusuna ve korkuya neden oluyordu.
Eşlerin aile içindeki tutarlılığı sağlayabilmelerine yardımcı olacak bazı ipuçları aşağıda verilmiştir: Önce, ulaşmayı istediğiniz amaçlan çocuklarınızla birlikte saptayın. Onun nasıl davranmasını istiyorsunuz? Onun hayatta neleri başarmasını istiyorsunuz? Bu amaçları düşünmek sizi birleştirebilir çünkü bütün anne ve babaların çocukları için her şeyin en iyisini istediklerine hiç şüphe yoktur.
Bu amaçları belirledikten sonra, onlara ulaşmanın yöntemlerini saptayın. Bu, aileniz için bazı temel yöntem ve kuralları belirlemeniz anlamına gelir. Ayrıca, üzerinde konuştuğunuz özellikleri ve değerleri öğretmek ve çocuklara model oluşturmak anlamına gelir. Her bir kuralı annenin mi, yoksa babanın mı daha iyi uygulatacağına karar verin. Bazı durumlarda anne daha etkili olabilir, bazılarında ise baba. Herkes kendi iyi olduğu alanda önderlik etmelidir ama birbirinizi tutarlılıkla ve bu- J tünlük içinde desteklemelisiniz. Tutarlılık için uğraşmak çok kolay bir iş; değildir ama mücadeleye değer.

POPOYA ATILAN ŞAPLAK

Bazı çocuk gelişim uzmanları anababaların çocuklarının popolarına bir şaplak atmasına karşı çıkarlar. Bazıları ise, buna izin verilebileceğini söylerler. Siz ne düşünüyorsunuz?
Yıllar önce en sevecen anababaların bile, stres altındayken ceza ile istismar arasındaki ince çizgiyi aşabildiklerine tanık olmuştum. Bu, çocuğa bir şaplak atma ile ilgili tutumumu yeniden gözden geçirmeme neden olmuştu.
Burada size sevdiğim bir hikâyeyi anlatmak istiyorum. Babasının koyunlarını otlatan bir kız vardı. Yanlış bir otlağa giderlerse ölebilirlerdi. Kızın görevi de sürekli olarak uyanık kalmaktı. Koyunlardan biri yanlış bir otlağa yönelirse, onu sopayla yavaşça dürtüklerdi. Onu ait olduğu yere geri getirmek ufak bir dürtüklemeyle mümkün oluyordu. Vurmak ve dayak hem işe yaramıyordu, hem de öfke yaratıp bir saldırıya neden olabilirdi.
Çocuklarla sürdürdüğüm elli yıllık çalışmalarım boyunca, bu felsefenin başarısızlığa uğradığını çok ender olarak gördüm: Anababalar da her zaman uyanık olmalı ve çocuklarını güvenli otlaklara kararlılıkla ve sevgiyle yöneltmelidirler.
Eğer bir çocuğa bir şaplak atıp atmamayı değerlendiriyorsanız, kendinize şunları sorun:
1. Çocuğumun hayat ve hatalardan kaçınma konusunda neler öğrenmesini istiyorum? (Başka bir deyişle, ne yapmaya çalışıyorum? Bunu vurarak yapabilir miyim?)
2. Bu dersleri çocuğumun öğrenmesini sağlayacak en az acı verici sonuçlar nelerdir?(Katı anababalar, genellikle çocuğu gereğinden fazla cezalandırma hatasına düşerler. Genellikle, az bir ceza yeterli olur.)
3. Tutarlı bir yönlendirmeyi nasıl sağlayabilirim?
Bence, çocuğa yumuşak ama kararlı sınırlamalar koymanın, molalar vermenin ve çok değerli bazı ayrıcalıkların elinden alınmasının yanı sıra, sizin uygun kınamalarınız ve sınırlandırılmış ilginiz, bir şaplağa duyduğunuz gereksinimi ortadan kaldıracaktır.

ÇOCUĞUN POPOSUNA VURMAKTAN NASIL KAÇINABİLİRSİNİZ

Oğlumuz 4 yaşlarında ve artık poposuna vurmayı bir ceza olarak daha az kullanmaya çalışıyoruz. Daha önceleri ona hemen her gün vuruyorduk. Ancak bu yöntemden uzaklaşmamız biraz zor oluyor çünkü başka hiçbir şeye tepki vermiyor gibi gözüküyor.
Tabii ki yanlış bir davranıştan sonra acı çekmek suçluluk duygusunun hafiflemesine neden olabilir. Ama genellikle de vurmak çocuğun yanlış davranışını değiştirmez. Sadece çocuğun bir dahaki sefere öyle davranmakta kendisini özgür hissetmesini sağlar!
Benim annem ve babam çok katı insanlardı. Babam ailedeki tek otoriteydi ve ona itaat etmemiz gerekirdi. Ancak bütün hayatım boyunca sadece iki tane şaplak yediğimi hatırlıyorum. Bir çocuğun her gün poposuna bir şaplak yediğini duyduğum zaman çok üzülüyorum, çünkü bu ailede büyük bir gerilim ve olumsuz duygular olduğunu biliyorum.
İyi bir disiplin için anababa yaratıcı olmalıdır. Bir keresinde babam gece yarısı beni kaldırıp, soğukta dışarıya çıkmamı ve gündüz hava daha sıcakken yapmam gereken bir işi yapmamı istemişti. Bu bana çok önemli bir ders oldu. Bana elini bile sürmemişti ama ben mesajı almış ve sorumsuz davranışımı değiştirmiştim. Bu olay, yaratıcı disipline iyi bir örnek olacaktır. Bir çocuğa fazladan iş yaptırmak, yaptığı dağınıklığı toplamasını ya da kırdıklarını tamir etmesini (en azından çabalamasını) sağlamak, poposuna vurulduğunda öğrendiğinden daha önemli şeyler öğretecektir.
Yanlış bir davranışının ardından, sizin ona uyguladığınız bir sonuçtan zevk alıyor gibi gözükmesinin hiçbir önemi yoktur. Bir iskemlede oturmaktan nefret etse bile, işe yaramadığını size göstermek için eğleniyor gibi gözükebilir. Böylece siz de onun istediği cezayı vereceksiniz - bir şaplak! Eğer odasına gönderdiğiniz çocuğunuz orada durmuyorsa, oradan her çıktığında onu geri götürmeye devam edin ve "Mola süresi sen odanda oturduğunda başlayacak" deyin. Sonunda pek çok kez tekrarladıktan sonra, ciddi olduğunuzu anlayacak ve odasında oturacaktır.
Mola ile ilgili genel kural, çocuğun her yaşı için bir dakikadır. Ancak ben daha çok sevdiğim bir kuraldan söz etmek istiyorum, çünkü böylece çocuk yaptığının sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacaktır. Çocuğunuza şunu söylemelisiniz: "Bana şu üç şeyi söyleyene kadar mola devam edecek,
1. yaptığın yanlıştı
2. bunun yerine ne yapmalıydın
3. bir dahaki sefere nasıl doğru davranabilirsin."
Bu başvuracağınız tek disiplin yöntemi değildir. Çocuğun evden çıkmasını yasaklamak, televizyon seyretme süresini kısıtlamak, yatağa her zamankinden daha erken göndermek veya evde fazladan işler yapmasını sağlamak çocuğunuza bazı davranışlarını hoşgörüyle karşılamayacağınızı öğretmek için uygulayacağınız yollardan sadece bazılarıdır.
Uyguladığınız bazı sonuçların yeterince ciddi olmadığı hissine kapılmayın. Eğer çocuk bir şeyi kırarsa ve onu temizlemek zorunda kalırsa, özellikle kırılan çok pahalı veya anılarla dolu bir eşya ise, cezanın yeterli olmadığını düşünebilirsiniz. Sonradan temizlemesini sağlayarak,çocuğunuzun yaptığı hatayı düzeltmesine imkân vermiş olursunuz. Bunu tutarlılıkla tekrarlarsanız, daha dikkatli olmaya başlayacaktır.

ÇOCUĞA BÜYÜKANNE BAKTIĞI ZAMAN

Eşim ve ben çalıştığımız için küçük çocuklarımızı gündüzleri büyükanneleri ile bırakıyoruz. Ancak onun bizden çok farklı bir disiplin anlayışına sahip olduğunu keşfettikçe çok zorlanıyoruz. Ne zaman çocukların bir davranışını düzeltmeye kalksak, "ama büyükannemiz yapmamıza izin veriyor" diyorlar. Ne yapmamızı önerirsiniz?
Torunlarına bakan büyükannelerin iki yönlü bir rolü vardır. Hem büyükanne, hem de bakıcıdırlar. Siz anababalar olarak bunu anlayışla karşılamaksınız.
Çocuklar durumdan yararlanma konusunda doğuştan becerikli olduklarından, sizi pes ettirme yollarından birinin büyükannelerinin sözlerinden alıntı yapmak olduğunu anlamaları fazla zaman almamıştır. Bu yüzden onların sözlerini biraz şüpheyle karşılamaksınız.
Bu problemleri çözmeniz için bazı öneriler verebilirim. Önce, büyükanneyle sevecen fakat açık bir konuşma yapın. Çocuklarla ilgili değerlerinizin ve amaçlarınızın neler olduğunu açıkça anlatın. Bunlara ulaşmanız için yardımını ve işbirliğini isteyin. Onun bakıcılık yaparken aynı zamanda büyükanne olmak istediğini anlamasına yardımcı olun ve çocuklarınızın ihtiyacı olan disiplini ve kuralları uygulayabilmenize yardımcı olmasını isteyin. Ancak o yine de büyükanne olduğu için sonuçlar sizin istediğiniz gibi olmayabilir. Problemin diğer ucundakiler üzerinde de çalışmalısınız. Diğer bir deyişle, çocuklarınıza büyükannelerin torunlarını biraz şımartma hakkına sahip olan özel kişiler olduklarını ama evdeki kuralların farklı olduğunu anlatın. Ayrıca, anababaların çocuklarını şımartmayı istemediklerini ve çocukların da büyükannelerin sevgi ve düşkünlüklerini suistimal etmemeleri gerektiğini söyleyin.
Sanırım büyükanneye içerlememeye ve onu kıskanmamaya dikkat etmelisiniz. Çocuklarınızın anababası her zaman siz olacaksınız. Onların saygısını ve sevgisini kazanabilirsiniz ve büyükannenin sunduğu hizmetten zevk almaya çalışabilirsiniz.

AÇGÖZLÜLÜK

Kızımın doğum günlerinde ya da diğer özel günlerde arkadaşlarımızdan ve akrabalarımızdan hediye istemesini nasıl engelleyebilirim? Bundan çok utanç duyuyorum ve istemenin uygun olmadığını düşünüyorum.
Genel olarak doğru davranışı kazandırmak birkaç basit adımda mümkündür. Bu aşamaları uygulamak daha zordur. Anababalann çok basit,açık ve kesin bir kural oluşturmalarını öneriyorum. Bu kural "... yapmayacaksın" demek. "Keşke istemesen" ya da "Büyükannenden hediye istememelisin" yerine daha açık bir ifadeyle ve empatiyle "Hediye´,´ istemeyeceksin" demeleri gerekir. Bu kadar açıkça ifade edilince çocuk gerçekten ne kasdettiğinizi anlayacaktır. Çocukla aranızdaki temel ilişkiyi sevgi dolu ve olumluluk içinde devam ettirin. Böyle bir ilişki, hangi kuralı koyarsanız koyun, çocuğun sizinle işbirliği yapması için onu yüreklendirecektir.
Çocuğunuzun kuralı bozması durumunda uygulayacağınız bir sonuç belirleyin. Örneğin, bir teşekkür notu yazıncaya veya başka bir koşulu yerine getirinceye kadar hediyeyi kendisine vermemek gibi.

SINIRLARI GENİŞLETMEK

Gelecekte karşılaşabilecekleri ergenlik dönemi isyankârlıklarıyla ilgili kaygılan olan anababalara ne tavsiyelerde bulunabilirsiniz?
Vereceğim tavsiye kısa bir süre önce dinlediğim bir hikâyeyle ilgili ola-çak. Bu hikâye, çok iyi bir geliri olan tam günlük iyi bir işte çalışan 22 yaşındaki bir adamla ilgili. Hâlâ anababasıyla birlikte yaşamakta ve nereye giderse gitsin akşam en geç 10:30´da evde olması beklenmektedir. Evleninceye kadar ayrı bir eve çıkmasına da izin verilmemektedir ve daha evliliğe hazır değildir, işte, ona 22 yaşındaki bir erkeğin sahip olması gereken normal bir özgürlüğü bile tanımayan aşırı koruyucu bir ailesi olan genç bir adam.
Akıllı bir anababa, çocuğunun yeni bir gelişim ve sorumluluk durumuna hazır olup olmadığını izler ve onu buna yönlendirir. Eğer bir anababa, çocuğu bazı sorumlulukları kazandığı için ve onun istemesine fırsat vermeden ona yeni özgürlükler sağlarsa, çocuk çok ender olarak isyan eder. Çocuğunuzun büyümeye ve ufkunu genişletmeye hazır olduğunun farkında olduğunuz sürece gereksiz ergenlik isyanlarını da engellemiş olursunuz.

KENDİNİ KONTROLÜ ÖĞRETME

Bazen kendini kontrol çocuğun içinden gelen doğal tepkilere karşı gelebilmektir. Böyle bir kontrolü çocuklara öğretmenin mümkün olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
Kendini kontrol etmeyi öğretmenin aşamaları çok zor değildir. Ana-babalar için zor olan bunu öğretmeyi hatırlamaktır. Amacınızı çok net olarak ortaya koymalısınız: O andaki duyguların etkisiyle patlama içgüdüsünü yenebilmeyi öğretmek.
Bir kere amaç belirlendikten sonra, artık ona ulaşmak için bir yol çizmeniz gerekir. Eğer çocuğunuzun duygularını kontrol etmeyi ve ifade etmesini öğrenmesini bekliyorsanız, bu süreç içinde onu sürekli olarak yönlendirmelisiniz. Ancak bu duygularını saklamayı öğretmemeniz gerektiğini vurgulamalıyım. Öfkesini veya korkusunu ifade etmesi gereklidir ama bunu yıkıcı değil daha kontrollü bir şekilde yapmayı öğrenebilir. Bu süreç üç aşamadan oluşur:
1. Duygularınızı sözlere dökün.
2. Neden böyle hissettiğinizi açıklayın.
3. Problemle ilgili olarak ne yapacağınızı belirleyin.
Çocuğunuza duygularını ifade edebileceği kelimeleri öğretin. Birkaç kez ona bu şekilde yaklaştıktan sonra, onu yalnız başına deneyebilmesi için bırakın ve ne kadar başarılı olduğunu görün. Başarılarını alkışlayın ve unuttuğu zaman ona hatırlatın.
Anababalar bu davranışlara model oluşturmalıdırlar. Bu, çocuklarınıza kontrollü olmayı öğretmenin bir yoludur ama siz öfkeden çıldırmış bir hale gelmemelisiniz. Sizin oluşturduğunuz örnek bütün yöntemlerin en etkilisidir.

ÇOK İNATÇI ÇOCUK

6 yaşında çok inatçı bir oğlum var. Çok sevecen ve verici olabiliyor ama devamlı olarak bizim otoritemizi zorluyor ve istediği şekilde davranmakta çok kararlı. Bize yardımcı olabilecek önerilerinizi bekliyoruz. Onu nasıl terbiye edebiliriz?
Her inatçı çocukuğun bir inatçı anababası olduğunu ve bunun da kaçınılmaz olarak güç mücadelelerine neden olduğunu bilmelisiniz. Bu tür güç mücadelelerinde,neyin doğru olduğu gerçeğini gözden kaçırır,kimin haklı olduğu ile ilgileniriz.
O zaman bu inatçı çocuğa birşeyler öğretmek için neler yapmalısınız?
Bir plan geliştirin. Beraberce (evet çocukla birlikte) oturup ne tür davranış beklentileriniz olduğunun kısa bir listesini yapın. Elinden gelen çabayı gösterdiğinde ne olacağını (bir ödül olacak mı?) ve hiç çaba göstermediğinde ne olacağını (olumsuz bir sonuç olacak mı?) saptayın. Bence doğal sonuçlar -çocuğun davranışlarının oluşturduğu sonuçlar durumların çoğunda en iyi olanlardır (popoya atılan bir şaplaktan çok daha etkilidirler).
Her defasında bir tek konuyla ilgilenin ve onunla ilgili uyum sağladıktan sonra diğer çatışma alanını ele alın. Bir konuyla ilgileneceğiniz zamanı akıllıca belirleyin. Bir hafta sonu ya da yaz tatili gibi bol bol zaman ve enerjiniz olduğu bir dönem seçin. Tartışmaktan kaçının ve planınıza sadık kalın.
Sonuçlar belirleyin. Örneğin, televizyon seyretme veya oyun oynama gibi bazı ayrıcalıkların kaybedilmesi. Çocuğunuz için önemli olan her şey onu problemlerini düzeltmenizde size yardımcı olmaya motive edecektir. Kararlı olun. Vazgeçmeyin. Çocuk ilgisiz, öfkeli veya üzgün de olsa, siz kararlı ve tutarlı olun. Çocuğunuz kontrolün sizde olduğunu öğrendikten sonra vazgeçecek ve bir dahaki sefere işiniz daha kolay olacaktır. Ona mümkün olduğu kadar çok olumlu pekiştireç verin ve onu ne kadar çok sevdiğinizi hatırlatın.

TALEPLERİNİZİ AÇIKLAYIN

3 yaşında bir oğlumuz var. Annesi veya ben ona bir şeyi yapamayacağını söylediğimizde, onu ikna etmeye veya açıklamalar yapmaya ne kadar gerek var? Sadece biz öyle söylediğimiz için, onun belli bir şekilde davranmasını istemek ne derece doğru?
Sanırım bu babanın gerçekte sormak istediği, çocuğuyla ilgili olarak ne kadar otoriter olması gerektiği. Otorite, anlaşılması gereken önemli bir kavramdır. Bana göre, otorite sadece mantıklı, adil ve ilgilendiren herkese uygun olduğu zamanlarda geçerli olabilmektedir. Otorite kesinlikle anababaların gücüne ve zekasına dayanır. Ama eğer bu akılcılık çocuğa açıklamalar yoluyla aktarılamazsa, çocuk büyük bir olasılıkla disipline tepki gösterir.
iyi bir disiplin, yaşamak için gerekli olan doğru prensipleri öğretir. Bu temel prensipler her küçük olaya da uygulanabilir. Bizim ailemizde, birbirimizi fiziksel ya da sözlü olarak incitmeyeceğimize ilişkin bir kural vardı. Bu nedenle "Vurmak yok, saç çekmek yok, tekme atmak yok, çimdiklemek yok" gibi bir dizi kural koymaya gerek kalmamıştı.
Bu kurallar bir kez konduktan ve açıklandıktan sonra artık çok az miktarda başka açıklamaya ihtiyaç olacaktır. Çocuğunuzla bu konuda tartışmaya girmeyin. Çok basit bir açıklama yeterli olacaktır. Bundan sonra da "bunu yap" şeklindeki kararlı bir tutum olumlu bir otoriteyi gösterir.

TEDBİRLİ OLMAYI ÖĞRETMEK

Her çocuğa öğretilmesi gereken tedbirlerden bazıları nelerdir?
Birkaç tane öğretilebileceğiniz vardır ama çocukların belli bir temkinli olma duygusu ile doğduklarını söyleyebilirim. Çocuklar yüksek ses ve düşme korkusu ile doğarlar ve anababalar da bütün hayatları boyunca bu içgüdüsel korkuya, doğru bir yargılama ve sağlıklı bir tedbirlilik boyutunu kazandırabilirler.
Kronolojik sırayla gidersek, bir çocuğa ilk öğretilecek tedbir fiziksel tehlikelere karşı uy atılmasıdır. Yürümeye başlayan çocuklara, yakınında bir büyük yokken, caddelerden, arabalardan, yüksek yerlerden, sıcak nesnelerden ve sudan uzak durması öğretilmelidir. Arabada tek oturabilecekleri yerin araba koltuğu olduğunu öğrenebilirler. Biraz daha büyüdükçe ve dolapların kapaklarındaki kilitler kaldırıldıkça, yuva çağı çocuklarına bazı ev malzemelerinin zehirli olduğu öğretilebilir. Ayrıca kendi emniyet kemerlerini bağlamayı ve bunu arabaya her bindiklerinde yapmayı öğrenebilirler. Okul çağı çocukları bisikletle ilgili güvenlik tedbirlerini (özellikle başlık takmayı), sudaki güvenlik konusunu (banyoda bile) ve evde yalnız kaldıklarında bilmeleri gereken güvenlik tedbirlerini öğrenebilirler. Bunların dışında daha pek çok güvenlik konusu düşünebilirsiniz. Çocuğun yaşı dikkate alınarak, çocuğa hepsi öğretilebilir.
Çocuğunuza, siz orada olsanız da, olmasanız da güvenlikle ilgili önlemleri dikkate almasını öğretmenizi şiddetle tavsiye ederim. {
Öğretilmesi gereken diğer bir konu da doğal afetlerle nasıl başa çıkılacağıdır. Benim ülkemde, fırtınalar çok tehlikeli olabilir, yıldırımı insanları öldürebilir. Bu yüzden çocuklara böyle bir durumda nerelere saklanmaları gerektiği öğretilmelidir. Bazı yerlerde, deprem, çığ veya toprak kayması şeklinde bazı tehlikeler olabilir ve çocuklar güvenli bit J yere gitmeyi öğrenmelidirler. Evlerde güvenlikle ilgili öğrenilmesi gereken konu yangından korunmadır.Kısa bir süre önce, evleri tamamiyle yandığı halde, evden güvenle nasıl çıkacaklarını bildikleri için tüm aile fertlerinin kurtulduğu bir yangın olmuştu
Ne yazık ki, günümüz dünyasında çocuklarımıza yabancılardan, okuldaki problem çocuklardan ve hatta onlara uygunsuz bir şekilde dokunmaya çalışan komşu ya da akrabalardan sakınmalarını öğretmek zorundayız. Çocuklarınıza akıllıca bir yargılama yaparak tedbirli davranmalarını ve her şeyi sizinle konuşmalarını öğretin. Hayatlarındaki bazı olası üzücü olayları önlemiş olursunuz.

SONUÇLAR
Yalan söyleme ve kötü konuşma ile ilgili olarak nasıl bir disiplin ve sonuçlar önerirsiniz?
İlk önce, çocuğunuzun neden yalan söylediğini veya küfrettiğini keşfedin. En önemli nedenler, arkadaşlarının ilgisini çekmek, belli görevlerden kaçınmak veya kendini önemli hissetmektir.
Küfreden veya yalan söyleyen çocuk hemen her zaman güvensizdir ve sağlıklı bir özgüven eksikliği içindedir. Şöyle bir geri durup kendi ana-babalığınızı değerlendirdiğiniz zaman, çok katı, belki de biraz tutarsız olduğunuzu (bazen yalanlara göz yumduğunuzu) ve verdiğiniz cezaları sevgi ve yakınlıkla dengelemediğinizi farkedebilirsiniz.
Disipline başlayın, sonra da ihtiyaca göre yaklaşımlarınızı değiştirerek kararlı ve tutarlı olun ama sevecen ve yumuşak tavranızı sürdürün. Eğer bunu devam ettirirseniz, çocuğunuz yumuşaklıkla daha etkili bir şekilde öğrenecektir.
Yalanı hoşgörüyle karşılamayacağınızı ve yaptığının bazı sonuçlan olacağını ona yeterince açıklayın. Örneğin, çocuğunuz gerçekten temizlemediği halde size odasını temizlediğini söylemişse, onunla birlikte odasına gidip, hemen işe başlamasını ve bu yüzden de oyun saatini atlamasını veya akşam yemeğini geç yemesini sağlayın.
Küfürle ilgili olarak, çocuğun her kabul edilemez sözcük için bir para cezası ödemesini öneriyorum. Bu ceza harçlığından kesilebilir ya da borcunu ödeyebilmesi için evde bir iş yapması sağlanabilir.
Bu alışkanlıkların neden zararlı olduğunu ve onu cezalandırmanızın sevgiyle ilgisi olmadığını net bir şekilde açıklayın. Böylece, sizin kaygınızı anlayacak ve eninde sonunda itaat edecektir.

ÖDÜLLER

Ben çocuklan ödüllendirmeden evde ve okulda kendi başlarına çalışmalarını nasıl sağlayabileceğimi öğrenmek istiyorum. Kızımız oldukça parlak bir çocuk, ama konuşmaktan veya başkalarının yaptıklarını izlemekten kendi görevlerini takip edip yapamıyor.
Bu çok yaygın bir problem. Önce anababaların bu konuyu konuşmalarını ve uygulanabilir gözüken bir plan saptadıktan sonra da bunu çocuklarıyla tartışmalarını öneririm. Çocuğun yeni bir uygulama
yapılacağını bilmesi gerekir: Artık bir işin yapılıp yapılmaması değil, ne zaman yapıldığı önemli olacak ve o bu sorumluluğu alana kadar belli zevklerden mahrum kalacak. Belli bir zamanda bitirilmesi gereken, belki de bütün ailenin hep beraber yapabileceği bir ev işiyle başlayın. Anne ya da babanın çocukla birlikte çalışıp, nasıl organize olabileceğini ve işi bitireceğini göstermesi gerekebilir. Deneyimlerim bana, evde belli sorumluluklar verilen ve ardından kararlılıkla takip edilen çocukların okulda da daha sorumlu olduklarını göstermiştir.
Bir çocuk için en iyi ödül, onun başarılarının sizi gururlandırması ve mutlu etmesidir ve kendi öz saygısıdır. Bunun oluşmasını sağlamak ana-babalar olarak çaba göstermenize ve zaman harcamanıza neden olacaktır ama bu çocuğunuzun geleceği ile ilgili olarak yapabileceğiniz en iyi yatırımdır.

UNUTKANLIK

Anababalar olarak çocuklarımızın bazı şeyleri unutmamalarını, devamlı olarak söylenmeden nasıl sağlayabiliriz?
Söylenmeyi önleyebilmek için, doğal sonuçlara güvenin. Yani, çocuk sofraya geç geliyorsa, aile yemeğine devam eder ve çocuk olmadığı zamandaki yemeği kaçırmış olur, o geldikten sonra sofraya gelenleri yiyebilir. Yemeği tekrar ısıtmayın, yemek süresini uzatmayın ve çocuğu kurtarmayın. Bunun gibi çocuk beslenmesini evde unutuyorsa, bırakın ya aç kalsın ya da bir sandviç almak için diğerlerinden para dilensin veya borç alsın. Belki de ertesi gün yine yemeğini almadan kapıdan çıkarken hatırlayacağı tek şey o öğle vakti olacaktır.
Çocuğunuzun kendini başarısız hissetmemesi için, iyi özelliklerini övmeyi ve vurgulamayı unutmayın. Eğer çocuğunuz kafasında onu üzen birşeyler olduğu için unutuyorsa, o problemi saptayıp çözmeye çalışın.
Son olarak, bazı çocuklar ayrıntıları hatırlamada diğer çocuklardan daha büyük zorluk çekerler. Bu çocuklar genellikle ya ADD sorunu veya başka bir öğrenme zorluğu olan ve kendilerine yardımcı olamayan çocuklardır. Onlara anlayışla yaklaşılması ve başarıları için belli yöntemlerin uygulanması gerekir, işte bazı öneriler:
Bir liste hazırlayın - bir kağıdın, takvimin, not tahtasının üzerine ya da yatak odasının kapısına veya buzdolabının kapağına asın.
Çocuğa görevlerini hatırlatacak bir çalar saat kullanın.
izlemesi gereken adımları numaralandıran bir kontrol listesi hazırlayın (örneğin, okula gitmeden önce evde yapılacaklar ve çantaya konacaklar listesi).
Söylenmekten kaçının ki çocuğunuz sizin sorumluluk duygunuzla idare etmeyi öğrenmesin. Doğal sonuçlardan birşeyler öğrenmesine izin verin.

HARÇLIKLAR

Çocukların gönüllerince harcayabilecekleri haftalık bir harçlıkları olması gerektiğine inanıyor musunuz?
Eğer mümkünse, evet. Çocuklara harçlık vererek öğretilebilecek harika dersler vardır. Paranın nasıl kullanıldığını ve gerçek değerinin ne olduğunu anlayabilmeleri için çocuklara harçlık verilmelidir.
Çocuklara bir bütçe oluşturmayı öğretmek 6 veya 8 yaşlarından itibaren mümkündür. Çocuğunuza çok küçük miktarlarda verdiğiniz parayı bozuk olarak verin. Böylece bir kısmını harcayıp, bir kısmını da biriktirsin. O hafta alacağı gereksiz şeyler için başka para alamayacağını bilsin.
Tutarlı olun ve sorumlulukları arttıkça, harçlığını da arttırın. Ona çok değerli bir maddi ders vermiş olursunuz.

EVİŞLERİ İÇİN PARA ÖDENMELİ Mİ?

Ergenlik çağındaki kızım evde yaptığı işler için para kazanmak istiyor. Devamlı olarak bana yapabileceği bir iş olup olmadığını ve o iş için ne kadar ödeyebileceğimi soruyor. İflas etmek üzereyim, yardım edin!
Bazı çocuklar evde yaptıkları her iş için para almaları gerektiğini düşünürler. Çocukların para kazanmak istemelerini anlayabiliyorum, ama anababalar da yapılan her iş için para ödeme tuzağına düşmemeli! Benim felsefem evdeki herkesin işlere yardımcı olması gerektiğidir. Herkes almak kadar vermeyi de öğrenmelidir ve ev ortamı bunu öğrenmek için ideal bir yerdir.
Bu genç kızın yaklaşımında da olumlu bir yan bulabiliriz. En azından bağış istemiyor, onu kazanmaya çalışıyor. Bu nedenle, hayal kırıklığı içindeki bu annenin olaya biraz da bu iyi açıdan bakmasını umuyorum.
Ailedeki her bireyin görevlerini ve bütçesini tartışabilecekleri bir aile konseyi toplantısı yapmasını öneriyorum. Temel ev işleri bütün aile bireyleri tarafından para almadan yapılmalıdır. Bu işler dönüşümlü ve adil olarak aile bireyleri arasında pay edilmelidir. (Böyle kararların alınması için, aile konseyi en harika yerdir.)
Bu temel işlerin dışında, biraz para karşılığında yapılacak özel işler olabilir. Bu işleri yapmanın ne kadarlık bir parayı hak ettiği karşılıklı oturulup karara bağlanabilir. Çocuklarınızı evin içinde olduğu kadar dışında da bazı iş olanaklarını değerlendirmeleri konusunda yüreklendirin. Komşuların bazı işlerini yapmak, çocuk bakımı, başkalarına ev temizliğinde yardımcı olmak gibi işler, ticari bir kurumda çalışamayacak kadar küçük olan çocukların para kazanmak için yapabilecekleri işlerdir. Daha sonra paralarını nasıl idare edebileceklerini onlara öğretin. Alacakları paranın da sınırları olduğunu ve onu harcama konusunda bütçe hazırlamaları gerektiğini bilmeleri iyi olur.

KOPYA ÇEKME

Çocuğumun öğretmeni beni arayıp da kopya çekerken yakalandığını söylediğinde çok büyük bir düşkınklığı ve utanç duydum. Anababalar dürüstlüğü bu kadar vurguladıkları ve kurallara uydukları halde, neden bazı çocuklar kopyaya başvururlar?
Açıkça ifade etmeliyim, kopya çekmeyi motive eden neden anlaşılabilir ve olumlu bir şeydir. Çocuklar kopya çekerler çünkü başarılı olmak istemektedirler ve anababaları da öğretmenleri de onların başarılı olmasını istemektedir. Buradaki problem, gerekli bilgileri kazanmak için gösterilmesi gereken dürüst çabayı ortaya koymadan başarılı olmanın yolunu öğrenmiş olmalarıdır, işin ilginç yanı, çoğu kopya çekme davranışının tesadüfen başlamasıdır. Çocuk başka birisinin kopya çektiğini ve bundan ceza almadan kurtulduğunu görür. Kendi karşısına bir fırsat çıktığında da, bir zayıflık anında yenik düşer ve kopya çektiği için başarılı olduğunu görür.
Burada önemli olan çocuğa kopya çekmenin cezasını bir gün mutlaka çekeceğini öğretmektir. Çocuğun mantığına göre, notlar daha iyiye gitmektedir, çok fazla çalışmadan da idare etmek mümkün, o halde neden yapmayayım? Aslında toplum bize hep kolay yolu seçmemizi öğretir. Hepimizde de başarıya giden yolda hep kolayı seçmemize neden olan doğal bir tembellik olduğuna inanıyorum.
Çocuğun neden kopya çektiğini anladıktan sonra, bu konuda ne yapılacağını anlamak çok önemlidir. Okullarda çalıştığım 20 yıl boyunca, çocuklarının davranışlarıyla ilgili uyarılara çok kızan ana-babaların çokluğu beni her zaman çok şaşırtmıştır. Genellikle, çocuğunun yanlış hareketi çok açık olan durumlarda bile, onun tarafını tutan anababalar gördüm, ilk atmanız gereken adım, okulla veya kopya çekme davranışının farkına varan kişiyle takım çalışması yapmanızdır.
Çocuğunuzu dikkatlice izleyin. Kardeşleriyle oyun oynarken hile yaparak kazanıp kazanmadığını anlamaya çalışın. Diğer bazı ufak dürüst olmayan davranış belirtileri olup olmadığını bulun. Bunları far-kederseniz, çocuğa onu yapıp yapmadığını ya da neden yaptığını sormayın, çünkü hemen inkâr edecektir. Ama çocuğunuzun gördüğünüzden haberdar olmasını sağlayın. Ona bu tür davranışların dürüst olmadığını, hoşgörüyle karşılanmayacağını açıklayın. Davranışlarını aşağıdaki adımları izleyerek değiştirmeye çalışın:
Önce kendi hayatınızı kontrol edin. Çocuklarınız çok hızla sizi örnek alacaklardır, bu nedenle eğer siz tamamiyle dürüst davranmıyorsanız, kendi hayatınızı düzeltmek için çaba gösterin, ikinci olarak, çocuğunuza kopya çekmeyi ve dürüst olmayan davranışları hoşgörüyle karşılamayacağınızı açıkça söyleyin. Çocuk bu kuralı her bozduğunda uygulamak üzere bazı sonuçlar saptayın ve bunları sonuna kadar takip edin. Son olarak da, bu alışkanlığını bırakan çocuğunuzu övün. Eğer davranışını düzeltmezse, onu düzeltin ve bu konuda mutlaka başarılı olacaksınız.

ŞANTAJ

Çocukları duygusal şantaj yaptığı zaman, anababalar ne yapmalıdır?
Deneyimlerime göre, anababasına şantaj yapan bir çocuk ailede çok fazla güç sahibi olan bir çocuğu gösterir. Güç sahibi olması gerekenler anababalardır. Sanırım, bugünün anababaları eskilerin bazı rollerini devam ettirmiyorlar. Örneğin babam bana, "Grace, şunu yapmazsan, bu olacak" derdi ve onun olacağını bilirdim. Bugün ise, çocukların ana-babalarına "Anne, bunu yapmama izin vermezsen, evden kaçarım" ya da benzer bir şey dediklerini duyuyoruz. Bu, hem çocuk, hem de ana-baba açısından çok ürkütücü bir durum.
Size ne yapmamanız gerektiği konusunda örnekler vereyim:
• üzgün veya bozulmuş gibi davranmayın, çünkü bu çocuğun tehditlerini yerine getirme gücüne sahip olduğuna inandığınız anlamına gelebilir.
• çocuğun tehditlerine yalvararak karşılık vermeyin. Güçlü olun; bir yetişkin gibi davranın ve çocuğun sevgisini ve mutluluğunu hemen kazanmaya çalışmayın. Bu durumla başetmek, çocuğunuzu devamlı olarak mutlu kılmaktan çok daha önemlidir.
Duygusal bir şantajla karşılaştığınız zaman: Önce, durumu açıklığa kavuşturun. Çocuk neden tehdit ediyor? Problem nedir? Bunu saptadığınız zaman onunla ilgili olarak konuşun. Küçük çocukların duygularını sizin kelimelere dökmeniz gerekebilir, çünkü genellikle çocuğun sözcük dağarcığı buna yetmeyebilir. "Çok kızgın ve korkmuş olduğunu biliyorum ve senin ihtiyacın olan da ..." Anababa olarak çocuğun durumunu sözlere döktüğünüz zaman, onun sakinleşmesine yardımcı olacak ve böylece şantaj yapmasına yol açan stresi ortadan kaldırmış olacaksınız.
ikinci olarak, problemle ilgili ne yapabileceğinize beraberce karar verin.

İSPİYONCULUK

İspiyonculuk hangi noktada önemli bir problem haline gelir?
İspiyon ile bir yetişkinin ilgisini gerektiren tehlikeli veya olağandışı bir durumu haber verme arasında çok ince bir çizgi vardır. Bu farkı anlamamıza yardımcı olacak en önemli konu, haber vermenin diğer çocuğun başını derde mi sokacağı, yoksa onu bir tehlikeden mi koruyacağıdır. Bu, hem anababaların, hem de öğretmenlerin çok iyi anlaması gereken bir noktadır.
Bazen çocuklar ispiyonculuk yaparlar çünkü o yetişkinden başka türlü bir övgü alamamaktadırlar (ya da o "kötü" çocuklardan daha iyi görünmeye çalışırlar). Bu nedenle de, yetişkinin dikkatini çekmeye çalışırlar. Bu genellikle kendine güvenmeyen çocuktur ve bunu özgüven kazanmak için kullanmaktadır, ispiyoncu her zaman güvensiz, duyguları incinmiş, öfkeli ve kendini yetersiz hisseden bir çocuktur. Onun iyi yanlan üzerinde yoğunlaşacak düzenli pekiştireçlere ve böylece özgüvenini geliştirmeye ihtiyacı vardır.
İspiyoncu bir çocuğunuz varsa ne yapabilirsiniz? Bu alışkanlığın neden kötü olduğunu açıklamanızı ve bundan vazgeçmesi için ısrar etmenizi öneririm. Anababalar olarak kendinize bu alışkanlığı durdurmanıza yardımcı olacak bir hatırlatıcı plan hazırlayın. Öfke ve güvensizliğe neden olan kaynağı bulmaya çalışın. Bu durumu yaratan problemleri düzeltmek için çaba gösterin. Çocuğunuzda belli bir olgunlukla dürüst bir sorumluluk duygusu geliştirmesini sağlayarak ve onun diğer insanlara karşı duyduğu ilgiyi ve şefkati kullanarak çok olumlu bir alışkanlık kazanmasını sağlayabilirsiniz.

SOSYAL GELİŞİM
DOĞRU YARGI

Çocuğuma fazla seçici olmadan veya mükemmellik beklemeden anlayışlı olmayı nasıl öğretebilirim? Sanırım çok katı olmaya ve memnun edilmesi zor bir insan olmaya başladı.
Bu çok ilginç bir soru ve bana hayatımdaki önemli bir değeri hatırlattı. Anlayış,ilgili kişiler için en iyi olanı değerlendirip seçebilmektir. Bence, anlayış sahip olunması gereken bir özelliktir ve öğretilebilir.
İşte anababaların çocuklarına anlayışlı olmayı nasıl öğretebileceklerine ilişkin bazı öneriler: İlkönce, anababalar kendilerinden başlamalıdırlar ve örnekler vermelidirler. Kendi karar verme yöntemlerinizi gözden geçirin. Kendiniz ve aileniz için en iyi beslenme yollarına nasıl karar veriyorsunuz? Yiyeceklerinizi, yemek zamanlarınızı, masa sohbetlerinin konularını, yemek zamanında oluşan genel samimiyet ve ruh halini nasıl dengeliyorsunuz? Anlayışlı olma konusu böyle basit konularla daha kolay örneklendirilebilir. Arkadaş seçiminiz, hayat tarzınızla ilgili seçiminiz, ev atmosferiniz, öncelikleriniz, iş ahlâkınız -bütün bu konular doğru bir yargı ve anlayış gerektirir.
işte küçük bir çocuğa doğru seçimler yapabilmesini öğretmek için basit ve pratik bazı öneriler:
Çocuğunuza seçim yapabilme kapasitesinin sınırları içinde kalarak sınırlı seçenekler sunun. Örneğin, kahvaltıda bir bardak mı, yarım bardak mı meyva suyu içmek isteyeceği; kot pantalonuyla yeşil mi, yoksa mavi kazağını mı giymek isteyeceği gibi. Zevkli bir seçim yaptığında onu övün.
Çok iyi bir seçim yapamadığı zaman ona açıklayıcı bilgiler sunun. Çok eleştirel ve suçlayıcı olmadan, bir dahaki sefere daha akılcı bir seçimi nasıl yapacağı konusunda ona yardımcı olun. Örneğin, oyun bahçesinde bir arkadaşıyla alay ederse, böyle bir durumda o çocuğun ne kadar incineceğini anlamasına yardımcı olun. Aynı problemi çözmenin diğer yollarını görmesini sağlayın.
Onun duyabileceği bir şekilde diğer insanlara çocuğunuzun doğru kararlar verme yeteneğinin nasıl geliştiğinden söz edin. Bu küçük, günlük seçimler daha ileride hayatın daha zor alanlarında doğru yargılara varma şekline dönüşecektir. Sağlıklı bir duygusal durumun en iyi kanıtı aldığımız kararlardır. Anlayışlı olmak, doğru kararlar almayı hem sizin, hem de çocuğunuz için mümkün kılacaktır.

BAĞIMSIZLIĞA DOĞRU

Çocuklarımız, benim ve annelerinin söylediği her şeye itiraz ettikleri bir dönemden geçiyorlar.Onları bağımsız olma konusunda yüreklendirmek istiyoruz ama onların güvenliği konusu da bizi endişelendiriyor. Kendimizi yetersiz hissetmeden ve kuşkuya kapılmadan bu güç mücadelesiyle nasıl başedebiliriz?
Ergenlik döneminin özelliklerinden ikisi, düşüncelerinin karmakarışık ve duygularının değişken ve karışık olmasıdır. Öfkelenmeden ve itiraz etmeden tartışabilmek, fikir yürütebilmek, çocukların karmaşık fikirlerini gözden geçirmelerine ve daha kesin bazı değerler ve inançlar kazanmalarına yardımcı olur. Çocukların, hem zaman içinde oluşturdukları değerlerini savunmaya istekli olan, hem de gençlerin kendi görüşlerini denemelerine izin verecek kadar cesur olan anababalara ihtiyaçları vardır. Belli konularda bazı çizgiler çizmeniz gereklidir ve çocuklarınızı koruyabilmek için o çizgileri akıllıca ve sıkıca korumalısınız.
Çocukların sevilebilecek kadar sert ve aynı zamanda yumuşak olan onları eğlendirecek kadar cana yakın ve kendi hatalarını itiraf edecek kadar güvenilir (hatta kendileriyle alay edebilen ama hiçbir zaman çocuklarıyla alay etmeyen) anababalara ihtiyaçları vardır. Cana yakınlık ve espri anlayışı zor zamanlarda bile aileyi toparlayıcı olur. Gençlerin hayatın bu yorucu ve genellikle de korkutucu döneminin geçmesini bekleyecek kadar sabırlı anababalara ihtiyaçları vardır.

GELECEKTE M BİR EŞ OLACAK ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK

İyi bir eş olabilmeleri için anababaların şu anda çocuklarına öğreteceği neler olabilir?
İster bir eş, isterse de bekâr olsun, iyi bir yetişkin olmanın en önemli özellikleri şunlardır:
1. Bonkörlükle ve minnetle verebilme ve alabilme yeteneği. Çoğu zaman insanların veremediklerine, bazılarının da başkalarından isteyemediklerine veya alamadıklarına tanık oluyorum. Bu yetenek maddi şeylerin yanı sıra duyguların da verilmesini içermelidir.
2. Açık yürekli, dürüst ve güvenilir olabilme yeteneği. Aileler veya arkadaşlar arasında oluşması gereken iyi bir ilişkinin özünde gerçek bir samimiyet vardır. Tabii ki, açık ve güvenilir olmak doğru bir yargılama ile dengelenir. Bazı özel konuların gizli kalması gereklidir ve bildiğimiz her şeyi herkese söyleyecek kadar açık olmamız da gerekmez.
3. Bir kayıp veya hayal kırıklığı ile başedebilme ve basit ve samimi bir şekilde acı çekme yeteneği, iyi bir anababa, iyi bir arkadaş veya iyi bir eş olmak için gerekli bir özelliktir.
4. Kendisine ve diğer insanlara saygı duyma yeteneği, birbiriyle gurur duyma ve birbirini tamamlama - birbirimizle ilgili olarak duyduğumuz gururu birbirimize açıkça ifade edebilme.
5. Uzlaşabilme yeteneği, anlaşmazlıkları saygı ve sevgiyle halledebilme.
6. Haz ve zevk duyulan bazı konuları erteleyebilme yeteneği. O anda sahip olunacak bir zevkten, daha sonra daha fazlasını kazanabilmek için vazgeçebilme.
Bunları küçük çocuğunuza nasıl öğretebilirsiniz. Birincil ve en önemli yol model olmaktır. Anne ve baba olarak birbirinize bu özellikler çerçevesinde davranarak, ikinci olarak, çocuklarınızla arada sırada oturup sohbet ederek, birbirleriyle ve sizinle nasıl geçinecekleri konusunda onlara bazı ipuçları verebilirsiniz. Üçüncü olarak, disiplin yöntemleri ve uyguladığınız eğitimle, çocuğunuzun ileride harika bir arkadaş, iyi bir eş ve muhteşem bir anababa olabilmesi için ihtiyacı olan özellikleri geliştirmesini öğretebilirsiniz.

ÖZGÜVEN VE KENDİNİ BEĞENMİŞLİK (KİBİR)

Onların kibirli olmasına yol açmadan çocuklarımın özgüvenlerini nasıl arttırabilirim?
Egoistik (benlikçi) bir gurur kimsenin hoşuna gitmez ama gerçek özgüven sahte gurura karşı en iyi koruyucudur.Ironik olarak, gurur ve kibir düşük bir özgüvenin göstergesidir ve aslında kendini hiç de önemli hissetmeyen bir kişinin gerçekten önemli bir kişi olduğunu kanıtlamak için gösterdiği yoğun çabayı ortaya koyar.
Sağlıklı özgüven, kişinin iyi ve doğru manevi değerlere sahip olduğunu ve herkesin özellikleri, yetenekleri ve becerileri ne olursa olsun j eşit olduğunu bildiğini gösterir. Benim sahip olduğum iyi bir özellik-mutluluk verici de olsa- bana bir sorumluluk yükler.Gurur ise, belli bir özelliği kazanmamızda diğer insanların bize sağladıklarının farkında değildir ve "Bana bakın! Ben ne yaptım!" der.
Çocuğunuza sahip olduğu özelliklerin değerini bilmesini ve onları paylaşmasını öğretirseniz kibirli olmayacaktır.

NANKÖRLÜK

Nankörlük özellikleri gösteren bir çocuğa, anababalar nasıl yardımcı olabilir?
Bazı anababalar çocuklarına hayır demekte çok zorlanırlar. Toplumumuzda geçmişte yaşanan ekonomik sıkıntılardan dolayı, bütün bir nesil olarak anababalar kendilerinin tadını çıkaramadıkları her şeye çocuklarının sahip olmasını arzu etmişlerdi. Bu arada, bilim ve teknoloji de zevk için yeni ve heyecan verici icatlar yapıyordu. Motorize oyuncaklar, konuşan bebekler, video ve bilgisayar oyunları hep çocukların eğlenmesi için. Reklâmlar bütün bunların çocuklara çok kolay ulaşmasını sağladı. Televizyonda her gün yeni bir heyecan verici oyuncağı görmek olağan bir hale geldi.
Eğer anababalar materyalizm alışkanlığını kırmak istiyorlarsa, işte gerçekten yeterince gücü olanlar için bir iyileştirme yöntemi: ilkönce, çocuklarınıza çok fazla verdiğinizin farkına vararak işe başlayın. İkinci olarak da, ona hediye vermeden de duygularınızı ifade edebilmenin yollarını bulun. Komik şakalar yapmak, beraberce bir oyun oynamak ,dışarıda -pahalı olmayan- fakat eğlenceli bir süre geçirmek çocuklarınıza basit olayların da onları mutlu edeceğini öğretebilir. Üçüncü olarak, çok özel durumlar için özel olarak seçilmiş küçük hediyelerin dışında, hediye vermekten vazgeçin. Eğer çocuk daha fazlasını isterse, daha az verip, elinde olanla daha fazla mutlu olabilme konusundaki yeni felsefenizi açıklayın.
Eğer çocuğunuz belli bir şeyi isterse, onun için çalışıp, para biriktirmesini isteyin. Ona fazladan işler verin ve para kazanmasına yardımcı olun. Kazanmak için ter döktüğü zaman, her şeyin değerini daha çok bileceğini göreceksiniz. Çocuğunuzdan, yapılanlar için minnet duymasını isteyin ve kendiniz de böyle davranın. Çocuğunuza minnet duymayı öğrettiğiniz ve model oluşturduğunuz sürece, onunla daha fazla gurur duymaya başlayacağınızı sanıyorum.

ETKİLER

Bir çocuk üzerinde en fazla kimin etkisi vardır?
Bu sorunun cevabı aileden aileye değişir. Çocuklarının hayatlarıyla yakından ilgilenen anababalar çocukları üzerinde en fazla etkiye sahip olacaklardır. Son zamanlardaki bir çalışma, isyankâr gençlerin bile en çok etkilendiklerinin anababaları olduğunu ortaya koymuştur. Anababalar bunu unutmamalı ve sevgi dolu, akıllı ve güçlü bir etkiyi sürdürmelidirler.
Ancak anababa çok yoğun olduğu zamanlar veya başka konularla ilgilenip çocuklarını ihmal ettiklerinde, diğer bazı etkiler devreye girmektedir. Bugün pek çok kişi çocuğun arkadaşlarının ve çok mükemmel kişiler olmayabilen öğretmenlerinin etkisi konusunda bazı endişeler duymaktadır. Bunlar benim de katıldığım kaygılardır. Televizyonun da hepimizin üzerinde etkisi vardır çünkü evin içinde uzun süreler açık olmaktadır. Eğer dikkatli ve uyanık olmazsak ve reklamların, değişik programların verdiği mesajlara tepki göstermezsek, televizyon çocuklarımızı yoğun bir şekilde etkileyebilir.
Çocukların hayatlarında annelerin ve babaların çok güçlü etkileri olabilir. Ergenlik öncesi dönemde, anne genellikle temel ve en önemli güçtür. Baba varlığı ile oradadır ve etkisi aileyle olan ilişkisine göre değişir. Annenin etkisi tam bir denge içinde görülür: Hem besleme-bakım, hem de yol gösterme - çocuğun hayatındaki problem ve tehlikeleri sezebilmek için gerekli olumlu bir eleştirel yaklaşımla anne bunu yapabilir. Kadınlığı ile oğlunun karşı cinsle nasıl ilişki kuracağını anlamasını sağlar,kızına da dişilik ve benlik saygısı konusunda model oluşturur.
Babaların okul öncesi döneminde de çok önemli olduklarını artık bilmemize rağmen, ergenlik yıllarındaki etkilerinin büyüklüğü tartışılamaz. Eğer o sorumluluğu aldıysa, baba koruma ve yol gösterme ;yapabilir ve bir erkeğin öğretebileceklerini sunabilir. Onun onayı veya kınaması gencin hayatında çok güçlü faktörlerdir. O da, bir erkek olma konusunda oğluna ve karşı cinsle nasıl ilişki kurulacağı konusunda kızına fi model oluşturur.

ÖZGÜVEN

Kendini güvensiz hisseden bir oğlan ya da kız çocuğuna anababalar nasıl yardımcı olabilir?
Düşük bir özgüveni olan bir çocuğa yardım etmenin birçok yolu vardır:
Koşulsuz olarak sevin. Çocuklar ne yaptıklarına değil kim olduklarına bakılarak sevilmelidirler. Bu kabul ve sevgi kesin bir dürüstlükle onlara iletilmelidir.Bir çocuğu seviyor gibi gözüküp buna inanmasını bekleyemezsiniz, bunun gerçek olması gerekir.
Kararlılıkla, sevgiyle ve tutarlılıkla disiplin uygulayın. Çocuğunuz gurur ve benlik saygısı duymasını gerektirecek şeyler yapmasını öğrenecektir.
Övgünüzü ifade edin. Onaylama ve kınama kargaşası yaratmaktan kaçının. Hiçbir zaman, "Bu çok iyi ama ..." demeyin. Deneyimlerime göre, oradaki ama çocuğun kafasındaki iyi sözcüğünü silmektedir. En iyi övgüler ayrıntılı olanlardır. Bir çocuk "bugün seçtiğin renkleri çok sevdim. Nelerin birbirine gideceğini çok iyi biliyorsun" gibi bir övgüyü, "Çok hoş bir kıyafet" sözlerinden daha kolay duyar ve kabul eder.
Olumlu olun. Beraber gülün ve oynayın. Hayat zorlaştıkça ve üzüntüler arttıkça, çocuklar özgüvenlerini besleyen önemli bazı noktaları kaybederler. Bu nedenle cana yakın, sıcak ve gülücüklerle dolu bir atmosfer yaratmak için çaba gösterin.
Çocuğunuzu dinleyin. Kendisini değerli hissetmesi için onunla zaman geçirin. Onunla duyguları hakkında konuşun ve kendisini sık sık eleştirip eleştirmediğini saptamaya çalışın. Eğer bunu yapıyorsa, kendisini hatalarıyla kabul etmeyi ve affetmeyi öğrenmesine yardımcı olun. Eğer kendisini eleştirmiyorsa, onu devamlı eleştiren başka birisi -örneğin, anababadan biri, büyük anne veya baba ya da bir komşu- olup olmadığını saptayın.
Çocuğunuzla konuşun. Düşüncelerinizi, duygularınızı, ilgi ve isteklerinizi çocuğunuzla paylaşın. Böylece onlara iyi bir iletişim modeli oluşturur ve kişisel konularınızı konuşacak kadar değer verdiğinizi hissettirmiş olursunuz.
Onun belli bir konuda parlak bir başarı göstermesine yardımcı olun.Yeni bazı ilgilerin, becerilerin ve etkinliklerin keşfedilmesine çalışın. Çocuğunuzun daha da geliştirebileceği bir yetenek bulmaya çalışın. Sonra da onunla birlikte zaman harcayıp, o yeteneğini geliştirmesine yardımcı olun. Arkadaşlarıyla paylaşabileceği bazı yetenekler geliştirirse, arkadaşlıkların kendiliğinden kurulduğunu göreceksiniz. Onun başarıyla kazanmış olduğu o yeni beceriyi öğrenebilmek için çocuklar etrafını saracaktır.
Arkadaş edinmeye teşvik edin. Sosyal ilişkilerinde uyum sağlamasına yardımcı olun. Belki de bir seferde bir ya da iki arkadaş bulduğu zamanlarda, onları eve getirmesine izin verin. Böylece çocuğunuzu gözleme imkânınız olacaktır ve onu rahat ve uyumlu bir şekilde oynaması konusunda yüreklendirin.
Çocuğunuzdan yardım isteyin. Ondan sırtınızı kaşımasını veya biraz kafa karıştıran bir konuda biraz öğüt vermesini istemek, onun gerçekten büyük bir katkıda ve yardımda bulunduğunu hissetmesini sağlayacaktır.
Başkalarının yardımını isteyin. Eğer özgüven konusunda ciddi bir problemi olduğuna inanıyorsanız, bir danışmandan yardım almaktan çekinmeyin. Bazen tarafsız bir arkadaş da, çocuğun kendine daha çok güvenmesine ve değerli hissetmesine yardımcı olabilir.

ÖZGÜVENİN DÜŞMANLARI

Özgüveni yok eden ve anababaların sakınması gereken düşmanlar nelerdir?
En önemli düşmanlardan birisi anababaların olumsuz tutumudur. Pek çok anababanın, anne ve baba olarak sorumluluklarının çocuklarındaki hataları bulmak ve düzeltmek olduğuna inandığına tanık olmuşumdur. Bu nedenle kendi tutumunuzun olumlu olduğundan ve eksikliklerden çok güçlü olunan noktalara baktığınızdan emin olun.
Diğer bir düşman, kronik hale gelmiş evlilik içi çatışmalardır. Her an anababasından birisini kaybetme korkusu içinde olan bir çocuğun kendine güvenmesi çok zordur. Siz düzenli bir şekilde yoğun tartışmalar içine giriyorsanız, çocuğunuz içinizden birisinin evi terkedeceği korkusunu yaşar.
Anne ve baba olarak birbirine değer vermemek, hata bulmak veya çocuğun önünde birbirini eleştirmek de çocuğun kendisini yetersiz bulmasına neden olabilir. Siz isteseniz de, istemeseniz de, çocuk kendini sizlerden birine benzer buluyordur ve birbirinizi eleştirmeniz; dolaylı yoldan onu suçlayacaktır. Bu durum, ayrılan eşlerde çok yaşanan bir problemdir çünkü eski eş genellikle çocukların önünde eleştirilir. Unutmayın ki, eşinizi eleştirirken o eşin yavrusunu da eleştirmiş oluyorsunuz.
Aile içinde takılan isimlerden kaçının. Çocuğunuza yakıştırdığınız her isim, onun öyle olması gerektiği şeklinde hissetmesine yol açacaktır. Bu tarz yıkıcı eleştiri çocuğun özgüvenini mahveder.
Suçlamalarda bulunmak da özgüveni sarsıcı bir öğedir. Çocuğunuz bir hata yaptığında, bunu itiraf etmeyi, gereğini yapmayı ve affetmeyi öğrenmelidir. Eğer kendini suçlu hissederse, hiçbir zaman yeterince iyi olamayacağına inanır. Suçlamalarla dolu bir disiplinden kaçının. Daha iyi olmayı öğrenme üzerinde yoğunlaşın.
Övgü ve eleştiriyi birleştirmek de özgüvenini mahveder. Eğer eşiniz devamlı olarak "Seni çok seviyorum ama keşke biraz daha ... olsaydın" derse, bir süre sonra olumlu övgüleri hatırlamaz olursunuz. Çocukların nasıl davranmaları ve bazı şeyleri nasıl yapmaları gerektiği konusunda disipline ve yönlendirilmeye ihtiyaçları vardır ama bunun övgüden ayrı yapılması gerekmektedir.
Çocukların arkadaşlarını kınamak da özgüveni kesin olarak inciten bir yoldur, bu nedenle o arkadaşları kabullenmek için çok çaba gösterin ve onların sizin ailenize olumlu bir şekilde girmesini sağlayın. Böylece çocuğunuz onun seçtiklerini onayladığınızı bilecektir. Tabii ki, eğer belli arkadaşlar çok açık bir şekilde çocuğunuza zarar veriyorsa, onun olası problemleri sezmesine yardımcı olun.
Sanırım, özgüvene zarar veren düşmanlardan kaçındıkça ve siz kendiniz özgüveninizi geliştirdikçe anababalar olarak çocuklarınızın da özgüvenini arttıracaksınız.

KAHRAMANLAR

Kahramanların nasıl bir etkisi vardır?
Yıllar önce, kahramanlar, aile doktoru veya belediye reisi gibi yöresel kişiler olurdu. Daha sonraları, kahramanlar kitaplardan çıkmaya başladı ve çocuğun okuduğu kitaplar ona model alacağı roller sunmaya başladı. Ama bugünün dünyasındaki kahramanlar çok iyi para kazanan spor yıldızları, tuhaf video oyuncuları ve televizyon ünlüleri, hatta televizyon komedyenleri.
Bazı spor yıldızları veya televizyon ünlüleri gerçekten iyi ve olumlu kişiler olmalarına rağmen kahramanların çoğu böyle değil. Bunlar, başardıkları veya destekledikleri şeylerden dolayı değil, sadece zengin ünlüler oldukları için kahraman olanlar.
Gerçek kahramanlar doğruluk, cömertlik, yumuşaklık, şefkat, dürüstlük, çalışkanlık, kibarlık, sevgi ve inanç gibi üstün değerleri geliştiren kişilerdir. Gerçek kahramanlar kendi ihtiyaçlarını gözardı ederek, başkalarının iyiliği için yaşayan kişilerdir.
Anababalar çocuklarına bazı edebi eserleri tanıtarak, bazı klasiklerin videolarını kiralayarak onların iyi bazı kahramanlar bulmalarına yardımcı olabilirler. Video mağazalarından temin edilecek geçmişin büyük müzisyenlerinin veya edebiyatın büyük yazarlarının hayatlarını anlatan filmler bulabilirler. Bazen televizyonda da değişik milletlerin gerçek kahramanlarıyla ilgili filmler olabiliyor.

KİBARLIK

Çocuklan gerçekten kibar olarak yetiştirmenin anahtarı nedir?
Bütün davranışların ve kibarlığın temelinde, sevgiyle diğer insanların iyiliğini istemek vardır. Eğer anababalar bunu çocuklarına aktarabilmişlerse, kibarlık probleminin büyük bir kısmını çözmüşlerdir. Çocukların, kendi duygularının farkında olmayı ve onları olumlu, sevecen ve düşünceli bir şekilde geliştirmeyi öğrenmeye ihtiyaçları vardır. Aynı zamanda başkalarının ihtiyaç ve duygularına da duyarlı olmayı öğrenmeye ihtiyaçları vardır ki düşünceli bir şekilde hareket edebilsinler.
iyi davranışlar lütfen veya teşekkür ederim veya özür dilerim diyerek ve kendi rahatını ve isteklerini diğerlerininkinden önde tutmayarak ifade edilir. Bu davranışları, karı-koca olarak birbirinize ve çocuklarınıza lütfen veya teşekkür ederim diyerek ve böylece model oluşturarak öğretebilirsiniz. Bu iyi davranışları size ve diğer insanlara da göstermesini öğretmiş olursunuz.
Bazen model olmak ve sözlü olarak sözcükleri öğretmek yeterli olmayabilir. Çocukların doğru olanı söylemekte direndiği zamanlar vardır. Böyle bir durumda disiplin uygulayabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuz lütfen demeyi reddediyorsa, istediği şey kendisine verilmez.

HERKESÇE SEVİLMEYEN ÇOCUKLAR

Eğer çocuğunuzun pek fazla sevilmediğini görüyorsanız, işe karışıp birşeyler yapmalı mısınız?
Sanırım evet. Elbette, sınıftaki her çocuk gözde olamaz. Ama sizin çocuğunuz dışlandığı zaman bu sizi incitir. Sevilmek çocuğun önemli ve değerli olduğu duygusunu besler. Gözde olmak ve bir arkadaş grubuna dahil olmak çok hoştur. Ait olmak güven vericidir. Başkaları tarafından sevilmek çocuğa yaşıtlarını etkileme fırsatı da verir ve bu kendini güçlü hissetmesini sağlar.
Diğer yandan, gözde olmak başlı başına bir amaç haline gelebilir ve çocuk sevilmek için çok çaba göstermeye itilebilir. Bunu yaparken, kendi bireyselliğini ve daha ileriki yıllardaki olgunluk ve doğruluk için gerekli olan kişisel değerlerini kaybedebilir. Eğer kişi gruptaki pozisyonunu kaybetmekten korkuyorsa, bu bir güvensizlik duygusuna yol açabilir. Daha da tehlikeli olan, çocuğun kendi değeri ile ilgili duyguları tamamiyle bir gruba ait olmasına veya oradaki durumuna bağlı bir hale gelebilir. Oysa çocuğun özdeğeri, sevilen ve değer verilen bir insan olduğunu içten bilmesiyle ilgili olmalıdır. O halde çocuğu çok fazla sevilmeyen bir anababa ne yapmalıdır?
1. Çocuğunuzun başkalarıyla olan ilişkilerini izleyin. Çocuğunuzun diğer çocuklara karşı yumuşak, düşünceli ve empatik olduğundan, bencil ve talepkâr bir yaklaşım içinde olmadığından emin olun. Çocuğunuzun sosyal becerileri gelişmemişse, diğer çocuklarla nasıl oynayacağını, konuşacağını ve nasıl düşünceli bir arkadaş olabileceğini öğretin. Bu konuda yararlanabileceğiniz bir kitap, Elaine McEwan´ın, "Kimse Beni Sevmiyor": "Çocuğunuzun Arkadaş Edinmesine Nasıl Yardım Edersiniz." olabilir.
2. Çocuğunuzun kişiliğini değerlendirin. Bazı çocuklar daha sessiz ve içedönüktür. Sadece tek başlarına olmayı tercih ederler. Yalnız değildirler. Kendi kendilerine olmayı severler ve bir ya da iki arkadaşla mutlu olurlar. Eğer böyle bir durum varsa, çocuğunuzu büyük bir gruba girmeye zorlamayın ve ona az arkadaş sahibi olmanın yanlış bir şey olduğu mesajını vermekten kaçının. Ama hiç arkadaşı yoksa, gerçekten endişe duymalısınız.

11 FİZİKSEL GELİŞİM
SAĞ VEYA SOL EL KULLANIMI_

İki buçuk yaşındaki kızımız bazen sağak gibi görünse de, çatal veya kaşık tutarken sol elini kullanıyor. Acaba bu yaşta yerleşmiş bir tercih olur mu, yoksa hâlâ gelişmekte midir? Ona yardımcı olmak için yapmamız gereken bir şey var mı?
El kullanımı anababalar için önemli bir sorundur, çünkü hâlâ sağ-el ağırlıklı bir dünyada yaşıyoruz. Solak olarak büyüyen çocukların, yetişkinlikte sağ el için hazırlanmış aletleri kullanmakta zorlandıkları bir gerçektir.
Çocukların çoğunda, el kullanımındaki tercih 5, hatta 6 yaşından önce belirlenmez. Bazen çocuğun sağak mı, yoksa solak mı olacağı daha erken de belli olabilir ama çocuklar yaşama her iki ellerini de eşit ağırlıkta, eşit beceriyle kullanarak gelirler. Çocuklar büyüdükçe, sağaklar için olan dünyamızda, onları mümkün oldukça sağ ellerini kullanmaya teşvik edebilirsiniz. Ancak bunu zorla yapmamanız çok önemlidir. Beynin motor alanı, konuşma merkezine çok yakındır. Çocuğun sol elinden sağ eline geçmeye zorlanması, bu merkezde problemler yaratabilir. Yine de bir sorun haline getirmeden sağ el kullanımını yüreklendirmenin çeşitli yolları vardır. Bu da çocuğun ileriki yıllarda sağak olarak daha rahat etmesini sağlar.
Çocuğunuz daha çok küçükken, ona bir şey verdiğinizde sağ eline tutuşturun. Çocuk kendisi sol eliyle bir şey aldığında, bir süre sonra yumuşakça onu sağ eline geçirin. Eşyayı sol elinden sağ eline geçirme işini, her ikisini de eşit beceriyle kullandığı çok küçük olduğu yıllarda yapmaya çalışın. Eğer çocuğunuz açıkça sol elini kullanma eğilimi içindeyse, buna izin verin. Sağlıklı bir gelişmeyi çocuğunuzu sağlıksız bir şekilde el değiştirmeye zorlayarak bir güç mücadelesine çevirmekten kaçının.
Çocuğunuzun ayaklarına bakmak da çok önemli olabilir. Anababaların çoğu çocuklarının sağ ayağını mı, yoksa sol ayağını mı kullandığının farkında değildir. Çocuğunuz emeklerken önce hangi ayağını ya da dizini attığını izleyin. Önce hangi ayağına çorap veya ayakkabı giydiğine bakın. Koşarken hangi ayağıyla başlıyor? Birbirine zıt ayak ve l elin tercihi yerine, sağ el-sağ ayak ya da sol el-sol ayak korelasyonu konusunda çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz. Ama doğanın belirlediği konularda çok fazla üzülmekten vazgeçin.

SAĞLIK KONTROLLERİ

Doktor kontrolleri gerçekten çok pahalı olabiliyor. Bunu da gözönünde bulundurarak, sağlıklı bir çocuğun ne kadar sıklıkla doktora gitmesi gerekir?
Doğumda bebeklerin çok ciddi bir kontrolden geçirilmeleri gerekir ki tedavi gerektiren bir problemleri olup olmadığı saptanabilsin. Sonra doktorunuz size normal kontrolleri ve aşıları içeren bir program çıkaracaktır. Eğer doktor ziyaretlerinde maddi bir problem yaşıyorsanız, bunu ucuza veya ücretsiz olarak temin edebileceğiniz sağlık ocakları vb. sağlık kuruluşları bulabilirsiniz.
Normal olarak, daha önce bir problem olmadığı takdirde, bebek doğumdan altı ya da sekiz hafta sonra doktora götürülmelidir.
Bu kontrolden sonra, bebek dört ve altı aylık olduğu zamanlarda kontroller gerekir. Bütün bebekler boğmaca, tetanoz, difteri, kızamık, kabakulak, çocuk felci ve belki de menenjit ve sarılık aşısı olmalıdır.
Son yıllarda boğmaca aşısı sonucunda ortaya çıkabilecek çok ender ama ciddi bir reaksiyon görülmektedir. Ama çocuğun bu hastalığa yakalanma riski böyle bir reaksiyonun olma riskinden daha fazladır. Bu nedenle anababalar iyi bir nedenleri olmadıkça boğmaca aşısından vazgeçmemelidirler. Bu konuda doktorunuza danışın.
Aşıların yanı sıra, doktorun düzenli kontrolleri çocuğun endokrin sisteminde bir anormallik olup olmadığını ya da kafatası tam gelişmeden kemiklerde erken bir kapanma olup olmadığını dikkatlice gözlemesine yardımcı olur. Bebek altı-yedi aylık olduktan sonra, sağlıklı bir bebek için yıllık kontroller yeterli olacaktır.

DİŞ BAKIMI

Anababalar çocuklarını diş bakımına ne zaman başlatmalıdır?
Bir diş doktoru arkadaşım, bebeğin ilk dişleri çıkmaya başladığı andan itibaren diş bakımının başlaması gerektiğini söylemişti. Süt dişleri geçici olmalarına rağmen, çürümeleri önlenmelidir ve bu da zor değildir. Birkaç aylık bir bebeğin dişleri bile yumuşak bir pamukla yatmadan önce temizlenebilir (diş macunu kullanmadan). Süt, dişlerin üzerinde, çürümelere neden olan bakterileri üreten bir tabaka bırakır. Çocuk doktorlarının anababalara çocuklarını yatağa bir biberon sütle yatırmamalarını söylemelerinin bir nedeni de budur. Eğer bir bebeğin yatma zamanı biberon içmesi gerekiyorsa, bu sadece su olmalı.
Çocuğun dişlerinin iyi gelişmesini sağlamakta ve çürümeleri engellemekte önemli olan diğer bir konu da çocuğun beslenme şeklidir. Çok fazla nişastalı ve şekerli ya da çok rafine edilmiş yumuşak besinler ağızda çok küçük yiyecek parçacıkları bırakarak bakteri üretimini arttırır. Büyük parçalardan oluşan sert yiyecekler dişlerin üzerindeki tabakayı temizler ve parçacıkların aralarda kalıp çürümelere neden olmasını engeller. Her gün bir elma diş doktorlarının de tavsiye ettiği bir yiyecektir. Dişlerinizi fırçalayamadığınız zamanlarda elma yemeğe çalışın, dişlerinizin daha temiz olduğunu farkedeceksiniz. Elmada bulunan bir enzim dişleri gerçekten temizlemektedir. Bu nedenle çocuklarınıza bol bol meyva yedirin, özellikle de elma. Ancak küçük bebeklere elma, üzüm gibi bütün meyvalar vermeyin çünkü boğulmalara yol açabilir.
Daha büyük çocuklar her yemekten sonra, yemek parçacıklarını temizlemek ve dişetlerini güçlendirmek için dişlerini fırçalamalıdırlar. Okula başladıktan sonra, günde iki kez fırçalama yeterlidir. Florürlü dişmacunuyla ve küçük, yumuşak bir fırçayla, dişetlerini acıtmadan uzun süreli fırçalama yapmasını sağlayın. Diş macununu tükürmesini öğretin, çünkü onlar yutulmak için yapılmamıştır!
Çocuğun diş aralarının diş ipiyle temizlenmesi de önemlidir çünkü dişlerin aralarındaki yüzeyler en iyi diş ipiyle temizlenir.
Çocuğun bir diş doktorunu ilk ziyareti ikinci ve üçüncü yaşları arasında gerçekleşebilir. Sizinle ya da diş doktorlarına karşı rahat ve olumlu bir tutum içinde olan bir yakınınızla birlikte gidebilir. Çocuğunuz diş doktorunun muayenehanesine alışmalı ve doktor da onunla diş bakımı konusunda özel konuşmalar yapmalıdır. Daha sonra normal ziyaretler başladığında -belki üç yaş civarında- çocuk doktordan korkmayacaktır.

UYGUN ŞİLTE

Torunum hâlâ bebek karyolasında yatıyor ama anababası artık onu normal bir yatağa geçirmeyi düşünüyorlar. Bunun için de su yatağı almayı planlıyorlar. Benim çocukların su yatağında uyumalarının sağlıklı olup olmadığı konusunda kuşkularım var.
Su yataklarının çocuklar açısından bazı yararlan olduğunu kabul ediyorum. Ama iyi bir yaylı yatağın sağlayacağı desteğin, çocukların çoğu için çok uygun olduğunu düşünüyorum. Ancak, istisnai olarak ortopedik problemi olan çocukların daha sert bir şilteye ihtiyaçları olabilir.
Bir çocuk bebek karyolasından yatağa ne zaman geçmelidir, iki ilâ beş | yaşlan arasındaki herhangi bir zamanı tavsiye edebilirim. Bazı bebekler karyolanın güvenli ortamını uzun bir süre tercih edebiliyorlar. Daha hareketli olanları, kenarlara tırmanmaya çok erken yaşlarda başlayabiliyor. Önemli olan bebeğin güvenli ve rahat bir yatağının olmasıdır. Eğer bebek karyolaya tırmanmaya başladıysa, artık ondan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Çocuğun aşağıya inmeye çalışırken, düşmesini istemeyiz.

AYAKKABILAR

Çocuklara pahalı ayakkabılar almak gerekli midir? Ucuz ayakkabı konusunda bazı tereddütlerim var.
Bazen daha iyi (veya daha pahalı) ayakkabılar gerçekten gerekli olabilir ama böyle durumlar genellikle enderdir. Bazı çocukların ayaklarına hiçbir ayakkabı tam olarak uymaz. Ortopedik problemleri olan çocukların özel ayakkabılara ihtiyaçları vardır. Ayakkabı alırken, çocuğunuzun ayağına dikkat edin, parmakları dışarı fırlamasın ya da içeride kalmasın. Çocuk yürürken bileklerine bakın, içeri doğru dönüp dönmediklerine ya da çocuğun ayağının dış kenarına basarak yürüyüp yürümediğine dikkat edin. Eğer bu şekilde karar veremiyorsanız, ayakkabılarının genellikle nereden eskidiğine bakın. Tabanın iç tarafı eskiyorsa, çocuğun bilekleri zayıftır. Eğer dış taraflar hemen eskiyorsa, o zaman çocuğun ayağı sonradan problem yaratacak bir şekilde dışarı çıkıyor demektir. Hâlâ kuşkularınız varsa, doktorunuzla konuşabilirsiniz. Çocuğunuzun ortopedik bir müdahaleye gerek duyup duymadığını bir ortopediste danışarak karar verebilirsiniz. Ayakkabılar konusunda tereddütleriniz varsa, iyi bir ayakkabıcıya giderseniz oradaki kişiler size yardımcı olabilir.
Eğer ayakkabıyı kendiniz alacaksanız, en iyi zaman öğleden sonra yâ da akşam saatleri, ayağın şişmiş olduğu zamanlardır. Ayakkabı çocuğun ayağındayken, bir parmak kadar büyük olmalıdır. Yani, çocuğun ayağının baş parmağı ile ayakkabının burnu arasında, sizin baş mağınızın gireceği kadar bir boşluk kalmalıdır. Böyle bir boşluk a kabının, çocuğunuzun ayağının rahat edebileceği ve yeterince uzun giyebilmesini sağlayacak kadar geniş ve sürtünmeden dolayı su toplamalar veya rahatsızlıklar yaratmayacak kadar dar olduğunu gösterir. Pahalı bir mağazadaki satıcıların çocuğunuzun ayağına uyan ayakkabıyı nasıl saptadıklarına dikkat edin, sonra o yöntemleri kendiniz de uygulayabilirsiniz.

LENSLER

Çocuklar kaç yaşlarından itibaren lens kullanabilirler?
Bu, kişisel olarak yaklaşmam gereken bir problem çünkü çocuklarımın hepsi gözlük takıyor. Benim deneyimlerime göre, 12-14 yaşından önce lensi çok az doktor önerebilir. 12 yaş bile çok erken. Yumuşak lensler, sert olanlardan daha güvenlidir ama yumuşakların bile bazı riskleri vardır.
Lens kullanma zamanına karar vermeden önce, anababaların dikkate almaları gereken bazı konular vardır. Her şeyden önce, göz bozukluğunun derecesi önemlidir, aşırı miyop olan çocuklar lenslerden çok yararlanmaktadırlar. Lensler doğrudan göze takıldığı için, görüntü daha iyi ve uygunluk daha fazla olur. Çocuk gözlük takmadığında daha iyi göründüğünü düşünür.
Diğer bir nokta çocuğun sorumluluk düzeyidir. Lensler çok büyük özen ister. Kaybolabilirler ve çok pahalıdırlar. Gözde iltihaplanma ve yaralanmalara yol açmamak için devamlı temiz tutulmalıdırlar. Çocuğunuz çok sorumluluk sahibi değilse, sanırım ne siz, ne de çocuğunuz lens kullanma lüksüne hazırdır.
Üçüncü bir nokta, çocuğun aktivite düzeyidir. Yüzme gibi aktif bir spor yapan bir çocuğun lensinin zarar görme, kaybolma ve kırılma olasılığı çok fazladır. Gözün içinde kırılan lensler tamir edilemez zararlar verebilir.
Son bir nokta ise, gözlük takmanın çocuk üzerinde yarattığı etkidir. Daha küçük yaşlarda, gözlük takmak çocuğu arkadaşlarının gözünde daha çekici yapabilir ya da onunla dalga geçilmesine neden olabilir. Dalga geçme durumuyla başetmesini sağlamak için, çocuğa verebileceği akıllıca bir cevap öğretilebilir. Daha sonraki yıllarda ise, özellikle lise yıllarında, gözlük çocuğun özgüven duygularını etkileyebilir.
Çocuğunuzun gözlükten lense geçme zamanını ve şeklini göz doktorunuza danışın. Çocuğunuzun gözleri çok değerlidir, onlara iyi bakın.

NE KADAR UYKU?

3.5 yaşındaki küçük oğlumun ne kadar uykuya ihtiyacı olduğunu öğrenmek istiyorum. Öğleden sonra uykusuna yatması hâlâ beklenebilir mi?
ister inanın, ister inanmayın, küçük bebekler ilk altı aylarında günde 18-20 saatlik uykuya ihtiyaç duyarlar. O zamandan sonra, uyku ihtiyacında hızlı bir düşüş olur. Genellikle çocukların en az sekiz saatlik bir uyku ihtiyacı vardır ama daha fazlasına ihtiyaç duyup duymadıklarını etkileyen bazı faktörler olabilir. Bunlar çocuğunuzun yatma zamanlarını belirlemenize yardımcı olabilir.
Çocuğun yaşı ve büyüme hızı tabii ki önemli faktörlerdir. Küçük bebeklerin ihtiyacı olan uyku miktarından söz etmiştim. Daha sonraki yaşlarda daha az uykuya ihtiyaç duyarken, ergenlik çağında tekrar fazla uyku ihtiyacı olabilir. Hızlı büyüdükleri için, çocukların daha fazla uyku ve dinlenmeye ihtiyaçları olur.
Çocuğun sağlık durumu da ihtiyacı olan uyku miktarını etkiler. Allerjisi veya üst solunum yolları enfeksiyonu, soğuk algınlığı, ateşi ya da diğer bir rahatsızlığı olan çocukların sağlıklı olanlardan daha fazla uykuya ihtiyaçları vardır.
Doğuştan sahip olunan enerji üretme durumu da, gerekli olan uykuyu belirler. Bütün bir güne yayılan harcanan enerji miktarı, ihtiyaç duyulan dinlenme miktarını etkileyebilir.
Çocuğunuz yeterli uyku uyuyorsa, okul zamanına daha çok varken kendisi uyanacaktır. Eğer onu siz düzenli olarak uyandırmak zorunda kalıyorsanız veya kendi çalar saatiyle uyanıyorsa, o zaman geceleri yatağa daha erken gitmesi gerekir.
Çocuk yorgun olduğu zaman beyni ve vücudu bunun belirtilerini verecektir. Bu belirtiler (sinirlilik ya da düşen göz kapaklan) çocuğunuzun yorgun olduğunu size gösterir. Bebeklerin çoğu bir yaşlarında sabah uykularından vazgeçerler. Çocukların çoğu öğleden sonra uykularını da üç veya dört yaşlarında bırakırken, bazıları da okul öncesi döneme kadar devam ederler. Bu yaştaki çocuklar, öğleden sonra uykuları yüzünden gece yatağa gitmekte zorlanırlar.
Ergenlik öncesi dönemde sekiz-on saatlik gece uykuları oldukça çoktur ama ergenlik döneminde dokuz-on saatlik uyku hiç de fazla gelmez. Gece uykuya yatma zamanlarını birbirinize sokulduğunuz, sevgi ve güveni paylaştığınız, sıcak ve samimi anlar olmasına çalışın. Bir güç mücadelesi haline dönüşmesine izin vermeyin.

KONUŞMA PROBLEMLERİ

Çocuklarının ilgilenmeyi gerektirecek kadar ciddi bir konuşma problemi olup olmadığına anababalar nasıl karar verebilirler?
Çocukların konuşma problemlerinin çoğu geçicidir. Örneğin, hiç konuşamayan küçük bir çocuğun hikâyesini duymuştum. Anababa, tekrar tekrar doktoru ziyaret etmişler ve yardım istemişlerdi. Doktor çocuğun neden konuşamadığını saptamak amacıyla, dilini, damağını ve vücudunun her bölgesini muayene etti. Zihinsel olarak da bir problemi yoktu. Teşhis ve tedavi için birçok konuşma pataloğuna gönderildi ve hiçbiri bir problem bulamadı. Ama çocuk altı yaşına gelip okula başlayınca, konuşmaya başladı ve artık hiç susmuyor!
Konuşmayla ilgili problemlerden biri burada olduğu gibi, konuşmanın gecikmesidir. Çocuk üç veya dört yaşlarına geldiği halde hâlâ konuşmuyorsa, anababaların endişelenmesi gerekir. Uzmanlar o zamana kadar olan gecikmeler üzerinde fazla durmamaktadırlar çünkü çocukların bazıları o yaşlara kadar konuşmamaktadır. Eğer çocuk kendisiyle konuşulduğunda cevap vermemek gibi diğer bazı belirtiler gösteriyorsa, bir işitme problemi olup olmadığı kontrol edilmelidir.
İkinci bir konuşma problemi normal dışı seslerdir. Bir çocuğun "r" yerine "y" demesi gibi bazı sesleri yanlış çıkarması anababasının endişelenmesine yol açabilir. Böyle bir durumun nedeni, çocuk artık çok küçük olmamasına rağmen, anababasından hala bebek gibi konuşmalar duymasıdır. Anababalar böyle konuşmaktan vazgeçtikleri zaman, çocuklar da bu alışkanlıklarını yenebilirler. Konuşma uzmanı arkadaşım, anababaların normal dışı sesler için sekiz ya da dokuz yaşlarına kadar endişelenmemeleri gerektiğini söyledi. Eğer bebeksi sesler o yaşlarda da devam ediyorsa, bir konuşma terapisti ile görüşebilirsiniz.
Kekeleme ise pek çok kişiyi endişelendiren ciddi bir durumdur. Bir arkadaşımın çocuğu, bir cümleyi bile söyleyemeyecek kadar kötü kekelemeye başlamıştı. Onu bir konuşma pataloğuna götürdüler. Uzman onlarla ve çocukla bir süre çalıştıktan sonra, ailenin en küçüğü olarak kimsenin kendisini dinlemesini sağlayamadığını keşfetmişti. Böylece de, bir kere kekelediği için kazandığı ilgiyi devam ettirmek için kekelemeyi öğrenmişti. Gerçek problemin bu olduğundan biraz kuşku duymakla birlikte, uzmanın ona konuşmak için bol bol vakit ve bol bol ilgi verme önerisini izlediler ve çocuk bu zorluğu çok çabuk atlattı.
Öfke veya korkudan dolayı konuşmayı reddetmek de oldukça yaygındır. Buna seçilmiş suskunluk adını veriyoruz. Tedavisi için, hem çocuğun, hem de anababanın profesyonel yardıma ihtiyacı vardır.
Hemen bütün çocuklar konuşmayı öğrenir. Çok fazla ya da çok az konuşurlar. Konuşurken biraz zorluk çekebilirler ama unutmamanız gereken en önemli faktör onlara olan sevgi ve ilginizi iletebilmenizin ne kadar değerli olduğudur.

ESTETİK AMELİYATLAR

Maddi imkânlarınızla çocuğunuza iyi bir eğitim ya da güzel bir yüzden sadece birini sunma şansınız olsaydı, hangisini seçerdiniz?
Böyle bir sorunun gerçekten biçimsiz bir kusuru olan bir çocukla ilgili olarak sorulabileceğini düşünüyorum. Gerçekten de, iyi bir eğitimin bir çocuğa güzel bir yüzden daha fazla yarar sağlayacağına inanıyorum, Üretken bir insan olmak, çocuğun hayatına hoş bir dış görünüşe sahip olmaktan daha çok anlam ve amaç getirecektir.
Bu nedenle, büyük bir burnu küçültmek ya da sivri bir çeneyi yuvarlatmak için yapılacak bir ameliyatla ilgili olarak bu soruyu soruyorsanız, o zaman kendinizi biraz sorgulamalısınız? Bir çocuğun görüntüsünün iyi ya da kötü olduğu yargısına kim varıyor? Bazen bazı aileden gelen özellikler ve değerler nedeniyle, anababalar dış görünüşteki belli bazı noktalar konusunda çok hassas olabiliyorlar. Örneğin, çocukken burnunuz konusunda sizinle dalga geçildiyse, aynı burna sahip olan oğlunuzun duyguları konusunda aşırı duyarlı olabilirsiniz. Aynı şekilde, değişik kültürlerin farklı güzellik anlayışları olabilir. Örneğin bir ülkede, bir kişinin burnu çok büyük gözükebilir. Ama aynı burun başka bir ülkede bir farklılık göstergesi olarak algılanabilir. Bu nedenle, çocuğunuzun probleminin gerçek mi, yoksa aile ve toplum değerleriyle mi ilgili olduğunu iyice düşünün.
Anababalar ayrıca, çocuklarını arkadaşlarıyla karşılaştırarak ne kadar anormal olduğunu saptamalıdırlar. Çocuk düzeltilebilecek bir özellik ya da kusur yüzünden aşağılık ve yetersizlik duygusu içinde mi? Deneyimlerime göre, çok çirkin olarak dikkat çekecek kadar olağandışı bir çocukla pek karşılaşmadım.
Eğer çocuğunuzun bir yanık ya da doğum izi gibi önemli bir kusuru varsa, bu konuda bazı önerilerim olacak:
Bir doktora gidin ve bu konuyu görüşün. Ameliyat öneriliyor mu? Bunun maliyeti ne olacak?
1. Problemi ameliyatsız halletmenin bir yolu var mı? Çocukların çoğu dış görüntülerini bazı kozmetikler aracılığıyla düzeltebilirler. Örneğin, yeni bir saç kesimi, belli bir şekilde giyinmek ya da daha büyüdükçe lens takmak veya düzeltici makyaj yapmak gibi.
2. Eğer düzeltme imkânı yoksa ya da siz bunu karşılayamıyorsanız, o zaman çocuğunuzun kusurunun onu diğerlerinden farklı ve eşsiz yaptığını anlamasına yardımcı olmanız gerekmektedir. Bu biraz üzüntü yaratacak bir durumdur ama çocuk görüntünün her şey olmadığını anlayarak bu üzüntüyü atlatacaktır. Bir konudaki sınırlan değerlendirmeye başladıkça, diğer alanlarda daha güçlü bir beceri geliştirecektir. Diğer çocuklarla paylaşılan eğitsel ve sosyal beceriler ve etkinlikler geliştirmek, ciddi bir görünüş kusurunun verdiği kalp acısını kapatacaktır. Çocuğunuza başkalarına şefkat duymayı öğrenmek için kendi acısından yararlanmayı öğretin. Ona içi güzel olan herkesin diğer insanlara güzel görüneceğini öğretin. Kalbi kötülükle dolu olduğu sürece en gösterişli manken bile çirkin gözükür.

TATİLLER VE EĞLENCE
TATiLE HAZIRIANIRKEN

Ailece yapılan tatilleri gerçekten özel bir hale nasıl getirebiliriz?
Aşağıda söz edeceğim öğeler çok önemli olmalarına rağmen, genellikle farkında olmadan ihmal edilirler.
Genel ruh hali. Genel bir samimiyet havası yaratmaya çalışırını. Tatil için gerekli iyi niyet aile için de gereklidir. Gülüşler, kahkahalar ve şakalar bütün bir yıl için önemlidir ama tatil zamanı böyle bir mutluluğun yanı sıra, sırlar ve sürprizler için de doğal bir zamandır. Tatil zamanı çocukları süsleme, yemek hazırlama ve benzeri bazı hazırlıklara katma, annenin yükünü almanın yanı sıra, belli bir aile geleneği yaratmada da mutluluğun bir parçasıdır.
Dinlenme. Tatiller aynı zamanda sessizlik ve sükunet zamanı olmalıdır. Kişisel olarak ya da ailece sessiz ve sakin bir ortam yaratmak için zaman ayırın.
Gelenek. Belli gelenekler oluşturmak çok önemlidir. Özel tatil günlerinde özel bazı yemekler hazırlayarak bir gelenek oluşturabilirsiniz. Büyükannenizin göreneklerini veya yemeklerini sürdürerek, çocuklarınızın geçmişlerini anlamalarına yardımcı olabilirsiniz.

FOTOĞRAF ALBÜMLERİ

Hemen her evde bir sürü aile resminin bulunduğu bir kutu ya da çekmece bulunur. Bütün bu resimlerle ne yapacağımızı bize söyler misiniz?
Bunu memnuniyetle yaparım.Çünkü, fotoğrafların insanlar için çok önemli olduğunu biliyorum. Sorunları olan bir insan üzerinde psikiyatrik değerlendirme yaparken sıklıkla sorduğum sorulardan birisi şudur: Evinizde bir yangın olsa, o evden çıkarmak isteyeceğiniz şeyler neler olurdu? Hemen herkes aile fotoğraflarından söz eder. Bence de çoğumuz için anılar ve resimler çok önemlidir.
Sizlere anababa olarak, her çocuğunuz için kendisine ait bir fotoğraf albümü oluşturmanızı öneririm. Onun daha sonra hatırlamasını arzu ettiğiniz, doğumundan öncesine ait fotoğrafları da o albüme yerleştirin. Çocuğunuzun geçmişiyle başlamanızı ve albümüne ondan önceki kuşakların resimlerini koymanızı öneririm. Büyükanne ve babasının, hatta daha öncekilerinin ve belki de onların yaşadıkları yerlerin resimleri ona geçmişiyle ilgili bir duygu geliştirmesini sağlayacak ve belli bir grup insana ait olduğu hissini verecektir.
Yaşadıkları yerler çocuklar için çok önemlidir. Ortalama bir aile çocukları büyürken sık sık taşınır. Bu nedenle de albümün o bölümü oldukça geniş olmalıdır. Okullarının, yakın çevrenin ve çocukların hoş vakit geçirdikleri belli yerlerin resimlerinin albümde yer alması çok iyi bir fikirdir. Parklar, tatiller ve oyuncaklar daha sonra dönüp bakıldığında zevk alacağı şeylerdir. Diğer bir bölüm arkadaşlarına ve onlarla paylaştığı etkinliklere -doğum günü partileri, spor karşılaşmaları vb.- ayrılmalıdır.
Çocuğun hayatında önemli bir yeri olan insanları mutlaka koyun: Öğretmenleri, özel arkadaşlarını, çocuğun yetişmesi sırasında anlamlı olan herkesi. Çocuğun gelişiminin sembolleri de anlamlı olabilir: Spor olayları, okul gösterileri, fen projeleri, özel hayvanlar. Bütün bunlar çocuğunuz büyüdükçe ve kendi ailesini oluşturmaya başladıkça onun için hazine değerindeki anılardır. Çocuklarınız bu anıları bir gün çocuklarıyla paylaşmak isteyeceklerdir.

ÇOCUK BAKICILARI

Anne ve baba dışarı çıktıklarında, yan komşunun lise öğrencisi kızının çocuklarla kalmasında bir sakınca görüyor musunuz?
Yeteneklerini ve olgunluk düzeyini dikkatlice kontrol ettiyseniz çocukları böyle bir bakıcıyla bırakmanın hiçbir sakıncası yoktur. Bazen çocuklara kötü davranan veya gereği kadar koruyamayan bakıcılar olabilir ve bunun olmasını istemezsiniz.
Bakıcılarla anlaşmadan önce, onları iyice araştırmayı unutmayın, iyi ve güvenilir bir bakıcı olup olmadığını saptamak için göz önünde bulunduracağınız bazı ölçütler şunlardır: iyi bir bakıcının,
• yüksek bir olgunluk düzeyi
• kriz zamanlarında başvuracağı iyi bir karar mekanizması
• çocuklara vurmasını veya bağırmasını engelleyecek kadar benlik kontrolü
• bir çocuğu kontrol ve disipline edebilme yeteneği
• çocuklara baktığı sürelerde yaşıtlarıyla birlikte olmaya istekli olmaması
• yukarıdakileri doğrulayan bir referansı olması gerekir.
Kendi uyguladığınız ve gerektiğinde onun da uygulamasını istediğiniz disiplin yöntemleri konusunda ona çok net açıklamalar yapmalısınız. Bakıcının sizi ne zaman arayacağına ve size ulaşamadığı takdirde durumla nasıl başa çıkacağına karar verebilmesi gerekir. Bir bakıcıda olması gereken en önemli özellikler, çocukları sevmesi, kibar, kararlı ve koruyucu olmasıdır. Ayrıca bir bakıcının enerjik olma ve sadece temel bakımı sağlamanın yanı sıra çocukla oyun oynamasını ve böylece birlikte güzel zaman geçirmelerini isterim.
Bir bakıcının niteliklerine nasıl karar verebilirsiniz? Referanslar istemeli ve onlarla kişisel olarak konuşmalısınız. Ayrıca bakıcının siz oradayken çocuklarınızla birlikte olmasını ve neler olduğunu dikkatlice izlemenizi öneririm. Çocuğunuz yeterince büyüdüğü zaman, ona bakıcı gittikten sonra gecenin nasıl geçtiğini sorabilirsiniz. Döndüğünüzde evin,bakıcının ve çocuğunuzun durumunu dikkatlice inceleyin. Eğer kuşkularınız varsa, bir gece aniden eve geri dönün. Bu pek uygun gözükmeyebilir ama çocuğunuzu bu kişiye emanet edip edemeyeceğiniz konusunda size çok yardımcı olur. İç güdülerinize güvenin! Bir terslik olduğu hissine kapılırsanız, araştırıp emin olana kadar çocuğunuzu onunla bırakmayın.
Diğer bir önerim de, maddi olarak zorlanmamak için bakıcınızda ara sıra değişiklik yapmanızdır. Bazen yakın ve güvenilir arkadaşlar birbirlerine yardımcı olabilirler. Ve tabii ki büyükanne ve babalar. Onların değeri altınla ölçülemez. Ben de, kızım dışarı çıktığında, torunlarıma bakmayı çok seviyorum.

DIŞARIDA BİR GECE

4 yaşında ve yeni doğmuş iki çocuğumuz var. Akşamlan bir arkadaşımızın evine ya da bir restorana gittiğimizde onların bir bakıcıyla evde kalmaları mı, yoksa bizimle gelmeleri mi daha iyi olur? Onlarla birlikte gitmekten rahatsızlık duymuyoruz ama onların evdeki kadar rahat oyun oynayamayacakları yerlere gitmelerinin zor olacağını düşünüyoruz.
Bu çok güzel bir soru ve açık söylemeliyim ki çocukların devamlı evde kalıp, anababaların gezmeye gitmesine üzülüyorum. Diğer yandan da, genç anababaların haftanın bazı anlarını da çocukların sorumluluğundan uzakta geçirme ihtiyaçlarını anlayabiliyorum, işte size bazı pratik öneriler:
Çocuklarınıza sosyal ortamlarda nasıl davranacaklarını öğretin. Sonra da onları beraber götürün ve hem siz, hem de arkadaşlarınız onların tadını çıkarın. Çocukları eğitebilmek için, arkadaşlarla birlikte evde bazı beraberlikler organize edilebilir. Ev sahibi için çok kolay bir iş olmayabilir ama eşler yardımcı olursa, tüm aile için çok zevkli bir akşam olabilir.
Sosyal bir ortamda nasıl davranacağını öğretebilmek için, çocuklarınızı ara sıra ailece gidebileceğiniz restoranlara götürün. Eğer yeri dikkatlice seçerseniz, bunun aile beraberliğini, sosyal becerileri öğretmek için çok yararlı olduğunu görececeksiniz.
Ancak yeni doğmuş bebeklerin dışarı çıkarılması konusunda bazı sorularım var. Genellikle, ilk birkaç hafta bakterilere dayanıklılık düzeyleri düşük olduğu için, evde kalmaları gereklidir. Yine de, bebe koltuğunda sakin sakin uyuyan bir bebek ise, kısa sürelerle dışarı çıkarabilirsiniz. Eğer çocuğunuzu bir arkadaşın evine bırakıyor ve orada yatmasına izin veriyorsanız, onu bir gece de dışarı götürmenizde hiçbir sakınca görmüyorum.
Çocuklarınızı dışarı çıkarıp çıkarmayacağınıza karar verirken, sormanız gereken sorular şunlardır: Çocuklar sizin arkadaşlarınızla keyifli bir akşam geçirmenize izin verecek şekilde iyi davranabilecekler mi? Çocuklar orada sıkılır mı? Çok mu yorgunlar? Eğer çocuklar yaramazlık yaparsa diğer insanlar rahatsız olacak mı? Siz bu akşamdan zevk alacak mısınız?

TELEVİZYON

Televizyon seyretmek, pek çok iyi anababanın evlerinden uzak tutmaları gerektiğine inandıkları bir eğlence. Ama yine de, her ailede günün ya da gecenin büyük bir bölümünde açık olan bir tane (hatta iki tane) televizyon var. Televizyon hayatımızın bu kadar önemli bir parçası haline geldiğine göre, anababaların bu durumu bir avantaj haline dönüştürmeleri mümkün mü?
Evet mümkün ve araştırmalar bunu nasıl yapabileceğimizi gösteriyor.
Televizyon anababaların öğretimine yardımcı olur. Örneğin, konuşmayı öğrenmede biraz yavaş çocukların anababaları çocuk programlarını izleyip oradaki sözcük ve görüntüleri çocuklarının dil öğretiminde kullanabilirler. Ayrıca çocuklarıyla birlikte oturup programın içeriği hakkında konuşarak renkleri ve diğer bazı doğruları öğretebilirler.
Televizyon, çocukların bilinmeyen değerler ve deneyimlerle karşılaşmalarını sağlar. Çocuklar büyüdükçe, anababalar televizyon aracılığıyla dünyanın birbirine zıt değerlerini öğretebilirler. Televizyon programlarının desteklediği şiddet, sahtekârlık, yasadışı cinsel ilişki ve diğer birçok değerde ne yanlışlık var? Programları daha büyük çocuklarınızla birlikte izleyerek onların programdaki ve anlatmaya çalıştığı dünyadaki iyi ve kötü yanları anlamalarına yardımcı olabilirsiniz. Televizyonu çocuklarınıza empati ve şefkati öğretmek için kullanabilirsiniz. Örneğin, "o çocuğun yerinde olsaydın neler hissederdin" veya "o kızın durumunda nasıl davranırdın?" Aile biraraya toplanarak ve her çeşit tartışma ortamı oluşturularak televizyondan olumlu bir şekilde yararlanılabilir.
Televizyon paylaşmayı öğretebilir. Televizyonu çocuklarınıza paylaşmayı öğretmek için kullanabilirsiniz. Ailelerin birden fazla televizyon sahibi olmamasını öneriyorum. Böylece çocuklarınız istedikleri programları seçerken birbirlerine saygı göstermeyi öğrenirler. Ama sadece birbirleriyle değil, anne ve babalarıyla da paylaşmalıdırlar. Ana-babalar işten eve gelince haberleri izlemek istemektedirler ama genellikle televizyon çocuklar tarafından ele geçirilmiş olmaktadır. Çocuklarınıza televizyonda sizin de hakkınız olduğunu öğretmekten korkmayın.
Televizyon seyretmenizi değerlendirirken yaratıcı olun ve evinizdeki etkisini nasıl olumlu bir hale getirebileceğinize karar verin. Çocuklarınızın seyretme sürelerine sınırlamalar getirin. Okuldan sonra, çocuklarınızı televizyona başvurmadan meşgul edecek pek çok etkinlik olmalıdır. Ödevler yapıldıktan sonra, dışarıdaki etkinlikler, okuma, el becerileri, bilgisayar öğrenme ve diğer yaratıcı etkinlikler televizyondan önce onu meşgul edebilmelidir. Ayrıca çocuklarınızın eğitim programlarını veya özel bazı yayınları izlemelerini sağlayın.

ÇİZGİ FİLMLERDEKİ ŞİDDET

Çizgi filmlerdeki şiddetin küçük çocuklar üzerindeki etkilerini biliyor musunuz? 2 yaşından 9 yaşına kadar farklı yaşlarda dört çocuğumuz var. Eğer bu konuda bana bazı önerilerde bulunursanız çok memnun olacağım.
Ruh sağlığı mesleğindekiler olarak televizyondaki şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi bizleri kaygılandırıyor. Yıllardır yapılan araştırmalar, şiddetin küçük çocukları etkilediğini göstermiştir. Birkaç yıl önce yapılan araştırmada, Kaliforniya´daki bir okul çağı çocukları grubu şiddet sahnelerini seyrettikten sonra birlikte oyun oynarlarken izlenmişler. Şiddet sahnelerini seyredenler, seyretmeyenlerden çok daha yoğun bir şekilde birbirleriyle olan ilişkilerinde şiddet içeren durumlar yaşamışlardır. Son yıllarda çizgi filmlerin bile bu tür bir etkisi olduğunu öğrendik. Ve çizgi filmler söz konusu olduğunda, çocuklar yaralama ve ölümlerin gerçek olmadığı fikrine kapabilmektedirler, çünkü bir dakika önce havaya uçan çizgi film kahramanları bir dakika sonra gayet sağlam olarak ayağa kalkabiliyorlar.
7-8 yaşlarından önce, anababaların televizyon programlarını çok sıkı takip etmeleri gereklidir. Bu yaşlardan önce, çocuklar doğruyla yanlışı birbirinden ayırt etme kapasitesine sahip değillerdir ve seyrettikleri çizgi filmlerde neyin iyi, neyin kötü olduğunu tam olarak anlayamamaktadırlar. Çocuğunuzla birlikte televizyon seyrederek, şiddet içeren yıkıcı programları yasaklayın. Çocuklarınız çok fazla televizyon seyretmeden de yaşayabilir ve her zaman izin verebileceğiniz birkaç iyi program vardır. Böyle programları bile olumlu görüşleri pekiştirmek ve sizin görüşlerinize ters olan sorgulanabilir görüşleri anlamalarına yardımcı olmak için çocuklarınızla beraber izlemenizi tavsiye ediyorum. Çocukların gerçekleri bilmeye ihtiyaçları vardır.

MÜZİK VİDEOLARI

Kızımız onlu yaşlarının ilk yıllarında ve canlı müzik yayını yapan paralı TV kanallarını izlemeye başladı. Bundan kaygı duymamız gerekir mi?
Elbette! Bu tür müzik yayını yapan kanallarda bazen şiddet, çok açık bir cinsellik ve uyuşturucu kullanımı içeren yayınlar olabiliyor. Rap ve hard rock müzikle birlikte artık daha fazla fiziksel istismar görülüyor. Bunun yanı sıra, bazıları da son derece iyi hazırlanmış ve zevkli olabiliyor ve sizin çocuğunuzun bunlardan hangisini izlediğini, siz de izlemedikçe bilemezsiniz.
Benim önerim, çocuğunuzla birlikte bu müzik programlarını iz-lemenizdir. Gördüklerinizi tartışın. Orada şiddet, cinsellik ya da uyuşturucu ile ilgili sahneler gördüğünde neler hissediyor? Kadınları, yetkili kişileri, etnik grupları veya hükümeti küçültücü sözcüklere veya görüntülere karşı duyarlı mı? Böyle bir konuda, anababanın bilgili olması gerekir.

VİDEO OYUNLARI

Video oyunları ile oynamak çocuklar için zararlı olabilir mi?
Bazı olumsuz etkilerinden dolayı, video oyunlarının bazı çocuklar için zararlı olabileceğini düşünüyorum.
• yalnızlık - video oyunlarının çoğu sosyal bir etkinlik değildir
• daha iyi etkinliklerin ihmal edilmesi - okuma, ev işleri, eğitim etkinlikleri
• şiddet - video oyunlarının çoğu etkin bir şiddet içeriyor
• yoğunluk - çocuklar genellikle oyun oynarken kendilerini kaybetmektedirler
Eğer video oyunları alıyorsanız, şiddet içermeden beceri ve koordinasyon geliştiren oyunlar seçmelisiniz. Oyun oynayarak geçirilen zamanı sınırlayın ve onların yerini daha yararlı etkinliklerin almasını sağlayın. Çocuklarınız üzerindeki kötü etkileri izleyin, eğer varsa, o problemlerin nedeni olabilecek video oyununu yok etmekten çekinmeyin. Bazı çocuklar,ailedeki ya da okuldaki bazı sorunlardan veya zorluklardan kaçmak için kullanıp video oyunlarını takıntı haline getirebilirler. Eğer ailesiyle ya da arkadaşlarıyla birlikte olmak yerine, sürekli video oyunlarına yapışan bir çocuğunuz varsa, onu oyunlardan uzaklaştırmak için çaba sarf etmeli ve ona daha anlamlı etkinlikler bulmalısınız.
Ancak video oyunlarının olumlu etkileri de olabilir:
• aile etkileşimi - eğer anababalar oyuna katılırsa
• arkadaşların cezbedilmesi - birden fazla kişiyle oynanan oyunlar için
• el-göz koordinasyonunun geliştirilmesi
Eğer çocuklarınızın arkadaşları video oynamaya evinize gelirlerse, onları tanıma ve nasıl etkileşim kurduklarını görme imkânınız olur. Arkadaşları tanımak olumlu olduğu için, bu da olumlu bir sonuçtur.
Video oyunlarının bulunduğu salonlar, evde oynanan video oyunlarından daha farklıdır. Böyle yerler pek hoş yerler değildir. Uyuşturucu alışverişi, alkol kullanımı oldukça yaygındır ve gözleri yakacak kadar yoğun sigara dumanı vardır.
Ayrıca böyle yerlerde çocukların harcadığı paralar da beni kaygılandırıyor. Oradaki heyecan ve gerginlikle, bir oyun daha oynamaya zorunluluk hissedilir. Bu oyunların diğer bir ortak yanı da aşırı bir rekabet oluşmasıdır. Bazı kişiler çocuğun saldırganlığını kardeşlerine ve oyun arkadaşlarına yansıtmaması için böyle bir şekilde dışavurmasının iyi olduğunu savunmaktadırlar. Ama böyle bir rekabet o salonların dışında da saldırganlığı teşvik edebilir.

ÇATIŞAN DEĞERLER

Ben bir büyükanneyim ve kızım için kaygılanıyorum. Ne zaman 14 yaşındaki oğlu televizyonda iyi olmayan bir şey izlemeye kalkışsa -içinde kötü sözcükler içeren yaşına uygun olmayan bir film gibi- tartışmaya başlıyorlar. Taraf tutmam gerektiğine inanıyorum, ama her defasında çocuğa dersler vermeye kalkarak biraz aşırıya kaçıp kaçmadığından emin değilim. Bu konuyu nasıl daha iyi ele alabilir?
Çocuğun o yaşlarda, daha küçükken ihtiyacı olan otoriter bir anneden çok bir arkadaşa ihtiyacı vardır. Konulan duygusal olmadan daha akılcı bir şekilde tartışarak -sanki yetişkin bir arkadaşıyla konuşurmuş gibi- bu anne de oğlunun görüşlerini açıkça ifade etmesine yardımcı olabilir. 14 yaşındaki bir çocuk artık yetişkinliğe yaklaşmaktadır ve kendi başına kararlar vermeyi, doğruyla yanlışı, iyiyle kötüyü ayırt etmeyi öğrenmesi gerekmektedir.
Yaşantınız boyunca, başarılı olmak için, duygularınızı yargılarınızdan ayırmanız gereken anlardan biri de budur. Filmleri ve televizyonu dikkatlice ve açıkça çocuklarınızla tartışın. Filmlerdeki ve televizyon programlarındaki olumsuz kavramların ve ahlâki değerlerin güçlü etkisini anlamalarına yardımcı olun. Böylece, kendi başlarına akılcı seçimler yapmayı öğreneceklerdir.
Eğer ergen çocuğunuza gerçekten hayır demeniz gerekliyse, bunu kibarca yapın. Örneğin, şöyle yaklaşabilirsiniz: "Keşke sana tam bir özgürlük verebilseydim. Seni hayal kırıklığına uğratmaktan nefret ediyorum. Ama yapmak istediğin şeyin gerçekten de tehlikeli olduğunu görebiliyorum. Ve seni koruyabilmek için, senin incinmeni ve öfkelenmeni göze alabilecek kadar seni seviyorum." Sanıyorum, bu yaklaşım sevgiyle beslenen ve yeterli miktarda olan sınırlar koymanıza izin verecektir.

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <img> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar