Abdullah günlüğü

Yeniden ümmet olmak zorundayız

Şubat sonunda Katar'ın başkenti Doha'da İslâm dünyasının tanınmış 300 aydın, düşünür ve İslâmi hareket liderlerinin katılımıyla yapılan "Uluslararası Saldırganlığa Karşı Küresel Direniş" konferansı, Evangelist-Siyonist saldırı karşısında fiili direnişe ek olarak ümmetin zihinsel planda direnişini öncelemesi bakımından hayli önemliydi.

Yeniden ümmet olmak zorundayız

Başlığı okuyunca; "Zaten biz ümmet değil miyiz?" şeklinde tepki vermiş olabilirsiniz. O zaman soruyu şöyle soralım: "Peki, biz gerçekten bir ?ümmet' olduğumuzun farkında mıyız?" Yani günümüz Müslümanlarının gerçek bir ümmet bilincine sahip olduğunu söyleyebilir miyiz? Ve Ümmet-i Muhammed'in vahdetini; yeniden ümmet olmasını nasıl sağlayabiliriz?

Türk-Islâm Birligi

Yazimizin basligi, hem bir derginin ismi, hem de bir konferansin konusudur. Ve hem tarihte yasanmis bir gerçek, hem de tekrar yasanmasi mümkün bir ideal, bir gaye ve bir hedeftir.

"Ben, Türk ve Müslümanim" diyenler de, sadece "Türk'üm" veya sadece "Müslümanim" diyenler de bu idealde olmali, bu yönde düsünmelidir. Zira hedeflenen birlik, hem Türk olanlarin birligi, hem Müslüman olanlarin birligi, hem de Türk ve Müslüman olanlarin birligidir. Yani, sadece Türk ve Müslüman olanlarin degil.
"Birlikten kuvvet dogar."

Birer ticarî birlik olan sirket ve holdingler de siyasî birlikler de daha kuvvetli olmak gayesiyle kurulmustur.
Zamanimizda güç ve kuvvet -neredeyse- tek geçerli akçe oldu. "Asrimiz bilgi asridir" deniyorsa da, gerçekte bilgiyi kuvvete dönüstürme asridir. Yani yine devrede olan kuvvettir.

Peki, düsünülen birligin gerçeklesme sansi var mi? Var. Tarihteki misali de Osmanli ulu çinari.

Son yorumlar

İçerik yayınları